İbretlik açıklama!

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔ BDDK "Dövize ihtiyacı olmayan, hatta fazla dövizi bulunan şirketler bile döviz alıyor, o yüzden böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyuldu" diyor.

✔Sormak gerekiyor; bir, döviz almak suç mu; iki, şirketler kredi çekip faiz yükü altına grip niye döviz alıyor? Sakın dövizle ilgili beklentiler çok bozulmuş olmasın!

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) 24 Haziran Cuma günü piyasalar kapandıktan sonra “Dövizi olan şirkete kredi yok” şeklinde özetlenebilecek o malum kararı açıkladı. Şapkadan yine sevimli bir tavşan değil, tuhaf bir kemirgen çıktı.

Daha önce de yazdığım gibi ekonomide çarkların dönmesini sağlayabilmek uğruna enflasyona razı gelindiğini itiraf eden ekonomi yönetimi, anlaşılan öylesine çaresiz duruma düşmüştü ki bu kez de iyi kötü dönmekte olan çarkların arasına çomak sokmayı göze almak durumunda kalıyordu.

Öyle bir çaresizlik hakimdi ki artık, bir süre önce doğru diye yapılan bir anlamda bozuluyordu.

BDDK’nın aldığı karar ilk anda oluşan kaygıları doğru çıkaracak kadar etkide bulunmadı. En azından şimdilik... Ama bu karar, “Demek ki artık ekonomi yönetimi gözünü kararttı, bundan sonra kim bilir ne adımlar atılır” dedirtti.

Bu düşüncenin oluşması, alınan karardan bile daha tehlikeli...

Ya o açıklamaya ne demeli!

Cuma günü ilk açıklamayı yapan BDDK, bu kararının bir anlamda gerekçesini de pazar günü ilan etti. Ama ne gerekçe, tam ibretlik! Pazar günü yapılan açıklamanın giriş bölümü aynen şöyle:

“Bilindiği üzere Kurumumuz tarafından daha önce bankalara, kredilerin kullandırım amacına uygun olmayan işlemlerin gerçekleştirilmesinde kullanılmasının engellenmesi için azami özenin gösterilmesi yönünde talimatlar verilmişti. Ancak bazı şirketlerin, döviz borcu ya da döviz yükümlülüğü olmamasına hatta döviz pozisyon fazlası bulunmasına rağmen, TL kredi kullanarak döviz alımı gerçekleştirdikleri ve döviz pozisyonu tuttukları görülmüştür. Yani üretime, istihdama, yatırıma gitmesi gereken uygun koşullu TL ticari kredi kaynakları, gerçek bir ihtiyaç olmadığı halde bazı şirketlerce döviz alımı amacıyla kullanılmaya devam etmektedir. Bu itibarla, finansal istikrarın güçlendirilmesi ve kaynakların daha verimli ve üretken alanlarda kullanılarak kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını ve kredilerin amacına matuf bir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla gerekli görülen bir makro ihtiyati tedbir olarak 24.06.2022 tarihli ve 10250 sayılı Kurul Kararı(Karar) alınmıştır.”

Ne diyor BDDK:

 -Bankalara kredilerin amacı dışında kullandırılmamasını sağlamaları yönünde talimat verdik; olmadı.

-Sonra baktık ki bazı şirketler dövize ihtiyaçları olmadığı, hatta döviz fazlalıkları bulunduğu halde bankadan kredi çekip bununla döviz alıyor.

-Buna sessiz kalamazdık; krediler üretime, istihdama, yatırıma gitsin diye bu kararı aldık.

ŞİRKETLER NİYE DÖVİZ ALIYOR?

BDDK sorunu tespit etmiş, teşhisi koymuş:

“Şirketler ihtiyaçları olmadığı halde döviz alıyor, bunun önüne geçilmeli...”

Güzel, güzel de bir sorunun yanıtı yok:

“Şirketler kredi kullanıp bu krediye faiz ödeyip niye döviz alıyor?”

Sakın sorunun temelinde Türk parasına olan güvensizlik yatıyor olmasın!

Sakın herkes Türk parasının döviz karşısında yenik düşeceğini düşünüyor, hatta daha da ötesi bundan emin olmasın!

Ya da enflasyonun ve kur artışının kredi maliyetinin böylesine üstüne çıkması kimin suçu? Daha da ötesi kurun giderek daha hızlı artacağı düşüncesinin yerleşmesinden sorumlu olanlar kim?

BUGÜN ŞİRKETLERE, YARIN?

Hala yürürlükte olan mevzuata göre şirketlerin döviz alması yasak değil. Dövizi olan şirketlerin kredi kullanmasına yasak getirilmesi ise hukuki midir, onu da hukukçular değerlendirecektir.

Ama bazı kararlar yaratacakları doğrudan etkiden daha beter yan etkiler doğurabilir.

Dövizi olan şirkete kredi kapısını kapatmak belki umulan etkiyi yaratacak, şirketler döviz satmak durumunda kalacak, en azından döviz talebi kırılacak ve dövizdeki düşüş bir süreliğine de olsa kalıcı olabilecek.

Ama diğer yandan kulaklara kar suyu kaçmayacak mı, kaçmadı mı? Bu adım atılarak topluma bir dizi mesaj verilmiş olmuyor mu? Vatandaş şöyle düşünmeyecek mi?

- Demek ki döviz konusunda sıkıntı büyüyor...

- Anlaşılan döviz daha da artabilir ki böyle bir karar alındı...

- Dövizde iyice darboğaz olacak gibi, kur artar, en iyisi ben biraz daha döviz alayım...

- Şirketleri döviz satmaya yönelttiklerine göre, acaba sıra bana da gelir mi?

Vatandaş haklı olarak düşünür de düşünür...

Yapılacak ne kaldı?

Önce KKM, ardından ihracatçının dövizini Merkez Bankası’na satmak zorunda bırakılması, cılız sesle çıkarılan ve pek de işe yaramayan GES, arada bir dizi başka önlem ve son olarak da “Dövizi olan şirkete kredi yok” uygulaması...

Geriye ne kaldı acaba?

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar