Hane halkı nerelere yatırım yapıyor?
Merkez Bankası her yıl iki kere “Finansal İstikrar Raporu” yayımlıyor. Bu sene de ikincisini Kasım’da aldık. Bu raporda birçok önemli bilgi yer almakla birlikte benim ilk dikkat ettiğim şey hane halkı finansal varlıklarının seyri oluyor. Hem genel itibariyle ekonominin gidişatına ilişkin bilgi alıyoruz bu verilerden hem de tercihlerde bir trend değişimi olup olmadığını görüyoruz.
Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi Türkiye’deki gerçek kişilerin hala birinci tercihleri TL mevduat. Toplam varlıklar içindeki payı %34.5. Bu oran başlı başına yeterince büyük olmakla birlikte yıllık artışının %58.2 olması da önemli bir gösterge. Bu artışta faizlerin yüksekliğinin büyük etkisi var. Çünkü hem yüksek faiz yatırımcıyı buraya çekiyor, hem de işleyen faizlerin bakiyeye eklenmesiyle toplam zaman içinde hızla artıyor. TL mevduata ilişkin önemli bir konu da mevduatın dağılımı. BDDK’nın Ekim 2025 raporuna göre hane halkına ait toplam TL mevduatın %70.4’ü 1 milyon TL ve üstü bakiyeye sahip hesaplara ait. %15.8’i de 250 bin TL’yle 1 milyon TL arasındaki bakiyeli hesaplarda. Dolayısıyla %86.2’yi 250 bin TL ve üstü hesaplar oluşturuyor. Bir de bu hesapları aynı banka ve farklı bankalardaki hesapları kişi bazında konsolide ettiğimizde oranın daha da artacak. Muhtemelen bu veriler servet dağılımındaki çarpıklık konusunda yeteri kadar ipucu veriyordur.
Yabancı para mevduattaysa yıllık artış %18.5 seviyesinde kalmış durumda. Unutmayın ki bu artış TL bazında. Dolar bazında baktığımızda %2.6’lık bir küçülme var. Ekonomi yönetiminin ters dolarizasyon hedefinde önemli rol alındığı görünüyor. Son derece yüksek reel faizle bunun ancak gerçekleştirilebildiğini not edelim. Bir ülkenin kendi vatandaşlarını kendi paralarına yatırım yapmak için bu derece efor sarf etmesi üzerinde hassasiyetle düşünülmesi gereken bir konu. TL’mizin bu durumlara nasıl ve kimler tarafından getirildiği henüz yeteri kadar üzerinde durulmamış bir konu.

Yatırım fonlarının yükselişi
Yatırım fonlarındaki yıllık artış %82 seviyesinde. Bunların içinde döviz fonların da olduğu ve oradaki yıllık nemanın düşük olduğu gerçeğini dikkate alarak bu sayılara baktığımızda son 1 yılda yatırımın fonlarına ciddi bir teveccühün olduğunu görüyoruz. %19.4’le TL mevduattan sonra fonlar ikinci sırada geliyor. Muhtemelen önümüzdeki dönemde de bu artış sürecektir. Fonların Türkiye’nin sermaye piyasası geleceği için çok önemli olduğunu bir kez daha belirteyim. Son derece profesyonel yönetilen portföy yönetim şirketlerimiz var. Zaten hem yatırımcı sayısı olarak hem de hacim olarak bu PYŞ’lerin toplam içindeki payları çok yüksek. Zaman zaman kopan fırtınalarsa küçük bir grup içinde gerçekleşiyor.
Hisse senetlerinin toplam varlıklar içindeki payı %10’a inmiş durumda. Borsadaki son yıldaki düşük performans, halka arzların kesilmesi bunda etken olmuştur. Geçen haftaki yazımda da belirttiğim gibi reel faizler 2-3’lü seviyelere gelmeden burada çok yüklü bir hareket de beklememek lazım.
Tahvil - bonoda yıllık artış 80.4. Fakat buradaki toplam bakiye düşük, toplam yatırımların %2.7’si seviyesinde. Bu alan gelişmeye aday. Fakat önünde bazı engeller var. Bunlardan bir tanesi finansal okuryazarlık. Hem sektör çalışanlarının hem de yatırımcıların bu ürünleri anlamakta güçlük çektiğini gözlemliyorum. Diğer taraftan da bu ürünlerin pazarlaması bankalar üzerinden genellikle yapıldığından ve bu ürünler de mevduatın alternatifi olduğundan pek büyük iştahla pazarlanmıyorlar haliyle.