İhracata hazır mıyım diye hiç kendinize sordunuz mu?

Şefik ERGÖNÜL
Şefik ERGÖNÜL İHRACAT SOHBETLERİ sefik@utided.org

Elinde satılabilecek bir ürünü olan herkes ihracat yaparım diye düşünüyor.

Yanlışın büyüğü değil amma çok da doğru değil…

Sanayici ve tüccar dostlarımızla yaptığımız bir çok toplantıdan sonra, gerek yüz yüze ve gerekse farklı iletişim yolları ile görüştüğümüz dostlarımızdan “ Hocam bizi çok yüreklendirdiniz, çekingenliğimiz azaldı “ sözlerini duyarım.

Bu sözlere cevabım “ Yüzme bilmeden suya girecekseniz, derinlere gitmeyin “ olmuştur.

Sonraki zamanlarda iletişimi sürdürdüğümüz bu kişilerin bir kısmının, ihracat dünyasına adım attığını ve başarılı olduklarını da biliyorum.

Sorulacakları telefonda söyleyen arkadaşıma, belgeleri de alıp gelmelerini söyledim.

Beni arayan yakın bir dostum, sorun yaşayan da onun bir arkadaşı.

Bir araya geldiğimizde sorunu tekrar dinleyip, ellerindeki belgeleri de anlamaya çalıştım.

Kafamı belgelerden kaldırıp onlara baktığımda “ Yorumun nedir “ sorusu geldi.

Kısa bir nefes alıp “ Oh olsun “ dedim…

Arkadaşım gülmemek için kendini zorlarken muhtemelen dilini bile ısırmıştır.

Sorun yaşayan kişi ise şaşkınlık içerisinde bana bakıyordu.

Şimdiye kadar hiç ihracat yapmamışlar.

Önlerine çıkan ilk fırsata atlamışlar.

Güvenli ödeme şekli diyerek akreditifli ödeme şeklini dayatmışlar.

Sonra gelsin yanlış uygulamalar silsilesi…

Yanlışlar sadece akreditife belge hazırlamada olsa içim yanmayacak, ürünün kendisinde ve ambalajında bile hata var. Buna karşılık “ Amma bu kadar olur, bu da idare eder “ demediler mi?

O zaman benden de o çarpıcı cevap geldi “ Oh olsun.”

Tekstilci, ürünlerini plastik poşetlere koyarak çuvallarla sevk etmeyi planlamış, etiket veya işaretleme hak getire. Alıcı gelen ürünlerin hangisi nedir diye saçını başını yoluyor.

Makineci, kullanım el kitabı olmadan malı yolluyor.

Cevap basit “ Kullanmasını bilmiyorsa niye alıyor?

Tarım makinesi gitmiş, arıza yapmış parça desteği yok.

Cevap kısa ve öz “ Şimdi mevsim hızlı onunla uğraşamayız.“

Malın yüklemesi gecikiyor, alıcıya haber verilmiyor. Yükleme süresi geçirildi ve mallar çok geç yüklendi diye alıcı siparişi iptal ediyor ve malları kabul etmiyor.

Cevap “ Bu gibi şeyler olağandır, niye celalleniyorlar ki?”

Bir de bunlara taşıma sırasında oluşabilecek olumsuzlukları ekleyin, bakın neler oluyor?

Sonra da bu alıcılar Türk ihracatçısına cephe alınca haksız mı olurlar?

İhracatımız sağlam adımlarla ilerliyor.

Özellikle Uzak Doğu tedarik zincirinde Covid19, kapanmalar, enerji daralması, konteyner eksikliği ile fiyatlarının yüksekliği nedeniyle yaşanan aksaklıkları da arkasına aldı ve tam gaz gidiyor. Bu yıl 250 milyar ABD dolarını aşmasına hiç şaşmayalım.

Ancak…

Herkes bizi olduğumuz gibi kabul etmez ve etmeyecektir.

Ekilen hayal kırıklıklarının hasadı acı olacaktır. Ondan sonra geri dönüş neredeyse hiç yoktur.

Bunların hiç birisini yaşamamanın bir formülü var ve gayet kısa ve çözümü çok kolay.

Kendinize bir sorun “ İhracat yapmaya hazır mıyız?

İhracat yapmayın demiyorum.

Bunu benden zaten duyamazsınız.

Kendinizi hazırlayın öyle başlayın diyorum.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar