Herkes aynı hatayı neden yapıyor?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Küçük kararlar… O an önemsiz gibi gö­rünür. Ama birikir, büyür ve fark et­meden hayatını yönlendirmeye başlar. Kredi kartı… Hepimizin cebinde ama ço­ğumuzun zihninde tam olarak oturtama­dığı bir ödeme aracı. Kimi için hayat kur­tarıcı, kimi için ise yavaş yavaş içine çeken bir borç sarmalı. Aslında mesele kart değil; kartla kurduğumuz ilişki.

Kredi kartının psikolojisi çok net: “Şim­di al, sonra düşün”. Pardon düün yerine “öde” diyecektim, ama şuan pratikte bizim gerçeğimiz bu. Nakit harcadığınızda beyni­niz bir kayıp hisseder. Ama kartta bu yok­tur. Küçük bir temas, bir onay sesi… ve alış­veriş tamam. İşte bu yüzden kartla harcar­ken daha cesur, daha rahat ve çoğu zaman daha kontrolsüz oluruz. Çünkü ödeme anı ile harcama anı arasında mesafe vardır. Bu mesafe, disiplinli biri için fırsattır; disip­linsiz biri için tuzak.

Şimdi bu fırsat tarafını somut bir örnek­le düşünelim. Diyelim ki hesap kesim tari­hiniz her ayın 15’i. Siz de o ay 16’sında (1 gün sonra) kartla bir alışveriş yaptınız. Bu harcama, bir sonraki ayın 15’inde (30 gün sonra) kesilecek ekstreye girecek. Üzerine bir de yaklaşık 10 gün ödeme süresi var. Ya­ni siz aslında o harcamayı yaptığınız aydan bir sonraki ayın 25’ine kadar , o ay içinde­ki gün sayısına göre değişerek yaklaşık 40 gün boyunca cebinizden para çıkmamış oluyorsunuz. Daha açık söyleyelim: Bu sü­re boyunca banka sizin yerinize o harcama­yı finanse ediyor, size faizsiz borç veriyor.

Eğer siz bu borcu son ödeme tarihinde tam ve eksiksiz kapatırsanız, o alışveri­şin parasını 40 gün boyunca paranız sizde kalır, başka bir ihtiyacınıza, belki bir yatı­rımda kullanabilirsiniz. İşte kredi kartının “avantaj” tarafı tam olarak burada.

Gerçekten bu kıvraklıkta davranan kaç kişi var?

Çoğu kişi bu avantajı kullanmak yerine, farkında olmadan tam tersine çalışır. Çün­kü harcama kolaydır, ama ay sonunda di­siplinle ödeme yapmak zordur. “Minimu­mu ödeyeyim, kalan kalsın” dediğiniz anda sistem tersine döner. O 40 günlük avantaj, faiz yüküne dönüşür. Bankanın sizi finan­se ettiği dönem biter, sizin bankayı finanse ettiğiniz bir dönem başlar.

İşte bu yüzden kredi kartı aynı anda hem en akıllı finansal araçlardan biri hem de en sinsi borç mekanizmalarından biridir. Bu noktada düzenleyici kurumların neden kredi kartı limitlerini gelire göre belirledi­ğini de daha iyi anlıyoruz. Çünkü herkes bu disiplini sağlayamaz. Limitler aslında si­zi sınırlamak için değil, sizi korumak için vardır. Gelirinizin çok üzerinde bir limit, özgürlük değil; risktir. Sistem, bireysel ha­taların toplu bir krize dönüşmesini engel­lemek için bu sınırları koyar.

Kredi kartını doğru kullanmanın özü çok basit ama uygulaması zor bir prensibe da­yanır: Eğer kartı maaşınızdan bağımsız bir güç gibi görürseniz, kontrolü kaybeder­siniz. Ama sadece “nakit yerine geçen bir araç” olarak görürseniz, kontrol sizde kalır.

Kendinize şu üç soruyu sormanız yeterli:

* Bu harcamayı nakit yapsaydım yine yapar mıydım?

* Ay sonunda tamamını ödeyebilir mi­yim?

* Bu harcama gerçekten gerekli mi, yok­sa anlık bir istek mi?

Cevaplar netse, kart sizin hizmetinizde­dir. Değilse, siz kartın hizmetine girersiniz. Kredi kartı sana zaman kazandırır; ama di­siplinsizsen o zamanı faiz olarak geri alır.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.321,19 1,53 %
Dolar 46,9720 0,11 %
Euro 53,6139 -0,04 %
Euro/Dolar 1,1415 -0,13 %
Altın (GR) 6.197,31 -0,49 %
Altın (ONS) 4.119,12 -0,12 %
Brent 75,9790 0,03 %