Hürmüz ve stratejik rezerv yönetimi-2
Önceki yazımızda gıda ve su bağlamında konuyu tartışmıştık. Konuya devam ediyoruz.
Gübrenin stratejik önemi ilk defa bu kadar ağır hissedildi
Gübre hammaddesinde yüzde 85 ithalata bağımlı olmamıza ve İran-ABD/İsrail Savaşının patlak verdiği dönemin ilkbahara rast gelmesine rağmen, gübre stoklarımızın yeterli olması bu dönemi sorunsuz atlatabilmemizi sağladı. Sonbahar dönemi için tedarikte bir sorun görünmüyor. Ancak gübre fiyatlarındaki artış gıda enflasyonunu körükleyebilir. Bundan sonra gübrede dışa bağımlılığımızı azaltıcı tedbirler önem kazanıyor. Yeşil amonyak, organik gübre ve biyodizel gibi alternatifler üzerinde çalışmalar yoğunlaştırılmalı.
Altın rezervleri kara gün dostu
Finansal istikrarın en önemli kalelerinden biri şüphesiz altın rezervleri. Berat Albayrak döneminde ABD, İngiltere ve İsviçre’deki 350 ton altınımızın Türkiye’ye getirilmesinin ne kadar vizyoner olduğunu bugün Avrupa ülkelerinin de aynı yola başvurmalarından daha iyi anlıyoruz. Merkez Bankası’nın bugün sahip olduğu rekor rezervler, ekonomik açıdan ciddi bir nefes almamızı sağlıyor. Dünya Altın Konseyi’ne göre Türkiye altın rezervinde dünyada 11. sırada. İran Savaşında Merkez Bankası’nın bir miktar altını elden çıkararak krizin şiddetini hafifletmeye çalışması, bu rezervlerin “kötü gün dostu” olduğunu bir kez daha ispatladı. TCMB’nin haftalık para ve banka istatistiklerine göre, Hürmüz krizine rağmen TCMB’nin brüt döviz rezervi 64,1 milyar dolar ve altın rezervi 106,8 milyar dolar olmak üzere 170,9 milyar dolar seviyesinde.
Enerji; yumuşak karnımız
Enerji güvenliği, depolama kapasitesiyle doğru orantılı. Türkiye’nin Silivri ve Tuz Gölü yer altı tesislerindeki 6,3 milyar metreküplük doğal gaz depolama kapasitesi, elektrik üretiminde yeşil enerjinin payının yüzde 62’ye yükselmesi ve devam eden keşif çalışmaları enerji krizlerine karşı elimizi güçlendiriyor. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, enerji depolarımızın yüzde 72’sinin dolu olduğunu, Avrupa’da ise tersine yüzde 72 depoların boşaldığını, hedefimizin ise 15 milyar metreküp bir depolama kapasitesine ulaşmak ve bunu yüzde 100’e yakın tutmak olduğunu ifade ediyor. Bugün 12 farklı ülkeden gaz temin edebilen bir yapıya kavuşmamız, temin riskini azaltmak bakımından değerli. Avrupa ve Hindistan gibi devlerin rezerv sıkıntısı çektiği, örneğin Hindistan’ın rezervlerinin 40 günün altına düştüğü bir konjonktürde, Türkiye’nin enerji stokları önemli bir stratejik güvence sağlıyor.
Nefesinizin kuvveti füze stoklarına bağlı
İran Savaşının, göğüs göğüse bir savaş olmayıp uzaktan, füzeler, uçaklar, iha/siha ve dronelarla sürdürülen yeni nesil bir savaş olması, ülke olarak son yıllarda yaptığımız savunma sanayi yatırımlarının ne kadar isabetli olduğunu gösteriyor. Savaşın devamı veya taraflardan birinin yenilgisi füze stoklarına bağlanmış görünüyor.
10 milyar doların üzerinde ihracatı, 20 milyar dolarlık hasılası, 3 bin 500’den fazla firma sayısı ve 100 binden fazla oluşturduğu istihdam ile yüzde 80’inin üzerinde yerliliği yakalayan savunma sanayi ülkemizin sert gücü ve caydırıcı gücü. Ülke olarak, etrafımız ateş çemberiyken bunun dışında kalabilmemizde bu sert gücümüzün büyük katkısı var. Elbette silah ve mühimmat depolarımızla ilgili olarak elimizde bilgi yok. Ancak belirttiğimiz bu rakamlar, stoklarımızın üst düzeyde olduğunun bir göstergesi.
Krizler ve çıkarımlar
Ezcümle; gıda, gübre, su, altın (finans), enerji ve silah alanlarındaki depolama stratejilerimiz, Türkiye’nin krizlere karşı bağışıklık sisteminin önemli unsurları. Bunlar Hürmüz ‘darboğazı’ ile kendisini daha çok hissettirenler. Bazı olaylar ilk bakışta “şer” gibi görünse de bize bu kritik alanlarda hazırlıklı olmayı öğreterek hayra vesile olabiliyor. Şimdi yapmamız gereken, bu altı kritik alanda planlamalarımızı hızla hayata geçirmek ve depolama kapasitemizi bir adım öteye taşımaktır.