Hayvancılıkta gerçek tablo ne?
Bitkisel ve hayvansal üretim, tarım sektörünün iki önemli ayakları. Zaman zaman hayvansal üretimin tarımdan ayrı olduğu düşünülse de ikisi aynı çatı altında ve birbirleri ile sürekli etkileşim halinde.
İşletmeler büyüdükçe, uzmanlaşma arttıkça ve daha monokültür bir üretim tarzına kayıldıkça, bu iki ana aks maalesef birbirinden tamamen kopuyor ve döngüsel tarımın yerini kaynakları sömüren ve sürdürülebilirliği olmayan bir üretim tarzı alıyor.
Bakanlığın 2025 karnesi
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın (TOB) 2025 yılı faaliyet raporunu incelediğimizde, ülkemiz hayvancılığının, stratejik önceliği olan ve üretim planlamasının önemli bir unsuru olduğunu görebiliriz.
Rapora göre, ülkemizde büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre %4,3 artışla 17,7 milyon başa, küçükbaş hayvanda ise %5,4 artışla 57,9 milyon başa yükselmiş görünüyor. Ülkemizde hayvan kalmadı, diyenlere sanırım en iyi cevap bu veriler.
Ülkemiz, 384 milyon kanatlı hayvan varlığı ile Avrupa’nın ilk sırasında yer alırken 97 bin tonu aşan bal üretimiyle Avrupa’da lider ve dünyada ikinci sırada. 2025 yılı itibariyle 2,3 milyon ton kırmızı et ve yaklaşık olarak 21,4 milyon ton çiğ süt üretimi gerçekleştirilmiş ülkemizde. Büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvan varlığı bakımından ise Avrupa Birliği’nde ilk sıradayız.
Hayvancılık; üretim planlamasının önemli parçası
TOB; gıda arz güvenliği için kırmızı et, çiğ süt, beyaz et ve yumurtayı üretim planlamasına dahil etmiş bulunuyor. Buna göre, süt, besi ve kanatlı eti havzaları tespit edilmiş durumda. Süt havzaları belirlenirken, su kısıtı olmayan ve mera potansiyeli yüksek iller; kanatlı etinde ise ihracat pazarları ve biyogüvenlik ölçütleri öne çıkıyor.
Raporda, ıslah ve verimlilik projeleri ile hayvan sağlığı ve desteklemeler hakkında da detaylı bilgiler yer alıyor. Sütçü ırk ineklerin etçi ırk spermaları ile tohumlanması sonucu kaliteli besi materyali üretimini amaçlayan “Güçlü Besi Güçlü Üretim Projesi”; 5 bin 304 baş gebe düve dağıtımı yapılan “Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi” ve yüksek verimli yerli ırkların geliştirilmesini amaçlayan “Anadolu Alacası ve Islah Çalışmaları” öne çıkan stratejik projeler.
Sığır tüberkülozu ve brusella ile mücadele kapsamında ari işletme sayısının bin 383’e çıkartıldığı; hayvan hareketlerini denetlemek için veteriner yol kontrol istasyonlarının kurulduğu; şap, brusella ve çiçek hastalıklarına karşı programlı aşılamalar yapıldığı ve nihayet Veteriner Tıbbi Ürün Kontrol Merkezi kurulmasına yönelik altyapı hazırlıklarının tamamlandığı, raporda detaylı bir şekilde yer alıyor.
Geçen yıl hayvansal üretimin desteklenmesi için 28,1 milyar TL ayrıldığı; 9,9 milyon büyükbaş, 20,8 milyon küçükbaş ve 296 milyon kümes hayvanının TARSİM kapsamında sigortalandığı ve prim desteği sağlandığı; 264 bin hektar alanda mera ıslah ve amenajmanın gerçekleştirildiği de belirtiliyor.
“Gelir Garantili Besicilik Projesi”
Son olarak; Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği (TÜKETBİR) ile Et ve Süt Kurumu (ESK) iş birliğinde, hem küçük üreticiyi korumak ve atıl kapasiteyi üretime kazandırmak hem de tüketiciyi aşırı fiyat artışlarından korumak için Gelir Garantili Besicilik Projesi hayata geçiriliyor.
Projeden, besi hayvanı ahırı kapasitesi 200 başın altında olan ve TOB Hayvancılık Genel Müdürlüğü’nce yayımlanan listede yer alan besiciler yararlanacak. ESK tarafından teslim edilen hayvanların besleme ve bakımı bu küçük işlemelerde yapılacak; TÜKETBİR, periyodik kontrolleri gerçekleştirecek; kesim için hayvanlar ESK’ya getirilecek ve nihai karkas bedel üzerinden, kârı güvence altına alacak şekilde ödeme yapılacak.
Ezcümle; küresel risklere ve jeopolitik kırılganlıklara rağmen hayvancılığımız gelişimini sürdürüyor.