Her paket “reform paketi” midir? Yoksa…

Servet YILDIRIM
Servet YILDIRIM Ekonominin Halleri servet.yildirim@dunya.com

Reform sözlük anlamı olarak yeniden şekil vermek, düzeltmek, ıslahat yapmak anlamına gelir. Ekonomik reform ise ekonomide talebin sürdürülebilir ancak enflasyonist olmayan bir şekilde canlandırılması veya büyüme ve istihdam artışı hedeflerine ulaşmak için üretken yatırımların artırılması amacıyla kamu ve özel kesim aktörlerinin davranışlarında değişim yaratmak için aksiyonlar almaktır. Cuma günü Haliç Kongre Merkezi’nde “Ekonomik Reform”ları dinlerken geçmiş “reform”ları hatırladım. Gazeteciliğe başladığım 1989 sonundan bu yana onlarca reform açıklamasına tanıklık yaptım. Birçoğunda vurgular, hedefler ve amaçlar aynıydı. Son açıklanan pakette de geçmişten izler fazlasıyla vardı. Ancak bir reform paketi olup olmadığı tartışılır.

“Ekonomi Reformları”nın hedefi “sürdürülebilir, güçlü ve kaliteli büyümeye erişim” olarak açıklandı. Temel amaçları ise “makroekonomik istikrarın sağlanması, rekabetçi üretim ve verimlilik artışları ile şeffaf, öngörülebilir ve hesap verilebilir yönetişim” olarak konulmuştu. Hem hedef, hem de amaçlar doğruydu. Hatta metnin tamamı vurgu açısından da yeterince zengindi; ihtiyaç duyulan noktalara odaklanılmış ve makroekonomik istikrardan vergide sadeleştirmeye kadar piyasaların ve ekonomideki tarafların duymak isteyecekleri vurgular yapılmıştı. Kamu maliyesinde güven ve istikrara dayalı mali disiplin temel öncelik olarak belirlenmiş ve risklere karşı güçlü bir kamu maliyesi yapısı oluşturulacağı taahhüt edilmişti. Ancak açıklanan pakete reform demek zorlama olur. İçerik, uygulama takvimi, kimin neyi yapacağı, maliyeti, kaynakları gibi unsurlar itibariyle reform paketi olmaktan uzaktı. Reformların özünde yer alan davranışsal değişiklikler ortada yoktu. Kısacası bazı düzenlemeler vardı ama bir reform paketi yapısı yoktu.

Geçmişte defalarca konuşulan ve bazıları çeşitli şekillerde uygulanmaya çalışılan fiyat istikrar komitesinin oluşturulması, erken uyarı sisteminin kurulması, gıda kaybının önlenmesi gibi konular pakette yer almış; önemleri itibariyle doğru da yapılmış ancak bunları reform adımları olarak görmek zor. Kaldı ki yılların yapısallaşmış enflasyon meselesini getirip neredeyse sadece gıda fiyat artışına bağlamak reformist bir bakış açısı değildir. Aynı şekilde finansal sektörün güçlendirilmesine yönelik sıralanan aksiyon ve niyetleri de olumlu karşılamakla birlikte reform çerçevesine oturtamadım. Sağlık ve dijitalleşme konusunda Cumhurbaşkanlığı bünyesinde yeni başkanlıklar kurmak da reform değil bürokratik düzenlemelerdir.

Paketin açıklamasının ardından Sevgili Meliha Okur Twitter’da “19 yılda 23 reform paketi. Sonuç?” diye soruyordu. Aslında bunların çoğuna “reform paketi” değil de “bazı düzenlemeleri içeren paket” denilseydi daha anlaşılır olurdu. KOBİ’ler açısından Kredi Garanti Fonu'nun katma değeri yüksek üretimi ve nitelikli istihdamı uygun maliyetli kredilerle destekleyecek şekilde yeniden yapılandırılacak olması önemli. Sanayide yeşil dönüşüm, sağlık sanayisinin geliştirilmesi, halka arzın kolaylaştırılması, şirketlerin tahvil çıkarmasını özendirmek için Tahvil Garanti Fonu'nun kurulması gibi adımlar dikkat çekici. Dijiital Vergi Denetimi Sistemi geliştirilerek inceleme sürelerinin kısaltılması olumlu bir adım. Ara malı ithalatının azaltılmasına yönelik Kredi Garanti Fonu teminatı ile 5 ve 6'ncı bölgelerde imalata dayalı, ithal ikamesi ve ihracatı önceleyen yatırımlara uzun vadeli kredi desteği sağlanması da olumludur. Kamu-özel işbirliğinin bir yasaya dayandırılması gereken bir adımdı. Halka arz süreçlerinin kolaylaştırılması hemen her pakette yer alan bir konuydu, bunda da yer aldı. Umarım bu defa altı doldurulur ve ilerleme sağlanır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında “İkide bir 'fiyat istikrarı, fiyat istikrarı' diyorlar ya biz onu atıp bir kenara koyduk” demesi dikkat çekiciydi. Ancak fiyat istikrarının yine de bir amaç olarak metinde yer alması sevindiriciydi. Borç stokunun dış şoklara karşı duyarlılığını azaltabilmek için döviz cinsi borçların toplam içerisindeki payını düşürülmesi, borçlanmanın ortalama vadesinin piyasa şartlarıyla uyumlu olarak uzatılması bundan 20 yıl önceki 2001 programının hedef ve kazanımlarındandı. Fakat bu kazanımlar ilerleyen dönemlerdeki geri adımlarla kısmen kaybedilmişti. Şimdi hatırlanmış olması hayırlı bir gelişmeydi.

Ancak tüm bu “olumlu” noktalarda önemli olan uygulamadır. Üretimde ithal girdi kullanımının azaltılması ile katma değeri yüksek yerli ve milli ekonomi hedefinin ortaya konulması önemlidir ama bunların hepsi son 10 yılda açıklanan yıllık ve uzun vadeli plan ve programlarda yer alan ifadelerdir. Burada önemli olan bu hedeflere yönelik nasıl bir uygulama yapılacağı, maliyetinin neler olacağı ve nasıl kaynak yaratılacağıdır.

Türkiye ekonomisinin temel sorunu üretimin ve ihracatın yapısıdır. Dolayısıyla yapısal dönüşümün başlayacağı yer de burasıdır. 70’lerde tarımsal ürün ağırlıklı olan ve 80’lerde ağırlıklı olarak emek yoğun geleneksel ürünlerden oluşan yapı, 90’larda orta- düşük ve orta-yüksek teknolojili ürünlere yöneldi. Yeni reformlar sayesinde üretim ve ihracat yüksek teknolojili ürünlere yönelmek zorunda. Cuma günü açıklanan pakette ise bazı niyetler yer almakla birlikte bu dönüşümü bir bütün halinde ortaya koyan detaylı bir çerçeve ve davranışsal değişiklik yoktu. Yapısal reformlar ekonominin arz kapasitesini artıracak önlemlerdir. Yapısal reformun ilk adımı reformu yapacak olanın reformun gerekliliği konusunda ikna olmasıdır. İkinci nokta, reformun sosyal ve ekonomik maliyetinin belirlenerek toplumda adil şekilde paylaşılmasıdır. Üçüncü nokta ise yapısal reformların niteliği kadar sıralamasıdır. Doğru bir önceliklendirme ve sıralama ile yapılmalıdır.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Neden başaramadık? 13 Nisan 2021