HARA: Bağımsız bir sanat vahası
Günümüz çağdaş sanat ekosisteminde sergileme mekânları, yalnızca eserlerin sergilendiği beyaz küpler olmanın ötesine geçerek; düşüncenin, deneysel üretimin ve kolektif diyaloğun bir araya gelme imkânı bulduğu canlı yapılara dönüşüyor.
İstanbul’un kentsel ve kültürel temposunun çeperinde, Kilyos yolunda, Uskumruköy’ün doğayla sarmalanmış atmosferinde konumlanan HARA, bu dönüşümün Türkiye’deki en özgün ve ilham verici örneklerinden biri olarak karşıma çıktı.
Şehrin dışında, sanatın içinde
1992-94 yıllarında Londra'da Harrow School of Design and Media'da seramik, daha sonra San Francisco'da Academy of Art College'ın heykel bölümünü bitiren değerli sanatçımız Canan Bozbağ tarafından 2022 yılında kurulan HARA, adını doğanın bağrında yer alan ve bünyesinde yaşamı, potansiyeli barındıran bir sığınak hissiyatından alıyor. Bozbağ’ın bağımsız ve esnek bir kültür-sanat alanı kurgulama vizyonu; katı kurumsal sınırlar yerine sanatçıların hayal gücüne alan açan, mekânla ve doğayla kurulan derin diyalogları teşvik eden bütüncül bir yaklaşımı merkeze yerleştiriyor.
Yaklaşık 5.000 metrekarelik bir alana yayılan, mimari tasarımı Ertan Ergöçmen, Özgür Karasu ve Cengiz Kurt imzasını taşıyan bu yapı; peyzaj mimarı Ermanno Casasco’nun tasarladığı ve kalıcı heykel koleksiyonuna ev sahipliği yapan bahçesiyle sanatı doğanın ritmiyle buluşturuyor. HARA’nın Türkiye çağdaş sanatına sunduğu katkı, kuşkusuz sadece fiziksel bir mekân sağlamakla sınırlı değil. Şehrin merkezî sanat akslarının ve piyasa odaklı dinamiklerinin dışında kalabilme cesareti, HARA’yı bağımsız üretimler için kritik bir özgürleşme vahasına dönüştürüyor.
Sürece alan açıyor
Güneş Terkol’un “Ses Manzaraları” sergisiyle başlayan yolculuk, “Bir Yer Var” ve yakın dönem projeleriyle devam ederken; platformun sanat politikasının merkezinde "süreç odaklılık" yer alıyor. Küratoryal yaklaşım, bitmiş bir nesneyi sergilemekten ziyade; sanatçının araştırma, deneme ve mekâna özgü üretim safhalarını desteklemeyi hedefliyor.
Platform bünyesinde hayata geçirilen Haravan sanatçı misafir programı ise, sanatçılara konaklama ve odaklanma imkânı sunarak çağdaş sanat pratiğinde sıklıkla ihmal edilen "yavaşlama ve derinleşme" olanağını yeniden tesis ediyor. Müzik, performans, dans ve disiplinlerarası atölyelerin doğa ve ekoloji temalarıyla kesiştiği bu ekosistem, genç ve bağımsız sanatçılara risk alabilecekleri, ezber bozabilecekleri güvenli bir alan kurguluyor.
Sanat bahçeye taşıyor
HARA’nın öğrenme programı, ziyaretçilerini mekânı doğallığıyla doğrudan deneyimlemeye davet ediyor. Çocuk atölyeleri, geniş bahçede gerçekleştirilen uygulamalı etkinlikler, katılımcıların ekolojik farkındalık kazanmalarına da yol açıyor.
HARA; Canan Bozbağ’ın vizyoner kuruculuğunda, Türkiye çağdaş sanat sahnesine taze bir nefes, merkeziyetsiz bir dinamizm ve bağımsız bir üretim modeli kazandırmış durumda. Uskumruköy’de filizlenen bu nitelikli alan, sanatla yaşamanın ve sanatı doğayla iç içe tecrübe etmenin ne kadar dönüştürücü olabileceğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor.
Bağımsız alanlar neden önemli?
Türkiye’nin küresel ölçekte nitelikli bir kalkınma hamlesi yakalayabilmesi, kuşkusuz çağdaş sanatı ve kültürel sermayeyi stratejik bir kaldıraç olarak görmesinden geçiyor. HARA gibi yenilikçi ve bağımsız projelerin çoğalması; hem entelektüel birikimimizi zenginleştirecek hem de ülkemizin yaratıcı potansiyelini geleceğe taşıyacak en güçlü ilham kaynaklarından biri olacaktır.