7 °C
Osman AROLAT
Osman AROLAT AROLAT'tan osman.arolat@dunya.com

İçeriden dışarıdan OHAL ve KHK uyarıları ve basına iki operasyon

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks, OHAL sonrası yürürlüğe giren ilk KHK konusunu değerlendirirken, belgede yer alan unsurlardan kaygı duyduğunu beliritti. Nils, darbe girişimini kınadığını, darbeye karşı sempatisinin olmadığını belirterek, darbecilerin cezalandırılması gerektiğini, Türkiye’nin OHAL ilanına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni askıya alma hakkı bulunduğunu, fakat bu hakların sınırsız olmadığını, ilk açıklanan KHK ile 30 güne çıkarılan gözaltı süresinin çok uzun olduğunu, bunun sadece şüphelilere değil, herkese uygulanacağı için önceki verileri göz önünde bulundurunca kaygı duyduğunu açıkladı. 

Dünya Af Örgütü’nün açıklamasında da kazanılmış hakların OHAL döneminde geri alınamayacağı belirtilerek, “OHAL, zararsız sivil toplum ve eğitim kurumlarına baskı aracı olarak kullanılamaz. Hükümeti eleştirmenin sansürlenmesi OHAL döneminde bile kanunsuz olur” uyarısı yer aldı. 
Uluslararası Basın Enstitüsü İletişim Direktörü Steven Mellis ise Türkiye’de yine gazetecilerin gözaltına alındığı konusunda uyarı yaparak, “Yakalama kararları sonrası tutuklamalar gerçekleşir, hapse atmalar olursa, Türkiye 120 tutuklu gazeteci ile yakında dünya tarihinde hiçbir ülkede görülmemiş bir rakama ulaşılır” diyerek eleştirel bir değerlendirmeyi dile getirdi. 

KHK ile başlatılan uygulamalar, bir yandan elde silahla darbe girişiminde bulunan askerlerle ilgili kararlar içeriyor. İkinci KHK’da 149’u general ve amiral, 1099’u subay, 436’sı astsubay olmak üzere 1684 asker ihraç edildi. Dün toplanan Yüksek Askeri Şura’da da yeni ihraçlar gündeme geldi. 
Bunların yanı sıra medya ve iş dünyasıyla ilgili gözaltılar ve şirketlere el koymalar da gündemde. 

Biz mesleğimiz medya konusunda da gelişmeler söz konusu. 3 Haber Ajansı, 16 televizyon, 23 radyo, 45 gazete, 15 dergi ve 29 yayınevi kapatıldı. Gazeteci ve yazarlarla ilgili 87 kişi hakkında iki listede gözaltı kararları açıklandı. 40 kişinin adının yer aldığı ilk listeden 19 kişi gözaltına alınırken, 11’inin yurtdışında olduğu, geri kalanının arandığı bilgisi verildi. Çoğunluğu Zaman yazarlarını içeren ikinci listede 47 isim bulunuyor. Bunlardan listedeki Nazlı Ilıcak, Şahin Alpay gibi isimlerin bulunduğu 14 isim dün öğle saatlerinde gözaltına alınmıştı. Mümtazer Türköne, gözaltı listesinde adını duyunca attığı tweet’le adresini bildirip, evde gözaltına alınmayı beklediğini açıkladı. Zaman listesinden 33 kişi arandığı bilgisi söz konusu. OHAL çerçevesinde çıkarılacak KHK’larla alınacak kararlarda hukuk dışı uygulamaların olmayacağı, hukuk dışına çıkılmayacağı, OHAL süresinin üç aydan kısa olabileceği Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş başta olmak üzere, hükümet üyelerince açıklanmıştı. Ancak, buna tam uyulmadığı keyfi uygulamalar olduğu yolunda haberler gündemde. Bunlardan biri darbeci subaylara dönük uygulamaların “kısas”a dayandığı iddiası. Darbeci subayların dövüldükleri, aç bırakıldıkları, işkence gördükleri iddiasına kanıt olabilecek, fotoğraflar yayımlandı. Hukukçular, bu fotoğrafların, ifade reddine yol açarak yargılamanın hukuki niteliği ile ilgili şüphelere yol açabileceğini, bunlara fırsat verilmemesini, “kısas”tan uzak durulmasını istiyorlar. “Hainler mezarlığı” uygulamasının da hukuka değil, “kısasa” dayalı olduğunun altı çiziliyor. 

87 gazetecinin gözaltına alınmasına dönük listelerin açıklanmasının ardından bazı yazarlar, “gözaltına alınmadan ifadeye çağrılmalarının daha doğru olacağını” öne sürdüler. Bu gözaltıların dışarıdan olumsuz haberlere, değerlendirmelere yol açabileceğini belirttiler. Yine iş dünyasından bazı kişilerin gözaltına alınması, şirketlerine el konulmasının da Anadolu’da birçok kentte, ekonomik yaşamı “yaprak kıpırdamaz” hale getirdiğine dönük haberler de gündemde yer alıyor. Yazıyı yazdığım sırada aralarında eski STK Başknı Celal Sönmez’in de yer aldığı 78 Bursalı işadamına gözaltı kararı haberi televizyondan yayımlanıyordu. 

Darbe sonrasında OHAL uygulamasının başlayıp KHK’lar çıkarılacağını öğrendiğimde, “uygulamalarda hukuk ve adalet kuralları içersinde kalınması, aksi halde ekonominin önünün kapanacağı, bundan ülkenin olumsuz etkileneceği” uyarısını yapmıştım. Bu yazımda yer alan haberler ve bilgiler bu uyarıyı bir kez daha kalın çizgilerle çizmemi gerekli kıldı...