Honda ve algı yönetimi

Gültekin KARA
Gültekin KARA OTOSTOP gultekin.kara@dunya.com

Geçtiğimiz hafta Honda, 3 bin 500 kişinin çalıştığı İngiltere fabrikasını kapatacağını, Türkiye’de ise Civic üretimini sonlandıracağını açıkladı.

Honda’nın Türkiye macerası, 1992 yılında ülkemizin köklü gruplarının otomotiv endüstrisine ilgi duymalarıyla başladı. O zamanlarda esmeye başlayan gümrük birliği rüzgarları, Uzak Doğulu üreticileri, büyük Türk sermaye grupları ile işbirliğine giderek üretim tesisleri kurmalarının yolunu açtı. Honda-Anadolu, Toyota-Sabancı ve Hyundai- Kibar ortaklıkları kuruldu ve fabrikalar faaliyete geçti.

İlerleyen dönemde ise önce 2002 yılında Honda, 2005 yılında ise Toyota, yerli ortakları ile yollarını ayırdı. Bugün hali hazırda sadece Hyundai-Kibar ortaklığı devam ediyor.

Bu süreçte, Honda son 15 yıllık süreçte maalesef istenen büyüklüğe ulaşamadı. Fabrika, 50 binlik kapasiteye çıksa da en yüksek üretim adedi 30 binlerde kaldı. Yakın tarihlerde üretime başlayan Hyundai ve Toyota ise 200- 300 bin adet imalata ulaştı. Örneğin, Honda geçen yıl 28 bin araç üretimi yaparken, bunun yaklaşık 25 bin adedini iç pazarda sattı.

Bir anlamda, Honda fabrikası, Türk pazarına yönelik bir imalat tesisi olmaktan öteye geçemedi. 1.5 milyonluk üretim kapasitesinin sadece yüzde 3’ünü teşkil ediyordu. Yani üretim açısından çok büyük bir zarar yok.

Şimdi, her ne kadar Türkiye’den çıkmıyoruz açıklamaları yapılsa da yaşanan durum, geçmişte Opel’in yaşadığı ile tıpa tıp aynıdır. Önümüzdeki dönemde bantlarda çalışan yaklaşık 800 kişi ile yollar ayrılacaktır.

Şirket, yoluna devam edecek, ithal ettiği otomobil ve motosikletleri pazarlayacaktır. Muhtemelen bayi yapısı değişmeyecek, pazarlama ve satış birimindeki kısıtlı personel ile operasyon idare edilecektir.

Tüm bunlar olurken beni asıl etkileyen bu operasyonun açıklanmasında yaşanan “İletişim stratejisidir” ekonomik kriz yaşanırken ve ortada bir seçim varken bazı medya organları çok sarih olan bir durumu bile “yokmuş” gibi göstermeye çalıştılar.

“Civic üretmeyeceğiz ama buradan ayrılmıyoruz” demek benim nazarımda, “Fabrikayı kapatıyoruz, burada sadece ithalatçı olacağız. Ama bunu farklı baskılar nedeniyle açıklayamıyoruz” demekle aynı şeydir. Altını kalın olarak çizmek isterim ki bu kararın Türkiye ekonomisi ile alakası olmamakla birlikte kriz algısını derinleştirdiği de kesindir.

Bir diğer altı çizilmesi gereken konu da Türkiye’ye neden otomotiv yatırımı çekemediğimizin konuşulma zamanın geçmesidir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Hep bana… 18 Mart 2019
Baskınla olmaz 21 Ocak 2019
Rotası olmayan gemi 07 Ocak 2019
Umuda yolculuk 31 Aralık 2018
Otomobile soğan muamelesi 10 Aralık 2018
Feragat edilmiş 19 Kasım 2018
Nereye koşuyoruz… 12 Kasım 2018
Rica ederim yapmayın 05 Kasım 2018
Kurcalama arabayı 22 Ekim 2018
Çelik bile erir 08 Ekim 2018