Hisse senedinde satış fonlarda güven sınavı
Fon krizi sonrası borsada her gün onlarca hisse senedi taban fiyattan işlem görüyor. Çıkışlar yalnızca hisse senetleriyle sınırlı kalmıyor. Fon krizinde adı geçmeyen çok sayıda kurumun para piyasası fonlarında da çıkış yaşanıyor. Para piyasası fonlarından çıkan paranın döviz yerine mevduata gitmesi şu aşamada olumlu karşılanıyor.
Pusula Portföy’ün ardından Tera Portföy’ün de temerrüde düşmesiyle başlayan fon krizi, Türkiye’nin ana gündem maddelerinden biri haline geldi. Her gün yeni bir haber ve yeni bir gelişmenin yaşandığı süreçte… Yaşananlardan en fazla etkilenen ise hiç şüphesiz hisse senedi piyasası. Günlerdir taban olan onlarca hisse piyasanın genelini negatif etkilemiş durumda. 9 Eylül’de 14 bin 500 puan seviyelerinde bulunan BIST 100 endeksi, 12 bin puan sınırına kadar geriledi.
Fon krizinin asıl etkisi yalnızca hisse fiyatlarında değil, yatırımcının risk algısında da ortaya çıkıyor. Çünkü sorun birkaç fonun ödeme güçlüğüyle sınırlı kalmadı; adı krize karışmayan para piyasası fonlarından çıkışlar da hızlandı. Örneğin geçen hafta para piyasası fonlarından 40 milyar TL’nin üzerinde çıkış yaşandı. En fazla çıkışın 11,9 milyar TL ile Ziraat Portföy Başak Para Piyasası Fonu’nda yaşanması dikkat çekici.
Satış baskısı genele yayıldı
Burada önemli bir ayrım var. Her çıkışı doğrudan krizle ilişkilendirmek mümkün değil. Yatırımcılar faiz beklentileri, nakit ihtiyacı veya portföy tercihlerindeki değişim nedeniyle de fon satabilir. Ancak piyasa stresinin arttığı bir dönemde, para piyasası fonlarından çıkışların hızlanması dikkatle izlenmeli. Piyasanın önündeki kritik soru artık şu: Sorunlu fonlar mı tasfiye ediliyor, yoksa güven bütün sektörden mi çekiliyor? Krizin merkezinde, likiditesi sınırlı hisselerde yoğunlaşan fon pozisyonları ve yatırımcıların para çekme talepleri var.
Çıkışları karşılamak için hisse satışı gerektiğinde, alıcısı sınırlı kâğıtlarda fiyatlar hızla gerileyebiliyor. Düşen fiyatlar fon portföylerini zayıflatırken yeni çıkış taleplerini de tetikleyebiliyor. Geçen hafta bu zincirin etkisi Borsa İstanbul’da açıkça görüldü. Bir günde 134 hissenin taban olması, satış baskısının belirli hisselerin dışına taştığını ortaya koydu. Asıl risk, tek bir fondaki likidite sorununun piyasanın geneline yayılan bir satış döngüsüne dönüşmesi.
Sistematik risk tartışması
Finansal İstikrar Komitesi, yaşanan gelişmelerin ardından finansal sistem genelinde yapısal risk bulunmadığını açıkladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı da sorunun sınırlı sayıdaki fonda yoğunlaştığı görüşünü dile getirdi.
Uzmanlar, bu açıklamaların sistemik risk tartışmasını sona erdirmediğini belirterek, değerlendirmelerin belirli göstergeler üzerinden yapılması gerektiğini söylüyor. Fonların toplam büyüklüğü, yatırımcı çıkışlarının devam edip etmediği, portföylerdeki yoğunlaşma ve aracı kurumların likidite durumunun bu açıdan belirleyici olduğu ifade ediliyor. Bir fondaki sorun ile sistemik riskin aynı şey olmadığının altı çizilirken aradaki mesafenin bulaşma kanallarının ne kadar hızlı çalıştığına bağlı olduğu vurgulanıyor.
Yatırımcı parasını başka bir fona, banka mevduatına ya da farklı varlıklara taşıyabilir. Bu nedenle para piyasası fonlarındaki küçülme, tek başına sistemden para çıktığını göstermiyor. Önemli olan, paranın hangi araçlara yöneldiği ve çıkışların kalıcı hâle gelip gelmediği. Son rakamlar, para piyasası fonlarından çıkan paranın önemli bölümünün yine sabit getirili bir araç olan mevduata yöneldiğini gösteriyor.
