Herkesi kucaklamayan büyüme, halkta öfke birikimine yol açıyor

Vahap MUNYAR
Vahap MUNYAR İŞ DÜNYASINDA DİYALOG vahap.munyar@dunya.com

NEBİL İlseven, “Toplumcu Düşünce Enstitüsü” adına bir davet gönderdi:

- Massachusetts Institute of Technology (MIT) Öğretim Üyesi Prof. Daron Acemoğlu, seminerimizde yapacağı konuşma öncesi sizlerle sohbet edecek.

Geçen cuma sabahı Servet Yıldırım, Murat Yetkin, Gökhan Şen, Mustafa Sönmez, okul arkadaşları Ali Kiremitçioğlu ve Cihat Tokgöz’le birlikte Prof. Daron Acemoğlu’nu dinledik, sorularımıza yanıtlar aldık.

Prof. Acemoğlu, sohbeti şu saptamayla açtı:

-Hiç minimize etmeye gerek yok. COVID- 19, çok büyük bir olay. En büyük etkilerinden birini de “alarm” görevi görmesiyle gösterdi. Bir anlamda çok önemli sorunlara “ışık” tuttu.

Bu saptamasını ABD üzerinden açmayı yeğledi:

- Batının büyüme stratejisinin sürdürülebilir olmadığı ortaya çıktı. Son 30 yıl bunu ortaya koydu. En önemlisi eşitsizlik.

Bu noktada şu mesajı verdi:

- Halk, büyümenin herkese açık gerçekleşmediğini fark ederse, o zaman öfk e birikiyor. Yani, herkesi kucaklamayan büyüme, halkta öfk e birikimine yol açıyor.

Dünyada son 30 yıllık büyümenin böyle gerçekleştiğini vurguladı:

- Bu konuda en net örneği ABD oluşturuyor. Almanya, Fransa ve İngiltere’de de aynı durum söz konusu. Hatta İskandinav ülkelerinde de büyüme herkesi kucaklamadı, toplum katmanları arasında uçurum çok büyüdü.

ABD’den örnek verdi:

- Üniversite mezunu olmayanların gelir düzeyi çok geriledi. Çalıştıkları iş alanları ortadan kalkmaya başladı.

“Amerikan rüyası”na gönderme yaptı:

- Nereden gelirse gelsin, Amerika’ya yerleşenler refahtan pay alabiliyordu. Çocuklar birinci kuşaktan daha iyi koşullara ulaşabiliyordu. Oysa son yıllarda çocuklar birinci kuşaktan daha yoksul bir hayat yaşıyor. Bunda küreselleşmenin çok büyük rolü var.

İşgücü ile kapital arasındaki dengenin de çok bozulduğunun altını çizdi:

- 40 yıl önce hiçbir CEO, şirketinde çalışan işçiden 100 kat daha fazla kazanmıyordu. İşçileri kovduğunda ücretini katlayamıyordu. Çünkü, asgari ücretin önemi vardı. Sendikalar da güçlüydü. Böylesi bir uçurumu toplum da kabul etmezdi.

Zamanla “sosyal devlet”in zayıfl adığına işaret etti:

- ABD’de, eyaletlere göre farklılaşan garip bir“sosyal devlet” anlayışı oluştu.

COVID-19 krizinin etkisine döndü:

-Dünyada bu gidişatın değişmesi gerekiyordu. COVID-19 dünyayı değiştirecek.

“Yapay zeka” üzerinde durdu:

-Robotlar, basit, tekrarlanan işleri epeydir yapıyordu. “Yapay zeka”, robotların daha komplike işleri yapmasını sağlayacak.

Bu noktada şu soruyu ortaya attı:

- “Yapay zeka” dünyanı değiştirecek mi?

Kendi sorusunu şöyle yanıtladı:

- Hayır… Sadece süreci hızlandıracak.

COVID-19 krizinin “eşitsizliği” çok çarpıcı şekilde ortaya koyduğuna dikkat çekti:

- ABD’de COVID-19’dan ölenlerin büyük bölümünü yoksul insanlar oluşturdu. Zenginler tedavi olabildi. Zenginler arasında ölüm oranı daha düşük gerçekleşti.

Ekim 2015’te Antalya’da gerçekleşen zirvede G20 ülkeleri de “kapsayıcılık” konusunu öne çıkardı.

Ancak, geçen 6 yılda anlamlı adımlar atılamadı…

COVID-19 krizi “alarm” etkisi oluşturduysa artık “kapsayıcı büyüme” stratejisi devreye girer mi?

Yoksa, “halkta biriken öfke”, “patlama”ya dönüşebilir değil mi?

DEMOKRASİ ZAYIFLADIKÇA BÜYÜME KALİTESİ DÜŞÜYOR

MASSACHUSETTS Institute of Technology (MIT) Öğretim Üyesi Prof. Daron Acemoğlu, Brezilya, Türkiye, Hindistan ve Güney Afrika’yı işaret ederek şu saptamayı paylaştı:

- Gelişmekte olan ülkelerde de eşitsizlik çok arttı.

Gelişmekte olan ülkeler üzerinden şu noktaya işaret etti:

- Demokratikleşen ülkelerde hızlı büyüme yaşandı. Dışarıdan teknoloji transfer edebildiler. Sağlık ve eğitime yatırım yapabildiler. Bunu Türkiye’de de gördük, Latin Amerika ülkelerinde de.

2006’dan sonra Türkiye dahil bazı ülkelerde demokratikleşme konusunda geriye dönüşün gündeme geldiğini savundu:

- Gelişmekte olan ülkelerdeki bazı liderler demokratikleşme konusunda, “Neden bu kadar yapalım ki” diye düşünmeye başladı. Bazı demokratik hakların ortadan kalkması söz konusu oldu.

Polonya ve Macaristan’ın AB’ye girmenin avantajını yaşadığını kaydedip ekledi:

- Demokrasinin zayıfl adığı ülkelerde hemen yeni gruplar güçlendi. Yeni tekeller ortaya çıkmaya başladı. Büyümenin kalitesi düştü. Eşitsizlik yeniden artışa geçti.

ABD’nin “sıfır faiz” politikasına işaret etti:

- ABD’nin bu politikası da gelişmekte olan ülkeler için “yangına körükle gitme” etkisi yarattı.

ÇİN, 10 KAT FAZLA ‘CHİP’ YATIRIMI YAPIYOR AMA ABD DAHA İLERİDE

MASSACHUSETTS Institute of Technology (MIT) Öğretim Üyesi Prof. Daron Acemoğlu, Çin’in çok ciddi teknoloji çaldığını belirtip, şu yorumu yaptı:

- Çin, örneğin “chip” konusunda piyasaları domine etmeye yönelik adımlar atıyor. ABD’ye oranla bu konuda 10 kat daha fazla yatırım yaptı. Ancak, hâlâ bu konuda ABD daha ileride.

ABD’li şirketlerin Çin’e yatırımları konusunda da şu yorumu verdi:

- Çin, ABD’li şirketler için ucuz üretim yaptırmanın adresi oldu. Teknoloji konusunda gelişmekte olan ülkelere şu mesajı verdi:

- Bilimde, teknolojide yol alınacaksa hâlâ Batı’nın altyapısı ile gidilecek. Teknoloji hâlâ Batı’da.

İNOVASYON, TEKNOLOJİ ARTIYOR AMA VERİMLİ BÜYÜME SAĞLANAMIYOR

MASSACHUSETTS Institute of Technology (MIT) Öğretim Üyesi Prof. Daron Acemoğlu, Batı’nın elindeki kaynakları verimli kullanamadığını vurguladı:

- İşgücü doğru kullanılmazsa büyüme de sağlıklı olamıyor.

Verimlilik artışının çok düştüğüne işaret etti:

- Bir tarafta teknoloji, inovasyon artıyor. Milyarlarca dolar teknolojiye gidiyor ama ülkeler verimli büyüyemiyor.

Ardından ekledi:

- Hatta bazı şirketlerde gereğinden fazla otomasyon yatırımı yaptığını görüyoruz.

19 AYDIR İLK KEZ UÇAĞA BİNDİM VE İSTANBUL’A GELDİM

PROF. Daron Acemoğlu, sohbetin gerçekleştiği odaya girdiğinde COVID-19 sürecindeki ilk seyahatini İstanbul’a gerçekleştirdiğini belirtti:

- 19 aydır ilk kez uçağa bindim ve İstanbul’a geldim.

COVID-19 sürecinde sağlık önlemlerine çok dikkat ettiğini vurguladı:

- 15 ay boyunca hiç dışarıda yemek yemedim. Son 4 aydır sadece açık havada yemeklere katılıyorum.

Bulunduğumuz odanın kapalı olduğuna işaret etti:

- Kapalı ortamda ilk kez birkaç kişiyle birlikte kahvaltı yapmış olacağım.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar