“Halkın sanatçısı”

Faruk ŞÜYÜN
Faruk ŞÜYÜN ODAK kitap@dunya.com

Geleneksel tiyatromuzun son temsilcilerinden olan Zihni Göktay, sahnelerimizin en uzun süreli oyunu “Lüküs Hayat”ın ilk temsilinden beri değişmeyen tek oyuncusu. Başta “Lüküs Hayat” olmak üzere “Kanlı Nigâr”, “Pembe Konağın Gelinleri”, “Sarıpınar 1914, 2014’te ellinci sanat yılını kutladığı “Cibali Karakolu, rol aldığı onlarca tiyatro eserinden sadece birkaçı.

“Sarıpınar 1914” deyince, ustanın geleneksel tulûattan nasıl yararlandığına güzel bir örnek olan bir anısıyla devam edelim:

Açıkhava’da, Ağustos ayında sergiliyorlar “Sarıpınar 1914”ü. Sahnede yaşananları şöyle anlatıyor Zihni Göktay: “O zamanlar, şimdiki gibi sakal bıyık yapıştırma malzememiz yok; karşımda Doktor’u oynayan Ersin Sanver’in bıyığının ucu sıcakta biraz kalkmış. Konuşurken sağ eliyle ucunu yapıştırmaya çalışıyor. Sinirim bozuldu sürekli bıyığıyla oynamasından. ‘Bir dakika doktor’ dedim. Karşımızda beş bin kişi, Açıkhava dolu. Bıyığı çekip aldım ve ‘sen bundan rahatsızsın, bu bıyığın yapıştırma olduğunu bu beş bin kişi de biliyor. Burası bir tiyatro, olabilir. Artık bu bıyık bende, çıkışta sana iade edeceğim. Şimdi anlatmaya devam et!’ dedim ve bıyığı cebime attım…”

Göktay’ın sinema izleyicilerin kalbine tahta kurduğu karakterler arasında ise Tosun Paşa’da Tellioğlu Ruhi, Meraklı Köfteci’de “Zühtü” ile akıl hastanesinde topsuz penaltı atışan deli, Atla Gel Şaban’da at yarışı meraklısı Halil, Fahriye Abla filminde Fahriye’nin dayısı, Hababam Sınıfı Merhaba filminde edebiyat hocası Üçbuçuk Yusuf, Zaman Mekan Makinesi dizisinde Mucit, Kuruntu Ailesi dizisinde dedikoducu Safinaz’ın eşi Bayram Efendi, Bizimkiler dizisinde Muvaffak Bey, Koçum Benim dizisinde okul müdürü İsmail Bey bulunuyor.

Zihni Göktay bu sene 75 yaşında. Geleneksel tiyatromuzun büyük ustası, kendisiyle yaptığım bir söyleşide “taklitle ilgili bir ders yok konservatuarlarda. Bırakın taklitleri geleneksel Türk tiyatrosuyla ilgili bir fes nasıl, bir serpuş nasıl takılır, bir üç etek nasıl giyilir bilen var mı? Şam hırkası nedir, kimler ne zaman giyer? Evlerde, köşklerde fes giymek ayıp mıdır değil midir? Fesin püskülü nerde durursa o meslek erbabının kime ait olduğunu o adamın ne iş yaptığını anlarsınız gibi şeyler var Vasfi Rıza bize bunları öğretmişti,” diyordu.

Ustaya, yine bir söyleşimizden alıntılayacağım kendi cümleleriyle nice güzel yaşlar demek istiyorum. İyi ki doğdunuz, iyi ki sahnelerdesiniz:

“Evimde oturan, tiyatrodan eve, evden tiyatroya gidip gelen, halkın arasında gayet mütevazı yaşantısı olan biriyim. Ben, ambalajımı çok parlak tutan birisi değilim, halkın sanatçısıyım, alnımın teriyle dürüst işlerde çalıştım edep dairesinde.

Eve iki, üç tane ıslak fanila götürmezsem haram yemiş zannediyorum kendimi. Tiyatro emek istiyor ve karşıdaki senin için gelen seyirci için gramajdan eksiltmemek lâzım.

Sahnede herhangi bir şekilde başınıza gelecek bir olayda havadaki zor bir durumda uçağı piste indirebilmek kadar zor anlar yaşanıyor bazen:

‘Lüküs Hayat’ta seyirciyle konuştuğum bir sahne var. Seyirci gülüyor. Gülünecek laflar da etmiyorum, bir eleştiride bulunuyorum sosyal çarpıklıklar üzerine, burada 28 yıldır gülünmüyor. Bir baktım sahnede bir kedi dolaşıyor, sarman bir kedi. Seyirci ona gülüyor. Ne yaparsınız? Kedi kaçmıyor. Yanına gittim, eğildim dizimin üstüne ‘bak arkadaş’ dedim ‘bu akşam burası bana ait ben burada ‘Lüküs Hayat’ oynuyorum; sen, yanlış yerdesin, sen Broadway’de ‘Cats’te oynuyorsun. Git tiyatrona ‘Cats’e devam et, ben de burada ‘Lüküs Hayat’ı tamamlamaya çalışıyım.’ Kedi gitti…

Tiyatro idaresinden resmi olarak izin alındı. Guinness Rekorlar Kitabı’na başvuruldu. 28 yıldır aynı rolü başkasına devretmeden oynatan dünya üzerinde tek aktörüm… Broadway’de böyle oyunlar var, ama her beş senede bir cast değişiyor. Benim etrafımda bugüne kadar 134 kişi değişti ‘Lüküs Hayat’ta şu veya bu nedenle.

Gerçi emekli olarak devlet güvencesi altındayım, ama yalnız onunla kalmıyor insanların ilâve ücret vererek kendilerine baktırdıkları oluyor. İleriyi de uzun farları yakarak görmek zorundayım. Onun için iş gelirse çalışırım... Yoksa tembel bir insan olsam taksitli turlara katılırım, gezerim! Bir taraftan da üretken, halkın gözünün önünde olmak istiyorum yani. Kayboldu bu adam, nerde bu demesinler diye. Konuk olarak gittiğim bazı leyli meccani, hademei hayrat grubundan sohbet programları var. Onlara da ‘ben buradayım, ölmedim yaşıyorum, Kanada’ya da yerleşmedim, görün beni’ gibisinden katılıyorum Kanal da ayırt etmiyorum şu kanalmış, bu kanalmış filan diye... Hepsine gidiyorum... Objektif görüşlerimi, eleştirilerimi, sosyal çarpıklıklarla ilgili düşüncelerimi bildiriyorum. Hakaret yok, eleştiri var, hiciv var...”

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Edebiyat ajanı! 04 Haziran 2021
Fadiş 50 yaşında! 21 Mayıs 2021
Bir Hıdrellez sabahı 07 Mayıs 2021
Beklemek ve ummak… 09 Nisan 2021