Hangisi yerli, hangisi milli?
Yerli Milli”. Ulusal gururumuzu pekiştiren, özgüven aşılayan ve hepimizi gururlandıran güçlü bir motto. Ancak bu kavramları tek bir çatı altında toplayınca, teknik ve hukuki incelikler gözden kaçabiliyor. Girişimcileri ve karar vericileri doğru yönlendirmek için stratejik bağımsızlık hedeflerimizle ekonomik kalkınma ihtiyaçlarımızı birbirinden ayırmamız şart.
YERLİ: Nerede üretildi ve nasıl ölçülüyor?
“Yerli”, üretimin esasen ülke içinde gerçekleştiği ve katma değerin büyük ölçüde burada oluştuğu durumu anlatır. Yazılımda kod geliştirme süreçleri Türkiye’de yürütülür; açık kaynak ya da yabancı kütüphaneler kullansa da yerlidir. Donanımda tasarım ve montaj burada olsa bile bazı parçalar dışarıdan gelebilir; ürün yine yerlidir. Esas olan, toplam katkının ve katma değerin ağırlıklı biçimde ülke içinde, mümkün olduğunca yüksek oranda oluşmasıdır. Yerli olmak ekonomiye doğrudan katkıdır; dışa bağımlılık riski ise ayrıca yönetilmelidir.
Yerli Malı Tebliğinde yazılım ürünlerinin yerli sayılması için en az %51 yerli katkı oranı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca verilen Teknolojik Ürün Belgesi zorunlu. 15 Ekim’de yapılan güncellemelerle yazılım için ölçüm yöntemi rafine edilerek yerlilik ölçülebilir bir statü hâline geldi.
MİLLİ: Kimin kontrolünde, hangi hukuka tabi?
“Milli”nin odağı sahiplik ve egemenliktir. IP (Intellectual Property — fikrî mülkiyet) hakları, ürünü geliştirme/sürdürme kabiliyeti ve kritik verilerin tabi olduğu hukuk kimin kontrolündedir? Tedarik zincirinde ikame seçeneklerimiz var mıdır? Yazılımda kaynak kod hakları, kriptografi ve veritabanı gibi çekirdek unsurlar; donanımda işlemci, sensör ve haberleşme modülleri bu başlığın kalbidir.
SSB Yerlileştirme–Millîleştirme Rehberindeki ayırım gayet net aslında. Yerlileştirme, “teknoloji/ürün/hizmetin yurt içinde üretilmesi”; millîleştirme ise “yabancı ülke veya firmaya fikrî ve sınai haklar ile mülkiyet açısından bağımlı olmaksızın millî kurum/ kuruluşça geliştirilmesi”dir. Millî Teknoloji Hamlesi yayınlarında da milli; “tasarlama– geliştirme–üretme kabiliyetinde egemenlik” olarak çerçevelenir. Bilgi ve İletişim Güvenliği Genelgesi ise kritik verilerin yurtiçinde, egemenlik ilkelerine uygun yönetimini teşvik ederek veri egemenliğini milli kavramın merkezine yerleştirir.
Kamuda geliştirilenler yerli mi, milli mi?
Bir ürünün kamu kurumunda geliştirilmesi onu yerli kılar; milli olması içinse IP haklarının Türkiye’de olması, kritik verinin egemenlik ilkelerine göre yönetilmesi ve çekirdek bileşenlerde ikame/yerelleştirme planı şarttır. Aksi hâlde ürün yerli kalır, milli olmaz.
Bu ayrım neden hayati?
Milli niteliğin zorunlu olduğu stratejik alanlar ile yerli üretimin teşvik edileceği ekonomik alanlar karıştırılmamalıdır. Şirketler inovasyonun zor kısmını, çekirdek teknoloji ve IP birikimini ikinci plana itmesine yol açılmamalıdır. Doğru ayrım, teşvikleri hedefe nişanlar ve kamu kaynaklarını rasyonelleştirir. Örneğin ABD’de aranan SBOM (Software Bill of Materials — yazılım bileşen listesi) ve tedarik zinciri hijyeni, “milli” hedefimizin teknik karşılıklarını görünür kılacaktır.
Dünya Sözlüğünde “Yerli Milli”
AB’de tartışma dijital egemenlik/stratejik özerklik ekseninde yürütülmekte olup, verinin nerede tutulduğu, yabancı hukuklara maruziyet ve tedarik bağımlılıkları belirleyicidir. ABD’de ise menşe (kamu tedarik rejimleri) ve güvenli yazılım şartları birlikte değerlendirilir. Kelimeler değişse de öz aynı: yerlileşme ekonomik, egemenlik stratejiktir.
İhaleler ve teşviklerde uygulanabilir bir pusula
Kademeli bir yapı hem denetimi hem hedefi kolaylaştıracaktır:
M1: IP + geliştirme kabiliyeti bizde
M2: Veri egemenliği (kritik veride ülke içi/ egemen barındırma)
M3: Yabancı hukuka karşı kurumsal/sözleşmesel koruma
M4: Çekirdek bileşenlerde ikame/yerli– müttefik kaynak
Son Söz : “Yerli” ve “milli” ölçülebilir iki ayrı niteliktir. Bu ayrımı netleştirince stratejik bağımsızlık iddiamız somutlaşır; sanayinin zayıf halkalarını güçlendirecek politikalarla hedefe daha hızlı varabiliriz.