Hangi ambargo daha iyi?

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Ambargonun iyisi mi olur, ambargo ambargodur. Hepimiz biliriz ambargonun tanımını, en yalın hali ile ticari ya da başka malların yabancı bir ülkeye gitmesinin engellenmesidir. Tabi aynı şekilde girişinin de engellenmesini ambargo olarak tabir etmek mümkün. Sivil ambargo, bir devletin kendi gemilerini, yabancı yağmasından korumak ya da malları belli bir ülkeye ulaşmasını engellemek amacıyla anavatan limanlarında alıkoyması olarak tanımlanmakta. Bir devletin aldığı iktisadi, siyasi veya askeri sebeplerle, genellikle ülkeler arası ticareti ve eşyaların naklini yasaklayarak uygulamaya sokulur. Zaten kelimenin kaynağı da, durdurmak, önlemek anlamına gelen İspanyolca "embargar"dan tüketilmiş.

Bu en bildiğimiz, en klasik ambargo. Bir de tam olarak tanımlayamadığımız, gerçekleşeceğinden haberimiz ve bilgimizin de tam manası ile olamadığı bir ambargo türü var ki, ona da “örtülü ambargo” adını veriyoruz. Geçen hafta iki farklı kanalda katıldığım programlarda en çok konuştuğumuz konulardan biriydi örtülü ambargo. Zira, ihracatımızı arttırmak için neredeyse ülkece seferberlik ilan etmişken, Suudi Arabistan’ın ülkemize uygulamış olduğu bu örtülü ambargonun ihracatçılarımız üzerindeki etkisi son derece fazla oldu. Üstelik bilinmeyen ve ucu açık bir engelleme, bilinene göre çok daha tehlikeli. Ürünleri göndersem mi göndermesem mi, alıcı çekebilir mi çekemez mi, çekse paramı gönderebilir mi gönderemez mi. Çünkü söze gelince resmi bir ambargo yok ve bu da ihracatçılarımızı muallakta bırakmakta. Yaşanılan kaos, o ülkelerde limanlarda bekleyen ve perişan olan konteynerlar, oluşan demurajlar ve ardiyeler. Üstelik bazı diğer Arap ülkelerinin de benzer uygulamalara çok kısmi de olsa başladıklarını da duyar gibi olduk. Neyse ki onlar çok da gerçekleşmeden son buldu. Suudi Arabistan ülke ihracatımızda önemli bir potansiyel teşkil etmekte ve bu konu bir an önce üst seviye bir diplomasi ile artık netleşmeli. Aslında dün netleşmeli idi desem daha doğru olacak galiba.

Hazır konteyner meselesinden söz etmişken; denizyolu navlunu, yani taşıma maliyeti başta olmak üzere dünyada pek çok ülke arasında taşıma maliyetlerinin tavan yaptığını da hatırlatmak gerekiyor. Düne kadar Uzakdoğu’dan 3 bin dolara gelebilen bir konteyner bugün 10 bin dolardan aşağı gelemediği gibi, taşıma yaptırabilecek aracı bulabilene de aşk olsun. Gemiler pandemideki zararlarını çıkarabilmek için, gemileri limanlara park ettiler ve az sayıda gemi ile yüksek fiyat uygulamasını başarı ile oynuyorlar, bizler de seyrediyoruz. Hani konteyner imal ederek sorunu çözmeyi düşünenlere de asıl sorunun konteynerde olmadığını, Dünya Ticaret Örgütü dahil tüm dünyanın olanlara seyirci kalmaktan öteye gidemediğini söylemek gerekiyor. Biz yine konteyner üretelim ama sorunu yanlış teşhis de etmeyelim. Geçtiğimiz akşam DIŞYÖNDER olarak organize ettiğimiz “Gümrüklerde Yaşanılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri” panelimizin de konuları arasında bu önemli soruna yer verdik. Yanı sıra karayolunda da araçların Bulgaristan’ın yavaşlatmasından ötürü çok uzun sürelerde Avrupa’ya çıkabilmesi de taşıma sektörümüze ve ihracatımıza uygulanan, adını her tam koyamamış olsak da, bir ambargo değil de ne.

Örtülü ambargoda yaşadığımız bir başka konuyu da hatırlatmak isterim son olarak. Ocak ayında savunma sanayiiyle ilgili Almanya’dan ithal edilemeyen ürünlerin listesini Almanya Dışişleri Bakanı’na sunmuş, Altay Tankı’nın motoru ve güç transfer sisteminde, tank motoruna vize çıkması durumunda seri üretimin başlayabileceği anlatılmıştı. Sebebin Türkiye’nin Suriye’de yürüttüğü harekatlar olduğunu bildiğimiz bu engelleme de örtülü ambargo değil de neydi? Varın şimdi siz karar verin hangi ambargonun daha iyi veya daha az zararlı olduğuna. Bilinen ve tebliğ edilmiş olan mı, yoksa sinsince yönetilen mi.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Üretimi sevsek mi? 16 Nisan 2021
Dış ticaretin yönü 09 Nisan 2021
Globalizmden glokalizme 02 Nisan 2021
Suez 26 Mart 2021
“Adamlar yapmış” 12 Mart 2021