İhracatçıyı seviyor muyuz, dövüyor muyuz?

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Ben bu sorunun cevabını vermekte zaman zaman zorlanıyordum. İhracat bedelinin Türk Lirası’na çevrilmesi gereken oranın yüzde 25’den 40’a çıkartılması, 30 bin dolar olan terkin, yani getirmekle yükümlü olunan muafiyetin 15 bin dolara indirilmesi, Eximbank’ın eskisi kadar cazip krediler üretememesi gibi gelişmeler ile ihracatçıyı gerçekten sevdiğimize emin miyiz diye düşünürken, üzerine bir de TL reeskont kredisi kullanılması halinde yükümlülüklerinin artırılması zorunluluğu eklenince, artık iyiden iyiye bu sorunun cevabını arar oldum.

Reeskont kredisi kullanmak için daha önce döviz gelirinin yüzde 40’ını Merkez Bankası’na satma zorunluluğu olan ihracatçılar, şimdi buna ek olarak döviz gelirinin yüzde 30’unu da bankalara satmak zorunda olacak. Aynı zamanda satışı izleyen bir aylık dönemde de döviz almamayı taahhüt edecek.

İlk olarak Merkez Bankası’nın Türk lirası cinsi reeskont kredisi kullanacak ihracatçılar için vadeleri uzatarak faiz oranlarını düşürdüğüne ilişkin düzenleme bilgisi geldi ve piyasada olumlu etki yarattı. Azami vade 360 güne çıkarken, bu süre savunma sanayisi için 720 gün oldu. Ardından da faiz indirimi gelmesine rağmen, yararlanma koşulu olarak yüzde 40 haricinde bir de yüzde 30’luk kısmın Merkez Bankasına satış koşulunun ilave edilmesi ihracatçılar arasında sevinçten çok şaşkınlık yarattı. Neredeyse bütün ihracatçı birlik başkanları konuya ilişkin açıklamaları ile bu kararı eleştirdi ve ümitsizliklerini dile getirdi.

Menfaatlerin çatıştığı bir noktayı açıklığa kavuşturmak lazım. Bir tarafta, yüksek oranda döviz toplamaya ihtiyacı olan bir Merkez Bankası varken, diğer tarafta getirdiği ihracat bedelinin büyük bir bölümünü hammadde ihtiyacı için yeniden döviz almak durumunda kalan ihracatçı bulununca orta noktayı bulabilmek hayli zor hal aldı. Ve dayağı yiyen de ülke için son derece önemli bir rolün sahibi olan ihracatçılar olmuş oldu. Merkez Bankası illa TL’ye dön derken, ihracatçı da, aradaki kur makasından edeceği zararla ihracatın sürdürülebilir kalamayacağını ifade ediyor ki, pek de haksız sayılmazlar. Merkez Bankası’na yüzde 40 döviz bozdurma zorunluluğu dolayısıyla zaten şirketlerin önemli bir kambiyo gideri ve zararı oluştuğuna dikkat çekilirken, TL reeskont kredisi için de yüzde 30 bankaya döviz bozdurma zorunluluğu ihracatçılarımızı finansman açısından büyük sıkıntıya sokacak. Bu bütün ihracatçıların ortak düşüncesi. Ağırlıklı olarak TL maliyeti olan ya da ithal hammadde ihtiyacı çok olmayan sektörler bu durumda biraz daha şanslılar. Kredi kullanımında çok daha rahat davranacakları kesin. Ancak tersi durumda, hammadde ağırlığı ithal olan sektörlerin ise, ki bu çok daha yüksek oranda, ihracat destekli krediden yararlanmaları neredeyse imkansız bir hal almış oluyor. Sektör bazlı bir oranlama yapılabilir miydi, adil dengeye zarar vermeyecek şekilde, bence olabilirdi. Belki sayın yetkililer konuyu bir kez daha ele alır, ihracatçıya nefes aldıracak şekilde düzenlemeyi gözden geçirirler.

TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclisi Başkanı Şeref Fayat, konuyla ilgili olarak “İhtiyacı olan ihracatçı dövizi muhakkak bulacak, bankadan bulamazsa serbest piyasadan bulacak. Belki de bu dövizi karaborsadan alması gerekecek” derken, bu durumun dövizi daha da arttıracağına dikkat çekmiş oldu. Dövizi yükseltmek; enflasyonu daha da arttırmak anlamına gelir ki, sözünü dahi etmenin tehlike yarattığını, karaborsayı canlandırmanın kötü sonuçlar doğuracağını söylemeye dahi gerek yok.

Öte yandan 1 Mart’ta İGE, (İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi) faaliyete geçti ve teminat sıkıntısı çeken ihracatçıların kredi kullanmasını kolaylaştıracağı duyuruldu. Eximbank’ın kanatları altında başlayan faaliyetlere ilişin olarak kamuoyu ile çok fazla bilginin paylaşılmadığını söyleyebilirim. Ancak beklenti bir hayli yüksek. İhracatçının önemli bir problemi olan teminat sıkıntısını çözmek için üretilmiş bu fikir gayet güzel, ama uygulaması da düşüncedeki kadar iyi olacak mı, henüz bilmiyoruz. İhracatçı bir dostum, Eximbank kredimi onayladı, ama İGE teminat vermedi, şimdi bana kredi çıktı mı çıkmadı mı anlamadım diye sorunca, burada da bir dayak var mı diye düşünmeden edemedim.

İhracat Genel Müdürlüğü görevinde herkesin sempatisini ve sevgisini kazanan Volkan Ağar’ın Ticaret Bakan Yardımcılığına gelmesi, TİM’de bir kan değişimi ile sevgili Mustafa Gültepe’nin başkanlığa seçilmiş olması ihracat açısından olumlu ve ileriye daha umutla bakılabilecek gelişmeler olmasına rağmen, sıraladığım olumsuzluklar motivasyonu aşağı çekiyor. Merkez Bankası’na ve ekonomiyi yönetenlere ihracatçının zorlanarak değil, ancak desteklenerek artacağını anlatmayı hep birlikte başarabilirsek, eminim çok daha güzel günler göreceğiz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Putİn mi, PutOut mu? (2) 19 Ağustos 2022
Bir bu savaş eksikti 12 Ağustos 2022
Eğitimde “mış” gibi 05 Ağustos 2022