Halka arzlarda reform beklentisi
Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) başlayan yeni dönemle birlikte masadaki yapısal reform beklentileri artıyor. Geçmişte Çukurova, Kepez, Bimeks, Goldaş ve İhlas Finans gibi onlarca şirketin borsa kotundan çıkarılmasıyla (işlem sırasının kapatılmasıyla) yüz binlerce yatırımcının uğradığı mağduriyetleri hatırlatan piyasa uzmanları, halka arz sürecinde ve halka arz sonrası dönemdeki düzenlemelerin sıkılaştırılması gerektiğini, idari cezalar veya işlem bazlı anlık müdahaleler yerine, halka arz öncesi ve sonrasını kapsayan kalıcı sistem değişikliklerine ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Sermaye piyasalarında son yıllarda yaşanan halka arz rüzgarı, tasarrufların tabana yayılması açısından olumlu bir seyir izlese de, sistemdeki bazı gri alanlar yatırımcı güvenliğini tehdit ediyor. Tipik bir istismar döngüsünde; bazı şirketler halka arz yoluyla yüksek oranda fon elde ediyor. Mevcut mevzuattaki 180 gün ila 1 yıllık pay satmama ve sermaye artırmama taahhüt süreleri dolar dolmaz, şirket ortakları pay satışı gerçekleştiriyor veya nakit ihtiyacı gerekçesiyle “bedelli sermaye artırımı” yoluna giderek adeta küçük yatırımcının sermayesini eritiyor.
Uzmanlar, SPK’nın yeni yönetim döneminde, piyasada spekülatif fiyat hareketlerine ceza kesmenin ötesine geçerek; ihraççı, ortak ve aracı kurum zincirindeki bu sistemsel boşlukları kapatacak kalıcı yasal düzenlemeleri devreye alması, sermaye piyasalarının sürdürülebilir büyümesi için en kritik eşik olarak görüyor. Piyasa profesyonelleri; günümüzde sayıları 6.4 milyonun üzerine çıkan hisse senedi yatırımcılarının çoğunluğunun geçmişteki Çukurova, Kepez, Bimeks gibi olumsuz gelişen süreçleri bilmediğini, yatırımcı koruma kalkanının bu süreçlerde yetersiz kalarak geç devreye girdiğini hatırlatarak; “Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) aracı kurumların iflasına karşı bir koruma sağlasa da, borsaya kote bir şirketin iflası veya borsa kotundan çıkarılarak işlem sırasının kapatılması riskini tazmin etmiyor. Bu yüzden asıl çözüm, şirketlerin borsa kotundan çıkarılma aşamasına gelmeden önce, radikal önlemlerle yasal olarak engellenmesidir” diye konuşuyorlar.
Bu kısır döngünün kırılması ve borsanın bir “kaynak aktarım mekanizması” olmaktan çıkarılıp gerçek bir yatırım zeminine dönüşmesi için birkaç temel alanda yasal düzenleme yapılması gerektiği ifade ediliyor. Bu anlamda piyasa profesyonelleri ile görüşmelerimiz sonucunda şu öneriler öne çıkıyor:
1 Taahhüt ihlallerinde ortakların sorumluluğu ağırlaştırılmalı
Halka arz gelirinin izahnamede taahhüt edilen amaçlar dışında kullanılması durumunda, mevcut yaptırımlar doğrudan şirkete ve yönetime yönelik uygulanıyor ve aracı kurumlar bu harcama kalemlerinden sorumlu tutulmuyor (aracı kurumun asıl sorumluluğu fiyat tespit raporu ile sınırlı kalıyor). Ancak uzmanlar, mevcut idari para cezalarının caydırıcı olmadığını, fonun amacı dışında kullanılması halinde şirket ana ortaklarının şahsi mal varlıklarıyla da doğrudan mali ve hukuki olarak sorumlu tutulacağı daha ağır ve net bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini savunuyor.
2 Fiyat tespit raporlarına sıkı denetim
Halka arzlarda en çok tartışılan konulardan biri de şirket değerlemeleri. Bir aracı kurumun çok düşük değer biçtiği şirkete, bir başka aracı kurum çok yüksek değerleme raporu hazırlayabiliyor. Bu durumun arkasında, aracı kurumların halka arz büyüklüğünden aldıkları ortalama yüzde 2-4’lük pay (aracılık komisyonu) motivasyonunun etkili olduğu iddia ediliyor. Çıkar çatışmalarını engellemek amacıyla, aracı kurumların fiyat tespit raporlarının SPK veya bağımsız bir denetim kuruluşu tarafından çok daha katı rasyonel kriterlerle denetlenmesi, fahiş çarpanlarla yapılan değerlemelere geçit verilmemesi, diğer aracı kurumlar tarafından yapılan fiyat tespit raporlarına ilişkin değerlendirme süreçlerinin geliştirilmesi gerekiyor.
3 Yüzde 75’i halka açık şirketlere "Yakın İzleme"
Şirketlerin halka açıklık oranının çok yüksek seviyelere (örneğin yüzde 75 ve üzerine) ulaşması, hakim ortakların şirket üzerindeki risk payını minimize ederken, tüm riski küçük yatırımcının sırtına yüklüyor. Bu tür şirketlerin mali yapılarının, ilişkili taraf işlemlerinin ve nakit akışlarının Borsa İstanbul’daki gibi "Yakın İzleme Pazarı" mantığıyla, proaktif ve sürekli bir gözetim altında tutulması gerektiği belirtiliyor.
4 Genel kurul toplanma eşiği ve özel takip mekanizması
Yatırımcı ilgisinin dağılması veya şirketin yönetim zafiyeti nedeniyle genel kurullarda toplam sermayenin en az yüzde 25’ini (çeyreğini) toplayamayan, yani asgari temsili dahi sağlayamayan halka açık şirketlerin alarm verdiği öne sürülüyor. Bu eşiği yakalayamayan şirketlerin doğrudan SPK tarafından “özel takibe” alınması ve yönetim kurullarına bağımsız üye atamaları dahil koruyucu tedbirlerin uygulanması öneriliyor.
5 SPK ve Maliye arasında entegrasyon ve sıkı denetim
Mevcut yapıda denetimler genellikle bilanço dönemleri sonrasında ya da bir usulsüzlük ihbarı üzerine geriye dönük işletiliyor. Oysa halka arz gelirlerinin izahnameye uygun harcanıp harcanmadığı, grup şirketlerine örtülü kazanç aktarımı yapılıp yapılmadığı SPK ve Hazine ve Maliye Bakanlığı ekiplerinin entegre, eş zamanlı ve sürekli denetim mekanizmalarıyla takip edilmesi tavsiye ediliyor. Bu arada hukuki süreçlerin kısaltılması/hızlandırılması için ihtisas mahkemelerinin oluşturulması, Sermaye Piyasası Kanununda suçlar için belirlenmiş süreler ve adli para cezalarının ağırlaştırılması öneriliyor.
6 Zorunlu “Geri Alım” şartı
Halka arz edilen payların borsada işlem görmeye başlamasının ardından, izahnamede taahhüt edilen mali rasyoların sağlanamaması ve/veya piyasa fiyatının halka arz fiyatının altına kalıcı olarak düşmesi durumunda, şirketlere, hakim ortaklara ve halka arzda pay satışı yapan ortaklara net bir “hisse geri alım şartı” getirilmesinin veya halka arz sonrası belirlenecek bir süre için geçerli olmak üzere halka arzda pay satışı yapan ortakların da yöneticilerin alım satım kazançlarını ihraççılara ödemelerine ilişkin tebliğ kapsamındaki düzenlemelere benzer süreçlere dahil edilmesi değerlendirilebilir. Ayrıca halka arz sonrası süreçte mevcut ucu açık ve bağlayıcılığı zayıf olan “fiyat istikrarı planlanmaktadır” beyanları yerine, bağlayıcı düzenlenmelerin yapılmasının şirketi değerinin üzerinde halka arz edip piyasadan çekilme motivasyonunun önüne set çekilebilir.

Dünya borsalarında sistem nasıl işliyor?
Türkiye’de tartışılan bu yapısal önlemler, gelişmiş sermaye piyasalarında uzun süredir katı kurallarla uygulanıyor:
* ABD (SEC): ABD Sermaye Piyasası Kurulu (SEC), halka arz sonrasında şirketlerin fon kullanımını çok sıkı takip eder. İzahnamede belirtilen amaç dışına çıkılması, doğrudan “menkul kıymet dolandırıcılığı” (securities fraud) kapsamında ceza hukukunun konusudur. Ayrıca ABD’de yatırımcıların toplu dava (class action) açma sistemi geliştiği için, yanlış değerleme yapan aracı kurumlar ve şirket ortakları milyarlarca dolarlık tazminatlarla karşı karşıya kalabilir.
* İngiltere (FCA & LSE): Londra Borsası’nda ana pazarda halka açılacak şirketlerin halka açıklık oranları ve yönetimde azınlık hissedarların hakları çok sıkı korunur. Hakim ortakların tek taraflı bedelli sermaye artırımları ile azınlık paylarını sulandırması (dilution) neredeyse imkansızlaştırılmıştır.
* Kıta Avrupası (ESMA): Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi kuralları gereği, halka açılacak şirketlerin değerlemesini yapan kurumların bağımsızlığı düzenlemelerle korunur. Şirketlerin finansal sürdürülebilirliği ve genel kurul katılım oranları yakından izlenerek, yatırımcı haklarını korumak adına şirket içi denetim komitelerine geniş veto yetkileri tanınır.
100’den fazla şirketin tahtası kapatıldı
Borsa İstanbul’da, mali yapısı bozulan, içi boşaltılan veya yönetim zafiyeti nedeniyle işlem sıraları kalıcı olarak kapatılan onlarca şirket oldu. Çukurova Elektrik (ÇEAŞ) ve Kepez Elektrik, İhlas Finans, Raks Elektronik, Sabah Yayıncılık, Medya Holding gibi bir dönemin önemli şirketleri bu listenin en bilinen aktörleri arasında yer alıyor. Bu şekilde 100’den fazla şirketin olduğu biliniyor. Peki, bir şirketin borsadaki işlem sırası (tahtası) kalıcı olarak kapatıldığında içeride kalan yüz binlerce yatırımcıya ne oluyor? Mevcut sistemde bu süreç ne yazık ki küçük yatırımcı için tam bir hak kaybıyla sonuçlanıyor:
Hisseler “kilitli” kalıyor: Tahtası kapatılan bir şirketin hisse senetleri, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) sicilinde yatırımcının adına kayıtlı kalmaya devam eder ancak bu hisselerin borsada alım-satım kabiliyeti (likiditesi) tamamen yok olur.
Şirket tasfiye edilirse sıralama engeli: Şirketin iflası veya tasfiyesi durumunda, yasal olarak borçların ödenmesinde bir öncelik sırası bulunur. Halka açık hisse sahipleri “ortak” statüsünde oldukları için; tasfiye gelirinden öncelikle devlete olan vergi borçları, işçi alacakları ve banka kredileri ödenir. Eğer geriye bir varlık kalırsa küçük yatırımcıya payı oranında dağıtılır.
Hukuki süreçlerin uzunluğu: Yatırımcıların yönetim kurulu üyelerine veya hakim ortaklara karşı açtığı “alacak ve tazminat” davaları, Türk hukuk sisteminde ticaret mahkemelerinin yoğunluğu ve delil tespiti süreçleri nedeniyle yıllarca sürebiliyor. Bu durum, tasarruf sahibinin hak arama motivasyonunu da kırıyor.
Aracı kurum sorumluluğunun sınırı: Bir mağduriyet anında aracı kurumlara hukuken rücu etmek oldukça zor. Halka arz sürecinde yasal olarak öncelikli ve birincil sorumluluk şirketin kendisine aittir. Aracı kurumların, ihraççının finansal dokümanlarındaki her veriden sorumlu tutulacağı bir alan bulunmuyor. Ancak burada aracı kurum için asıl kritik ve bağlayıcı olan, altına imza attığı “Fiyat Tespit Raporu”dur. Şirketin borsa değeri tamamen bu rapora göre belirlendiği için, eğer fahiş veya hatalı bir değerleme söz konusuysa sorumluluk doğmaktadır. Yine de aracı kurumlar, şirketin halka arzdan yıllar sonra kötü yönetim veya kasıtlı işlemlerle batırılmasından doğrudan sorumlu tutulamamaktadır.
5 şirket bu hafta talep toplayacak
2026 yılında bugüne kadar 17 şirketin (Borsa’da henüz işlem görmeyen Beta Enerji dahil) halka açıldığı Borsa İstanbul’da, bu hafta 5 şirket yatırımcılardan talep toplayacak. Mevcut 17 şirketin halka arz büyüklüğü 27 milyar liraya yaklaşırken, sırada 100’den fazla şirketin daha olduğu ve Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) onay beklediği biliniyor. Bu hafta ise 5 şirket halka arz için talep toplayacak. Haftanın ilk talep toplama sürecini 29-30 Haziran tarihlerinde Orzaks İlaç ve Kimya Sanayi (Orzax) başlatırken, Soho Giyim ve Enerji 30 Haziran’da yatırımcılarla buluşacak. Golda Gıda’nın 1-2 Temmuz tarihlerinde talep toplayacağı haftada; Ekim Turizm (Intercity) ile İsvea Seramik ve Banyo Ürünleri Sanayi ise 1-2- 3 Temmuz tarihlerinde halka arz sürecini tamamlayacak.