Hedef Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, şirketlere ‘hadi uygula’ diyor

Yasemin SALİH
Yasemin SALİH İYİLİK FABRİKASI yasemin.salih@dunya.com

Herkes farkında. Tıpkı iklim krizi gibi, toplumsal cinsiyet eşitliğinde de bugüne kadar yapılanların devam etmesi durumunda bireylerin, kurumların, ülkelerin; kısacası dünyanın geri dönüşü olmayan biçimde zarar göreceği konusunda farkındalık eşiği aşıldı. Global Compact Türkiye Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu Eşbaşkanı Erdal Karamercan’a göre herkes bu konuda iyi niyetli. Ancak uygulamada sorunlar var. Hedefler konulsa da ulaşmakta sıkıntılar yaşanıyor. İşte kurumların toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda bir türlü iyi niyetle çıktıkları yolda sonuca varamamaları gerçeğinden hareketle iki yıl önce Global Compact yürütücülüğünde tüm dünyada “Target Gender Equality-Hedef Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” programı başlatıldı. Program üçüncü dönemine başlarken Global Compact Türkiye Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu Eşbaşkanları Erdal Karamercan ve Melsa Ararat ile gelinen noktayı masaya yatırdık. 

“Mesele benim için duygusal”

“Benim pırlanta gibi üç kızım var. Doğal olarak bu konunun içindeyim. Olaya duygusal bakıyorum. Kızlarımı, kendilerini ifade edebilen, özgüvenli bireyler olarak yetişmesini isteyen bir babayım. Onların bu özellikleri nedeniyle ailelerine kattıkları değeri de gözlemliyorum. İsterim ki her kadın bunu yapabilsin” diye başlıyor söze Erdal Karamercan. Toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili konuları kız babası olarak da içinde hissettiğini anlıyorsunuz hemen. Diyor ki, “Herkes iyi niyetli ama olmuyorsa, demek ki bu iş gönüllülükle bir yere varamayacak. Ben toplumsal cinsiyet eşitliğinin bir devlet politikası olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Pozitif ayrımcılık taraftarıyım.”

    

Karamercan’ın bahsettiği pozitif ayrımcılık, Hedef Toplumsal Cinsiyet Eşitliği programının önemli başlıklarından biri. Üçüncü dönemine giren programa dünya genelinde dahil olan kurum sayısı 1.000’i aşmış durumda. Geçen yıl 45, bu yıl 55 ülkede uygulanan programa Türk kurumlarının ilgisi var. Karamercan, Türkiye ayağını ve programda neler yapıldığını şu sözlerle anlatıyor: “Bu program ile şirketlere toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda hedeflerini nasıl koymaları, bunun için neler yapmaları, ne gibi programlar uygulamaları gerektiği; uyguladıkları programların nasıl ölçümlenebileceği, raporlama aşaması anlatılıyor. Bir yol haritası çıkarılıyor. Kurumlar Hedef Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Programı’na katılacağını bildiriyor. Her şirketten gönüllüler geliyor. Bu gönüllülere yetkinliklerini artıracak eğitimler veriliyor. Onlar da şirketlerine döndüklerinde toplumsal cinsiyet eşitliği için hedefi belirliyor, ulaşmak için gerekli programı oluşturuyorlar. Adım adım takibi yapılıyor. İlk yıl Türkiye’den 25 şirket programa katıldı. Yine ilk yılda 16’sı Türkiye’den olmak üzere 300’den fazla şirket eylem planlarını hazırladı ve üst yönetimlerine sundu. Bu şirketlerin yüzde 90’ı üst yönetimde, yüzde 68’i yönetim kurulu seviyesinde kadın liderliğini artıracak hedeflerini hazırladı. Şirketlerin yüzde 38’i ise 2025’e kadar kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamayı hedefledi. Bu hedeflerde şirketlerin hangi aşamada oldukları takip ediliyor. Önümüzde programların raporlanması aşaması var. Üçüncü dönem başvuruları da başladı. 15 Mayıs’a kadar sürecek. Türkiye’den başvurular iyi gidiyor. Şu anda 20’ye yaklaştık. Adayların içinde tekstil sektörü de var, finans da. Büyüklük olarak da çeşitlilik gösteriyor. Bu şirketler, kendi ekosistemlerinde de toplumsal cinsiyet eşitliği hedeflerine paralel tedarikçilerle çalışıyorlar. Bu nedenle etkisi daha yüksek oluyor. Bankalar, büyük perakende grupları çalıştıkları kurumların toplumsal cinsiyet eşitliği programlarını takip ediyorlar.”

‘Geleneksel rollerden çıkılınca tepki artıyor’

Global Compact Türkiye Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu Eşbaşkanı Melsa Ararat, “Evet şirketlerde belli eşik aşıldı ama biz kadınlar dahil herkes bilinçaltındaki önyargılarla hareket ediyor. Cinsiyet eşitliği hedeflerinin tutmamasının altında bu önyargılar yatıyor. Çünkü geleneksel rollerden sapılması tepki çekiyor” diye özetliyor şirketlerdeki eşitsizliğin nedenini.

İşe alım aşamasında eşitlik varken, kariyerin ilerleyen dönemlerinde dengenin bozulması Melsa Ararat’a göre evdeki bebeğin ya da yaşlının bakım sorumluluğunun geleneksel olarak kadına verilmesiyle ilgili. “Kimse erkeklere küçük bebeğinle ilgili ileride sorun yaşarsın demiyor. Bu, bütün dünyada böyle. Sosyal altyapı yok. Halka açık şirketlerin yüzde 3’ünde kadın CEO var. Pandemi bu durumu daha da etkiledi. Beyaz yakalılarda pandemi döneminde işini kaybetme, kadınlarda erkeklere göre yüzde 25 oranında daha fazla” diyen Ararat da meselenin gönüllülükten çıkıp daha ciddi şekilde ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.

Bu konuda Avrupa Parlamentosu’nda bu yıl kota kararının çıkmasını bekliyor Ararat. Diyor ki: “Türkiye’de halka açık şirketlerde kadın yönetici oranı yüzde 16,7. Yani 130 şirketin tamamında yönetim kurulu sadece erkeklerden oluşuyor. Bu konuda bir yol haritası çıkarıldı. 2021’de yayımlandı ama yine de etkili bir hareket yok. Avrupa’da da aynı şekilde. Bence bu yıl Avrupa Parlamentosu’nda yönetim kurulunda yüzde 40 kadın kotası kabul edilecek. Bu, Türk şirketlerini de elbette etkiler. Ama burada soru şu; kim gidecek de yerine kadın üye gelecek? Bu çok kolay bir iş değil. Birtakım insanlar üzülecek, haksızlığa uğradıklarını düşünecekler. Ancak bu rahatsızlığı yaşamadan rahata erişemeyeceğiz. Bunlar yaşanacak.”

Türkiye dünya sıralamasında sonlarda

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği küresel seviyede de bir problem. Kadınlar eğitime, iş hayatına ve sosyal yaşama eşit katılamıyor. İşte bu tabloyu ortaya koyan istatistikler…

- Dünyada okuma yazma bilmeyen nüfusun üçte ikisini kadınlar oluşturuyor.

- ILO’nun verilerine göre, istihdama katılan tüm kadınların yüzde 5’i pandemi sürecinde işini kaybetti. Erkeklerde bu oran yüzde 3,9.

- Türkiye, WEF Gender Gap Endeksi’nde yıllardır 133’üncü durumda. Türkiye’yi en geriye çeken başlık ise kadınların ekonomiye ve istihdama katılımı başlığı. ILO verilerine göre küresel düzeyde kadınların işgücüne katılımı yüzde 47’yi geçmiyor; Türkiye’de bu oran yüzde 35’i geçemiyor[1]. Yani çalışma çağındaki her 3 kadından 2’si işgücüne dahil değil.

- Bu tablo son 10 yıldır çok değişmedi. Türkiye’de cinsiyete dayalı ücret farkı ise yüzde 15,6 düzeyinde.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar