Hayat çizgisi

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Zafer ÖZCİVAN -Ekonomist 

zozcivan@hotmail.com

Hepimiz doğduğumuz yeri, etnik kökenimizi, anamızı babamızı bilmeden dünyaya geliyoruz. Hayatın çeşitli çizgileri bizleri bir yöne doğru sürüklüyor ve belki farkında olmadan bir kariyer sahibi oluyoruz. Hayat çizgisi derken bu çizgi üzerinde kalmak, hedeflerimize ulaşmak ve zirve noktasına çıkmak birtakım istisnalar dışında kendimize bağlıdır.

Özellikle ergenlik çağına gelince veya geçince hayatın merdivenleri bizleri beklemekte ve basamakları da birer birer çıkmak temel hedeflerimiz arasındadır. Meslek seçimi, yaşam biçimi, önce yakın çevreye sonra ülkeye ve daha sonra dünyaya hizmet etmek için koşullar da dikkate alınarak yaşam mücadelesi başlamaktadır. Belirli bir yaşa kadar hepimiz ailemizin desteği ile yaşamımızı sürdürürken daha sonra temel görevimiz ailemize yardımcı olmak olmalı ve onların yükünü mümkün olduğu kadar azaltmaya çalışmalıyız.

Özellikle liseden sonra iyi bir üniversiteyi istediğimiz branşta tamamlamak ve mümkünse bilimle ilerlemek ve yaşam biçimimizi bilime göre belirlemek esas olacaktır.

Kimilerimiz istediğimiz hedefe ulaşamadığımız için başkalarını suçlar, koşulların elvermediği bahanesine sığınmak isteriz. Ancak bu doğru bir davranış veya söylem değildir veya kısmen doğru olabilir.

Ülkemizde eğitim sistemi maalesef sık sık değişmek zorunda bırakılıyor. Avrupa ülkelerinde lise döneminde öğrenciler yeteneklerine göre branş seçip o konuda yol almaya başlayarak başarıyı yakalamaya çalışıyor. Bizde ise böyle bir uygulama maalesef geçerli değil. Çocuklarımız aldığı puana göre istemedikleri dalda üniversiteye katılmak durumunda kalıyor. Hâlbuki her öğrencinin mutlaka bir yeteneği vardır. Kimisi enstrüman çalar, kimisi spor yapar, kimisi de bilime yatkındır gibi.

Ülkemizde sayısı 130’u geçen vakıf ve devlet üniversitesi bulunuyor. Bazı yazarların dile getirdiği öğretim üyesi, laboratuvar, bina eksikliği gibi eleştirilere katılmıyorum. Çünkü atalarımızın dediği gibi göç kervanda düzelir. Bir yerden başlanacaktır ve eksikler de mutlaka olacaktır. Dönem denem de bu eksikler tamamlanacaktır.

Ancak üniversitelerden mezun olan kardeşlerimize iş olanağı sağlanmadığı bir gerçek. Basından öğrendiğime göre bekçilik, güvenlik görevi gibi işlere müracaatların büyük çoğunluğu üniversite mezunlarından oluşmaktadır. Her konuyu da devletten beklememek gerekir. Aslında kötü okul kesinlikle yoktur. Şartlar ne olursa olsun öğrenci kendini yetiştirmelidir. Teknolojinin geliştiği ülkelerde işsizlik son derece normaldir. Örneklemek gerekirse bilgisayar çağından önce işletmelerin muhasebe departmanında fatura ve irsaliye yazan 2 ayrı personel bulunurdu. Şimdi ise bir tek kişi fatura, irsaliye, cari hesap ve buna benzer işlemleri yapabiliyor. Bu durumda bilgisayar programlarından anlamayan bir üniversite mezunu düşünülemez. Bir diğer konu yabancı dil bilmek. Globalleşen dünyada sadece bir yabancı dil bilmek yetmiyor ve mutlaka ikinci ve üçüncü yabancı dili bilmek gerekir.

Öte yandan sektörlerde ara eleman denilen teknisyen, teknikerlere de mutlaka ihtiyaç söz konusudur. Dolayısıyla endüstri meslek liselerine ve yüksek okullara da gereksinim olduğu aşikardır. Birtakım işletmelerin kalifiye eleman bulmakta zorlandıkları bu yüzdendir. Üniversite mezunu kadar da ara eleman ihtiyacı olması kadar doğal bir olay olamaz.

İşte hayat çizgileri istediğimiz yöne olmasa da bizleri bir yerlere yönlendiriyor. Âmâ bundan dert yanmak, serzenişte bulunmak yerine koşullarımız ne olursa olsun başarıya odaklanmamız gerekir.

Günümüzde eğitim ve öğrenim konusunda başarıya ulaşmak için çeşitli kurumlar hizmet vermektedir. Örneğin kamu yönetimi okumak isteyen bir öğrenci işletme fakültesini kazanarak mezun olduktan sonra açık öğretim yoluyla kamu yönetimi okuyabilir veya bir tıp doktoru tarih okuyabilir. Ayrıca üniversitelerde çok amaçlı program uygulamaları yaygınlaştı. ÇAP yöntemiyle iki fakülteyi bir arada okuyabilirsiniz.

Bu örnekler çoğaltılabilir yeter ki istek ve öğrenme içgüdüsü hâkim olsun. Anadolu’nun çeşitli yörelerinde öğrencilerimizin başarılarını sosyal medyadan öğrenip gurur duyuyoruz.

Sözün özetine gelirsek başarılı olmak her kişinin kendi elindedir. Koşullar ne olursa olsun başarıyı engelleyemez. Bu her türlü iş kolunda geçerlidir. Ticarette, sanayide, bilimde veya diğer konularda başarıya odaklanmak yetecektir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Fiyat denetimleri 18 Eylül 2021