23 °C
Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Hiç bu kadar kafamız karışmamıştı

Tüm dünyada aynı anda insanların bu kadar kafasının karıştığı bir dönem, en azından bizim yaşadığımız süre içerisinde olmamıştı. Ben yarım yüzyılı devirdim, 1980’de askeri darbeyi gördüm, 80 öncesinde ise yokluğu. Körfez savaşını gördük, 99 depremini, ekonomik sıkıntıları, krizleri. Kısacası pek çok zorluktan geçtik, zor dönem yaşadık. Dünya bir 3.dünya savaşı görebilir ilerleyen yıllarda, ticaret savaşları ve daha da güçlü olma arzusunda olan dev kapitalist ülkelerin güç savaşları, çatışmaları, bu iş acaba nereye varır derken, korona çıkıverdi karşımıza. Bir virüs, hepimizin tüm düzenini allak bullak etmeyi başardı. Tüm dünyayı oturtuverdi bir anda şapa. Hani savaş olsa, düşmanınızı bilirsiniz. Öyle bir şeyle savaşıyoruzki, ne kim olduğunu, ne de ne zaman karşılaşacağımızı biliyoruz. Hiç bu kadar ikilemde kalmamıştık, hiç bu kadar kafamız karışmamıştı.

Her şeyi sorgulamaya başladık bir yandan; ama bir yandan da kafamızı karıştıran pek çok şey de olmaya devam ediyor. Sorgulamalar aslında iki boyutlu. Bunlardan ilki, neden oldu tüm bunlar; Kayahan’ın şarkısında olduğu gibi; “ben nerde yanlış yaptım”, biz nerde yanlış yaptık. Hani acaba bazı düzenlerin değişme zamanı mı geldi de tüm bunlar başımıza geldi, sorgulayacağız ve hatta şu anda da sorguluyoruz elbet. Pek çok şeyin yeniden ele alınacağı muhakkak, ama bir de bugünü nasıl geçirdiğimize bakacak ve geriye dönüp krizi nasıl yönettiğimizi de sorgulayacağız.

Ekonomik boyutu ele aldığımızda, orada da kafalar çok karışık. Örneğin geçtiğimiz hafta 3 binin üzerinde ürünün ithalatına ek gümrük vergisi getirildi. Tekstil, konfeksiyon, deri ayakkabı ve benzeri kategoride 2 bine yakın ürün ile 1200 civarındaki sanayi ürünlerine gelen ilave gümrük vergileri bir yandan yerli üretimi desteklemek amaçlı olarak pozitif şekilde yorumlanabilecekken, diğer yandan Eylül sonuna kadar uygulanacak olması, acaba yalnızca bütçeye ilave gelir yaratmak için mi sorusunu düşündürmeden edemedi. Üstelik iki farklı günde ve dört farklı Cumhurbaşkanı Kararı ile açıklanan ilave vergilerin, bir kısmına ilişkin uygulamanın; ülkemize gelmiş, ama henüz ithal edilmemiş eşyalara dahi uygulanmaya başlanması, diğer bir deyişle başlamış işlemleri de kapsaması firmaların büyük itirazlarına neden oldu. Eminim yetkililer bu konuyu değerlendireceklerdir. Ne diyelim, umalım ki bu ek vergiler yerli üretimimize ve sanayicimize pozitif etki yaratsın.

Dedim ya her konuda kafalar karışık; para basmak mı doğru basmamak mı, IMF ile ilişkileri yeniden başlatmak mı yararlı olur, başlatmamak mı; virüs etkisi tamamen ortadan kalkmasa dahi işletmeler açılmaya başlasa mı, başlamasa mı, sokağa çıksak mı çıkmasak mı. İkilemlerin sayısı durmaksızın artıyor. Ve bir süre daha böyle sürecek gibi.

Ben çok yavaş da olsa normalleşme sürecinde ve sonrasında; dünyanın da ülkemizin de sorgulayacağı, tartışacağı, bazen de fırsat gibi göreceği konu başlıklarını sıralamak istedim. Bakın insanlar neleri çok sorgulayacaklar, dünya artık neleri konuşacak, bizi bekleyen fırsatlar neler olabilir.

İlk olarak ülkelerin bu süreci nasıl yönettikleri konuşulacak ve tüm ülkeler siyasi otoritelerinin durumunu sorgulayacak. Yavaş da olsa başladı bile. İkinci olarak kapitalizm sorgulanacak, bir kez daha böyle bir durum ile karşılaşmama adına; çok geniş bir başlık olan bu konu, (ki ben ilerleyen haftalarda bu konuyu başlı başına ele alacağım) tartışılacak, yapılan hatalar ve alınması gereken tedbirler konuşulacak. Tarım çok konuşulacak, sağlık sektörü çok konuşulacak, teknoloji çok konuşulacak. Bu sektörlerin tamamındaki fırsatlar yeniden masaya yatırılacak, karneler çıkacak ve birçok yatırımcı için bu alanlar bir kez daha değerlendirilecek. İhracat yeniden ele alınacak, korumacılık bir kez daha gündem olacak. Türkiye’nin ihracatını arttırmak için yeni fırsatların da olacağını net olarak söyleyebilirim. Yine en çok konuşulacak konulardan bir tanesi de kripto para olacak. Bu alanda da yeni girişimlerin olacağını göreceğiz. Tüm bunların yanı sıra; yaşam ve beslenme biçimlerimiz ve alışkanlıklarımız da yeniden ve bol bol ele alınacak, tartışılacak. Sonunda yaşamımızda bir değişiklik olur mu onu bilmem ama, hepimiz kendimize birer ayna mutlaka tutacağız.

Vakitler bol olduğu ve büyük çoğunluğun evinde olduğunu düşündüğüm için olsa gerek bugün yazımı biraz uzun tuttum. Evde dahi olsak bir çoğumuz bu süreçte aile fertlerimiz dahil, mecburen sosyal mesafe koyduk birbirimize. Aslında bu durum öyle bir ders verdi ki bize; sağlıklı günlerde birbirimizin elini sıkmanın, sevgi ile sarılmanın ne kadar önemli ve güzel bir şey olduğunu gösterdi.

Dün 23 Nisan’dı; belki sokaklarda ve caddelerde kutlayamadık, belki çocuklarımız okul bahçelerini ve stadyumları dolduramadı, ama içimizdeki coşku evlerimizde de yüreklerimizde de aralıksız devam etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100.yıldönümü gibi anlamlı bir günde; Gazi Mustafa Kemal’in üzerinden bir asır da geçse bizleri nasıl birleştirebildiğine, evlerimizden çıkamasak bile nasıl bütünleştirdiğine şahit olduk dün ve onun ne büyük bir lider olduğunu bir kez daha anlamış olduk. Tüm Türk Ulusu’nun bu önemli günü ve bayramı kutlu olsun.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap