Hürmüz’de duran yalnızca gemiler değil
Dünya ekonomisini çoğu zaman dev fabrikalar, trilyon dolarlık şirketler, merkez bankaları ve teknolojik gelişmeler üzerinden değerlendiriyoruz. Oysa küresel ekonominin kaderi zaman zaman haritada güçlükle görülebilecek kadar dar birkaç su yolunda belirleniyor. Hürmüz, Malakka, Babülmendep, İstanbul ve Çanakkale boğazları ile Süveyş ve Panama kanalları.
Arap Yarımadası ile İran arasında bulunan Hürmüz Boğazı, en dar noktasında yaklaşık 54 kilometre genişliğinde. Ancak gemilerin kullanabildiği geliş ve gidiş koridorlarının genişliği yalnızca 3,7’şer kilometre. Bu küçücük geçitten 2025 yılında günde yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü taşındı. Bu miktar, dünyadaki deniz yoluyla gerçekleştirilen petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birine karşılık geliyor.
Küresel ham petrol ticaretinin ise yaklaşık yüzde 34’ü Hürmüz’den geçti. Üstelik mesele yalnızca petrol değil. Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının neredeyse tamamı Hürmüz’e bağımlı. Bu iki ülkenin boğazdan geçen LNG ihracatı, küresel LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 19’unu oluşturuyor. Dolayısıyla Hürmüz’deki bir kriz yalnızca petrol fiyatını yükseltmiyor. Elektrik üretiminden petrokimyaya, gübreden plastiğe, ulaştırmadan gıdaya kadar bütün ekonomik zinciri etkiliyor.
54 kilometrelik geçit dünya ekonomisinin kalbi
2026 yılının ilk aylarında Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle Hürmüz geçişleri büyük ölçüde durdu. Uluslararası Enerji Ajansına göre savaş öncesinde günlük yaklaşık 20 milyon varil olan ham petrol ve petrol ürünü akışı, bir dönem neredeyse tamamen kesildi.
Bu gelişme, küresel petrol piyasası tarihindeki en büyük arz kesintilerinden birini ortaya çıkardı. Üye ülkeler, piyasayı desteklemek amacıyla toplam 400 milyon varillik acil petrol rezervini kullanıma açma kararı aldı. Bu, kurum tarihindeki en büyük ortak acil durum müdahalesiydi.
Krizin etkisi petrol ile de sınırlı kalmadı. Hürmüz’den yapılan LPG ihracatı mart ayında yaklaşık yüzde 80 azaldı. Bölgeden Asya’ya gönderilen LPG’nin önemli bölümü yüz milyonlarca insanın yemek pişirme ihtiyacında kullanılıyordu. Petrokimya tesisleri hammadde sorunu yaşarken plastik, ambalaj, otomotiv ve kimya sektörlerinde maliyet baskısı arttı.
Haziran ayında ABD ile İran arasında imzalanan mutabakatın ardından boğazdaki gemi trafiği yeniden artmaya başladı. Ancak yaşananlar dünyaya çok önemli bir gerçeği hatırlattı: Hürmüz kapandığında yalnızca petrol tankerleri durmuyor; küresel ekonominin çarkları yavaşlıyor.
Dünya birkaç dar geçide bağımlı
Hürmüz’ün önemini artıran temel unsur, yeterli alternatifinin bulunmaması. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Hürmüz’ü aşarak petrol taşıyabilen boru hatları var. Ancak bunların kullanılabilir ilave kapasitesinin günlük yaklaşık 3,5–5,5 milyon varil olduğu tahmin ediliyor. Hürmüz’den geçen yaklaşık 20 milyon varillik günlük akış dikkate alındığında, alternatif hatların kaybın ancak sınırlı bir bölümünü karşılayabileceği görülüyor.
İran, Irak, Kuveyt, Katar ve Bahreyn ise petrol ve doğal gaz ihracatlarının çok büyük bölümünde Hürmüz’e bağımlı. ABD Enerji Enformasyon İdaresinin verilerine göre 2025’in ilk yarısında Malakka Boğazı’ndan günde yaklaşık 23,2 milyon varil, Hürmüz’den 20,9 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçti.
Malakka Boğazı, Hint Okyanusu ile Pasifik’i birbirine bağlıyor. Babülmendep Boğazı ile Süveyş Kanalı ise Asya ve Avrupa arasındaki en kısa deniz güzergâhını oluşturuyor. Kızıldeniz’deki saldırılar nedeniyle gemilerin Ümit Burnu’na yönelmesi, sefer sürelerini ve navlun maliyetlerini artırdı. Süveyş çevresindeki petrol akışı 2023’te günlük 8,8 milyon varil düzeyindeyken, güvenlik sorunlarının etkisiyle 4,8 milyon varile kadar geriledi.
Türk Boğazları da küresel sistemin kilit noktası
İstanbul ve Çanakkale boğazları, Karadeniz’i Akdeniz’e ve dünya pazarlarına bağlayan tek deniz güzergâhı. Rusya, Ukrayna, Gürcistan, Romanya ve Bulgaristan’ın deniz ticareti açısından hayati bir kapı niteliğinde.
2025 yılında İstanbul Boğazı’ndan 40 bin, Çanakkale Boğazı’ndan 45 bin gemi geçti. Böylece Türk Boğazları’ndaki toplam gemi hareketi yaklaşık 85 binlere ulaştı. İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını kullanan gemiler yaklaşık 993 milyon ton yük taşıdı. Enerji ticareti bakımından da tablo dikkat çekici. 2025’in ilk yarısında Türk Boğazları’ndan günde yaklaşık 3,7 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçti. Bu rakam, Türkiye’nin yalnızca transit bir ülke değil, küresel enerji güvenliğinin temel aktörlerinden biri olduğunu gösteriyor. Karadeniz’deki savaş, tahıl koridoru tecrübesi ve enerji taşımacılığı birlikte düşünüldüğünde Türk Boğazları’nın stratejik değeri çok daha açık biçimde ortaya çıkıyor.
Tüm bunların sonucunda dünya ticareti küreselleştikçe büyüdü, fakat büyüdükçe birkaç dar boğaza daha fazla bağımlı hale geldi.