Her şeyi kontrol edemezsiniz!

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Şirketlerde en büyük yanılgılardan biri, patronun ya da profesyonel tepe yöne­ticinin her şeyi bizzat kontrol edebileceği­ne inanmasıdır. Bu yaklaşım kötü niyetten değil; şirketi koruma, hata yapılmasını ön­leme ve düzeni sağlama arzusundan doğar. Ancak iyi niyet, her zaman iyi yönetim an­lamına gelmez.

Belirli bir ölçeğin üzerine çıkan şirket­lerde işler artık tek kişinin sağlıklı biçim­de onaylayabileceği basitlikte değildir. Sa­tın alma, ödeme, satış, stok, tahsilat, üre­tim ve finans süreçleri birbirine bağlı bir sisteme dönüşür. Bir noktaya bakarken başka bir noktadaki riski kaçırmak kolay­dır.

Operasyonun içinde kaybolmak

Yüzlerce kalemden oluşan ödeme liste­lerini incelemek, gün içinde gelen satın alma taleplerini tek tek onaylamak, her sözleşmeye, faturaya ve fiyat teklifine ye­tişmek güven verici görünebilir. Oysa bu yöntem çok zaman alır ve beklenen koru­mayı sağlamaz.

Çünkü işlem sayısı arttıkça dikkat dağı­lır, detaylar gözden kaçar, onaylar rutinle­şir. Bir süre sonra yönetici gerçekten kont­rol eden değil, sadece imza atan kişiye dö­nüşür. Üstelik bu yükün içinde şirketin geleceğine bakacak zihinsel alan kalmaz.

Ben böyle yönettim demek

“Ben bugüne kadar böyle yönettim, işle­rimiz de gayet iyi gitti” cümlesi birçok şir­kette duyulur. Geçmiş başarı değerlidir. Fakat geçmişte işe yarayan yönetim bi­çimleri, bugünün rekabet ortamında aynı sonucu vermeyebilir.

Pazarlar değişiyor. Müşteri beklentile­ri dönüşüyor. Dijitalleşme, yapay zeka, ve­ri analitiği, siber riskler ve tedarik zinciri kırılganlıkları şirketleri zorluyor. Tepe yö­netici günlük onayların ve operasyonel ka­rarların içinde boğuluyorsa, bu değişimi zamanında görme şansı azalır.

Kontrol etmek başka, sistem kurmak başkadır

Şirketi bizzat kontrol etmek ile güçlü bir kontrol sistemi kurmak aynı şey değildir. Birincisi kişiye, dikkate, hafızaya ve zama­na dayanır. İkincisi sürece, kurala, yetki matrisine, görevler ayrılığına, teknolojiye, raporlamaya ve izlemeye dayanır.

Kişiye dayalı kontrol yorucudur, kırıl­gandır ve sürdürülebilir değildir. Sistem­sel kontrol şirket büyüdükçe değer kaza­nır.

Doğru tasarlanmış iç kontrol, hataların, usulsüzlüklerin ve verimsizliklerin işlem öncesi önlenmesine yardımcı olur.

İç kontrol ne işe yarar?

İç kontrol, sadece “imza yetkisi kimde olacak?” sorusunun cevabı değildir. He­deflere ulaşmayı tehdit eden risklerin, sü­reçlerin içine yerleştirilmiş kontrollerle yönetilmesidir.

Satın almada talep eden, onaylayan, si­pariş veren, mal kabulü yapan ve ödeme­yi gerçekleştiren kişilerin rollerinin ay­rılması güçlü bir kontroldür. Müşteri li­mitleri, iskonto yetkileri ve ERP yetki kontrolleri de aynı amaca hizmet eder.

İyi iç kontrol, patronun her şeye bakma ihtiyacını azaltır. Sistem riskli alanlarda uyarı üretir, istisnaları görünür kılar ve karar vericiyi doğru bilgiyle buluşturur.

İç denetim ne işe yarar?

İç denetim bu sistemin çalışıp çalışma­dığını bağımsız biçimde değerlendirir. Kontroller kâğıt üzerinde mi, fiilen uygu­lanıyor mu? Süreçlerde suistimal riski var mı? Yetkiler doğru kullanılıyor mu?

Doğru kurgulanmış iç denetim, sadece hata listesi sunmaz. Süreçleri iyileştirir, riskleri görünür kılar, erken uyarı sağlar ve kurumsal kapasiteyi artırır.

Patronun zamanı çok değerli

Şirketlerde en pahalı kaynak çoğu za­man para değil, yöneticinin zamanıdır. Bu zaman operasyonel onaylarda tüketildi­ğinde şirket stratejik aklını kaybeder. Oy­sa liderin görevi her faturayı görmek değil, süreçlerin güvenli çalıştığından emin ola­cak sistemi kurdurmaktır.

Her şeyi kontrol edemezsiniz. Ama doğ­ru iç kontrol ve iç denetim yapısı ile şirke­tinizin kontrol altında olduğundan emin olabilirsiniz. Böylece daha az yorulur, şir­ketin geleceğine odaklanırsınız.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.458,98 2,34 %
Dolar 47,9377 0,06 %
Euro 55,9271 0,86 %
Euro/Dolar 1,1657 0,71 %
Altın (GR) 6.807,53 1,03 %
Altın (ONS) 4.481,14 3,38 %
Brent 90,7075 0,60 %