İhracatçı sektörler zor dönemeçte

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Türk sanayisi yılın orta­sı itibarıyla belirgin bir yavaşlama ve daralma trendine girdi. Son aylarda nega­tif bölgeye sarkan üretim grafi­ği, yüksek maliyetler ve talep ye­tersizliği gibi baskılarla üretim çarklarının yavaşladığını ve sa­nayinin durgunluk sınırına gel­diğini ortaya koyuyor. Özellikle lokomotif sektör olan imalat sa­nayisinin durma noktasına gel­mesi ve enerji tüketimindeki dü­şüş, sanayideki soğumayı net bir şekilde teyit ediyor.

Türkiye İstatistik Kuru­mu’nun (TÜİK) açıkladığı tak­vim ve mevsim etkilerinden arındırılmış temmuz ayı veri­lerinde önceki aya göre sadece yüzde 1 gerileyen toplam sanayi üretimi, takvim etkisinden arın­dırılmış veride de geçen yılın ay­nı ayına kıyasla yüzde 0,3 düşüş kaydetti. Üretim, istihdam, ih­racat ve teknolojik dönüşümün ana omurgasını oluşturan ve sa­nayi üretiminde yüzde 90’a yakın oranla en büyük paya sahip loko­motif sektör imalat sanayiindeki performans kaybı kaygı veriyor. İmalat sanayii, temmuzda aylık bazda 0,8 üretim düşüşü yaşa­dı. Takvim etkilerinden arındı­rılmış veriye göre sektörün yıllık performansı ise sadece yüzde 0,3 artış olarak kayıtlara geçti. Ma­dencilik ve taş ocakçılığı sektö­rünün üretimi aylık bazda yüzde 2,2, yıllık bazda da yüzde 3,8 da­raldı, bu sektörde negatif trend artarak devam etti. Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme sektörü­nün üretimi aylık yüzde 2,2, yıllık bazda yüzde 5,6 düşüş kaydetti.

Sanayinin geleceğe yönelik büyüme ve kapasite artış işta­hını gösteren sermaye malı üre­timi, önceki aya göre yüzde 1,6, yıllık bazda ise yüzde 2,6 ora­nında net bir gerileme kaydetti. Fabrikaların üretim çarklarının dönüş hızına ayna tutan ener­ji üretimi verisi ise aylık bazda yüzde 1,5 ve yıllık bazda yüzde 1,6 daralma ile sanayideki genel soğumayı teyit ediyor.

Yüksek teknolojide sert düşüş

Tüketim mallarında ise tersi­ne bir seyir dikkati çekiyor. Beyaz eşya, mobilya ve konut içi harca­maları içeren dayanıklı tüketim malları, aylık bazda yüzde 3,3 gibi güçlü bir sıçrama yaşarken, yıl­lık bazda yüzde 0,9 ile sınırlı bir artış yakalayarak dönemin pozi­tif ayrışan tek grubu oldu. Gıda, tekstil gibi hızlı tüketilen ürün­leri kapsayan dayanıksız tüke­tim malları ise yıllık bazda yüz­de 0,3’le neredeyse durma nokta­sına gelirken, aylık bazda yüzde 2 oranında hissedilir bir düşüş kaydetti. İmalat sanayisinin üre­tim girdisini oluşturan ara ma­lı üretimi, geçen yılın aynı ayı­na göre yüzde 1,25 artışla pozi­tif kalsa da kısa vadeli görünümü temsil eden aylık bazda yüzde 0,3 gerileyerek üretimdeki yavaşla­madan payını aldı.

Teknoloji sınıflarına göre ba­kıldığında, sanayinin teknoloji ve katma değer seviyesi yüksel­dikçe daralma oranının daha da derinleştiği görülüyor. Özellikle yüksek ve orta-yüksek teknolo­ji gruplarının hem aylık hem yıl­lık bazda eş zamanlı küçülmesi, sanayinin nitelikli üretim gücü üzerinde makroekonomik baskı­ların ağırlaştığını gösteriyor.

İmalat sanayisinde temmuz­da en büyük kan kaybı yüksek teknoloji ürünlerinde gerçek­leşti. Bu gruptaki üretim, bir ön­ceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,52 oranında sert bir gerileme kaydetti. Kısa vadeli perfor­mans da benzer bir alarm sin­yali verdi; yüksek teknoloji üre­timi önceki aya göre yüzde 5,85 düştü. Bu veriler, katma değerli üretim bacağında ciddi bir iv­me kaybı yaşandığını net şekil­de ortaya koydu.

Otomotiv, kimya ve makine gi­bi lokomotif sektörleri barındı­ran orta-yüksek teknoloji üre­timi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,81 azaldı. Sektörün aylık bazdaki kaybı ise daha de­rin oldu. Üretim, hazirana kıyas­la yüzde 1,03 gerileyerek negatif eğilimini sürdürdü.

Plastik, kauçuk ve metal dışı mineral ürünlerin yer aldığı or­ta-düşük teknoloji grubu, yıllık bazda yüzde 1,68 oranında büyü­me kaydetti ve yıllık görünüm­de en iyi performansı sergileyen grup oldu. Sektör, önceki aya gö­re yüzde 0,77 ile temmuzda aylık bazda üretimini artırmayı başa­ran tek teknoloji sınıfı olarak öne çıktı. Gıda, tekstil ve giyim gibi temel sanayi kollarını kapsayan düşük teknoloji üretimi, yıllık bazda yüzde 1,09 oranında sınır­lı bir artış yakaladı. Yıllık bazda­ki bu hafif pozitif duruşa rağmen, düşük teknoloji odaklı üretim, önceki aya göre yüzde 1,21 ora­nında düşüşle temmuzdaki genel yavaşlamadan kaçamadı.

Olağan dışı baskılar kıskacında zor bir yıl

 Sanayi üretimi geçen yıl temmuzda yüzde 4,9 ve ağustosta yüzde 7,1 yıllık artışla zirveyi gördükten sonra sonbaharda yüzde 2 dolayına geriledi. Bu yavaşlamada, iç talebin yaz aylarındaki canlılığını yitirmesi ve yüksek faizin piyasayı soğutmaya başlaması etkili oldu. Sanayi üretimi aralıkta yüzde 2,1 ve bu yıl ocakta yüzde 1,9’la son bir yılın aylık bazda en derin düşüşünü yaşadı.

Yerelde sıkılaşan kredi muslukları ve yüksek borçlanma maliyetleri sanayiciyi zorlarken, küresel tarafta en büyük ihracat pazarı olan Euro Bölgesi’ndeki (özellikle Almanya) durgunluk dış talebi keserek bu sert çöküşü tetikledi. Şubatta yüzde 2,2 artışla görece toparlanan üretim Orta Doğu’da fiilen sıcak savaş yaşanan martta yüzde 1,2 ile yeniden düşüşe geçti. ABD-İsrail-İran hattındaki sıcak çatışmalar nedeniyle Brent petrolün varil fiyatı mart ayında 121 doları aşarak yılın zirvesini gördü. Sanayi üretimi sıcak savaşın sona ermesi ile nisan ayında yüzde 6,1 artışla ani bir sıçrama kaydetti.

Bu geçici yükseliş, küresel bir trendden çok önceki yılın düşük iş günü baz etkisinden kaynaklandı. Bu yapay yükselişin ardından sanayi hızla gerçeğe döndü; mayısta yüzde 0,1 gerileyen üretim haziranda da yüzde 1,3’le daha sert düştü ve temmuzda da yüzde 0,3 düşüşle bu eğilimi sürdürdü. Yüksek faize bağlı olarak zorlaşan finansman, Orta Doğu kaynaklı yeni küresel enerji şokları ve Avrupa’daki sanayi daralması sanayi üretimini durgunluk sınırına kilitledi.

En fazla sıkıntı ihracatçı sektörlerde

 İmalat sanayisinde otomotiv, hazır giyim ve ulaşım araçları gibi döviz getirisinin ve istihdamın kalesi olan dev sektörlerin temmuz ayında küçülmesi, sanayideki gidişatın istihdam ve dış ticaret dengesi üzerinde baskı yaratmaya başladığını gösteriyor.

Türkiye’nin döviz getirisi ve istihdamda kalesi konumunda olan ana ihracatçı lokomotif sektörleri, küresel krizler ve yerel maliyet baskıları nedeniyle yaşadıkları zorluk netleşti. İhracatın lideri konumundaki otomotiv (motorlu kara taşıtları) sektörü aylık bazda yüzde 4,21, yıllık bazda ise yüzde 1,81 düşüşle frene basarken; en büyük istihdam kollarından biri olan giyim eşyası imalatı yıllık bazda yüzde 8,44 gibi çok sert bir üretim düşüşü yaşadı.

Siparişe dayalı ve yüksek katma değerli ihracat yapan diğer ulaşım araçları (gemi, savunma ve havacılık) sektörü aylık bazda yüzde 11,64 ile çift haneli ve keskin bir çöküş kaydederken, hazır giyimin ham maddesini sağlayan tekstil sektörü de yıllık bazdaki sınırlı yükselişine rağmen aylık bazda yüzde 1,32 daralarak aşağı yönlü bir ivmeye girdi. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkilenen rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı yıllık bazda yüzde 1,58, aylık bazda ise yüzde 3,66 gerileyerek, dış pazarlara çalışan tüm bu dev sektörlerin hem yüksek finansman maliyetleri hem de Avrupa’daki talep durgunluğu kıskacında üretim kaybettiklerini net bir şekilde ortaya koydu.

Geleneksel olarak dış ticaret açığını kapatan otomotiv, hazır giyim ve tekstil üçlüsünün aynı anda üretim kaybı yaşaması, döviz gelirleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Bu durum, sanayicinin hem yüksek yerel maliyetler/finansman kısıtları hem de küresel jeopolitik krizler nedeniyle ihracat pazarlarında zorlandığını net bir şekilde kanıtlıyor.

İhracatçı sektörler zor dönemeçte - Resim : 1

Yazara Ait Diğer Yazılar