Hasyurt Tarım Fuarı, Hal Yasası ve üreticinin endişeleri

Ali Ekber YILDIRIM
Ali Ekber YILDIRIM TARIM DÜNYASINDAN aey@dunya.com

Türkiye’nin ilk tarım fuarı olarak bilinen Hasyurt Tarım Fuarı, ilk kez 30 yıl önce 1992’de bir okul bahçesinde yapılmıştı. Daha sonra bölgedeki üreticilerin, girdi temin edenlerin ve ürün alım satımı yapanların buluşma noktası oldu. Son 7 yıldır fuar yapılamıyordu.

Antalya’da katıldığım toplantı ve sohbetlerde Hasyurt Tarım Fuarı’nın önemi anlatılır ve fuarın yeniden düzenlenmesi özlemle dile getiriliyordu.

Geçtiğimiz hafta 7 yıl aradan sonra fuar yeniden açıldı. Antalya Büyükşehir Belediyesi, Finike Belediyesi, Antalya Tarım Konseyi, Antalya Ticaret Borsası, Kumluca Ticaret Borsası, Kumluca Ticaret ve Sanayi Odası’nın organizasyonu ile yapılan fuara Tarım ve Orman Bakanlığı da destek verdi. Bundan sonraki amaç fuarı her yıl düzenlemek ve uluslararası düzeye taşımak. Böyle bir potansiyel var mı? Hem potansiyel var hem de organizasyonu yapan kurumlar bu konuda kararlı.

Geçen 7 yıl aradan sonra Hasyurt Tarım Fuarı’nın yeniden yapılacağını gazetemiz DÜNYA’nın Antalya Temsilcisi Duygu Şahin’den öğrendim. Duygu, fuara benim de yapılacak bir toplantıda konuşmacı moderatör olarak katılmamı istediklerini söyledi. Geçen Perşembe fuar için İzmir’den Antalya’ya sabahın ilk saatlerinde ulaştım. Duygu Şahin ve DÜNYA Gazetesi’nin başarılı muhabiri Fikri Cinokur ile Kumluca’ya giderken öncelikle Kumluca Sebze Meyve Hal’ine uğradık. Burada Kumluca Ticaret Borsası Başkanı aynı zamanda hal komisyoncusu Fatih Durdaş ile buluştuk. Fatih Durdaş, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Tarım Meclisi’nde de başkan yardımcısı olarak görev yapıyor. Sebze ve meyve konusundaki gelişmeleri, hal yasası ile ilgili çalışmaları yakından izliyor.

Kumluca Sebze Meyve Hali'nde sistem nasıl işliyor?

Kumluca Sebze Meyve Toptancı Hali üretim bölgesinde olduğu için üretici hali. İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerdeki tüketici sebze meyve halinden farklı. Fatih Durdaş, hal sistemini bir kez daha uygulamalı olarak bize anlattı. Üretici üretim yaparken zaten bir komisyoncuya bağlı olarak çalışıyor. Onun sağladığı girdi destekleri ile üretim yapıyor ve ürününü hale getirip komisyoncuya veriyor. Komisyoncu ürünü satın almıyor aslında. Aracılık yapıyor. Üreticinin ürününü bir anlamda pazarlıyor. Ürünü hal içerisindeki işlemeci veya tüccara, ihracatçıya veriyor. Satın alan tüccar veya ihracatçı ürün bedelini komisyoncuya veriyor. Komisyoncu o paradan yasal olan hal komisyonunu ve hal rüsum bedelini aldıktan sonra kalan parayı üreticiye veriyor.

Ürünü alan işlemeci-tüccar, ihracatçı oradaki işyerinde ürünün boylamasını, ambalajlama işlemlerini yapıyor. İhraç edilecekse tırlara yükleyerek ihracata gönderiyor. İç piyasaya verilecekse İstanbul, Ankara gibi tüketim bölgelerine gönderiliyor.

Kumluca Hal Komisyoncuları Derneği Başkanı Rahmi Açıkyürek ve diğer komisyoncularla sohbet ettik. Bu günlerde gündemdeki konuları yakında çıkması beklenen Hal Yasası.

Hal Yasası’na tepki var

Sebze-meyve halinde komisyoncularla üreticilerle sohbetimizde her ay enflasyon verileri açıklandığında domates, biber, patlıcanın enflasyonun neredeyse tek nedeni gibi sunulmasından şikayetçiler. İnsanların oturdukları evin, arabanın, ulaşımın, kıyafetin, yağın, şekerin, mazotun, gübrenin diğer tarımsal girdilerin fiyatının daha çok artmasına rağmen sebze-meyve üzerinden enflasyonun tartışılmasından yakınıyorlar. Sebze meyvenin enflasyon sepetinden çıkarılmasını bile talep ediyorlar. Sebze ve meyvenin fiyatının sorgulandığı kadar tüketiciler tarafından mutlaka girdi fiyatlarının da sorgulanması gerektiğini ifade ediyorlar ve enflasyon konusunda üreticiler olarak hedefe konulduklarını düşünüyorlar.

Hal Yasası en çok konuşulan konuların başında. Özellikle bu yasa ile komisyonculuğun ciddi oranda zarar göreceğinden endişe duyuluyor. Komisyoncu olmazsa üretimin zarar göreceğini ifade ediyorlar.

Kumluca Ticaret Borsası Başkanı Fatih Durdaş, ısrarla komisyoncunun aslında çiftçiden ürün almaktan çok çiftçinin ürününü pazarladığını ve ürünü sattıktan sonra içerisinden kendi yasal komisyonunu ve hal rüsumunu aldıktan sonra kalan parayı çiftçiye ödediğini söylüyor. Yani çiftçinin ürünü bir markete, otele satmasıyla bir komisyoncuya satması arasında çok fazla bir fark olmadığını anlatmaya çalışıyor.

Buradaki her bir komisyoncunun aslında bir üretici birliği bir kooperatif gibi çalıştığına dikkat çeken Durdaş: “Üreticiye gerekli girdileri temin ediyoruz. O’nun ürününü alıp değerlendiriyoruz. Dolayısıyla üretim bölgesindeki bir komisyoncunun tam olarak görevi bu. Yani bir kooperatif mantığı ile çalışıyoruz. Elbette ki büyükşehirlerde yani tüketim" diye konuştu.

Zincir marketler tekel oldu iddiası

Yeni çıkarılacak Hal Yasası ile bir komisyoncunun halde en fazla bir işyerine sahip olma kriteri getirilmek istendiğini belirten komisyoncuların anlattığına göre, birden fazla dükkanın olmaması konuşuluyor. Çünkü daha fazla olursa tekelleşme olur iddiası var. Komisyoncular da haklı olarak diyor ki bir kişinin 8 bin 10 bin marketi olabilir mi? Asıl bunun engellenmesi lazım. Tekel olan zincir marketler. Antalya bölgesinde 21 hal 995 komisyoncu var ve bu 995 komisyoncunun her biri bir üretici birliği bir kooperatif gibi çalışıyor aslında ortalama bir komisyoncuya bağlı 10’la 100 üretici çalışıyor. Marketler dışarıdan ürün alacağına ürünü halden alsın.

Fatih Durdaş Hal Yasası’nı anlatırken güzel bir örnek verdi: “ Bizim burada denize sıfır turizm uygulama okulumuz var. Ama okulun denize bakan penceresi yok. Yetkililere sorduğumuzda tip proje olduğunu ve değiştirilemediğini, kendilerine bu şekilde geldiğini söylüyorlar. Yani masa başı hazırlanan proje böyle oluyor. İstanbul hal projesini Kumluca‘da uygulamaya çalışırsanız bu yanlış olur penceresi eksik kalır.”

Fuar bölgenin potansiyelini harekete geçirebilir mi?

Fuar alanına gezerken aslında bölgenin tarımsal yapısını, potansiyelini de gözlemliyorsunuz. Tohum, fide, sera malzemeleri, gübre, zirai ilaç, sulama sistemleri ve yeni teknolojilerin sergilendiği alanda yerel yönetimler, odalar, sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri dikkat çekiyor. Sınav Koleji öğrencilerinin “Gıda Atıkları Çöp Değildir” projesi ile atıklarım komposta dönüştürülmesi çok önemli bir proje.

Antalya daha çok turizm ile tanınıyor ama seracılık, tarımsal üretimde çok önemli bir yeri var. Özellikle ilin batıdaki ilçeleri sebze meyve ambarı niteliğinde. Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi Başkanı Ali Çandır‘ın verdiği bilgilere göre, Antalya’da yaklaşık 3,5 milyon dekarlık alanda tarım yapılıyor. Bu alanların yüzde 29’u Demre, Elmalı, Finike, Kaş ve Kumluca ilçelerinin bulunduğu Batı Antalya’da. Örtü altında üretilen domatesin yüzde 40’ı, biber üretiminin yüzde 50’si ve hıyar üretiminin yüzde 25’ini Batı Antalya üretiyor. Bu veriler, Hasyurt Tarım Fuarı’nın yapıldığı Antalya’nın batısının ne kadar büyük potansiyele sahip olduğunu ve burada daha yoğun çalışmalar yapılması gerektiğini gösteriyor.

Finike Portakalı koruma altına alınmalı

Bölgenin önemli ürünleri arasında narenciye de var. Dünyaca bilinen Finike portakalı burada yetişiyor. Türkiye portakal üretiminin yüzde 10’u bu bölgede üretiliyor. Coğrafi işareti alınmasına rağmen Finike portakalı korunamıyor. Tüketici pazara gittiğinde neredeyse satılan portakalın tamamı Finike portakalı olarak satılıyor. Finike Ziraat Odası Başkanı Halil Sarıçobanoğlu’nun anlattığına göre kamyonlarla bölgeye getirilen başka çeşit portakalların Finike portakalı diye ambalajlanarak piyasaya sürüldüğünü söylüyor. Bu konuda önlem alınması gerektiğine dikkat çekiyor.

Her yerde olduğu gibi burada da üreticilerin birinci sorunu tabii ki yüksek girdi fiyatları. Seracılıkta kullanılan hammaddesi plastik olan naylon örtü, demir, ip, gübre, fide, zirai ilaç ve diğer girdilerdeki fiyat artışları üreticinin belini büküyor. Bölgedeki üreticilerin en önemli sorunlarından birisi de elektrik yani enerji fiyatlarının çok yüksek olması.

Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkan Yardımcısı Ramazan Keskin 56 milyon ton olan Türkiye yaş sebze-meyve üretiminin ancak yüzde 8’inin ihraç edildiğini orda da pestisit ilaç kalıntısı sorunu yaşandığını bu soruna artık çözüm bulunması gerektiğine dikkat çekti.

Bölgede toptan meyce ticareti, ihracatı yapan Meysan’ın Genel Müdürü Akın Veziroğlu ise meyve ve sebzenin toptancı hallerine hapsedilmesinin doğru olmadığına dikkat çekiyor.

Moderatörlüğünü yaptığım toplantıdaki konuşmaların ayrıntılarını arkadaşımız Fikri Cinokur’un haberinden okuyabilirsiniz. Bu nedenle ayrıntılarına girmedim.

Özetle, Hasyurt Tarım Fuarı gelecekte bölgenin tarımsal potansiyelini değerlendirmede çok önemli bir platform olacak.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar