İhracatta yeni bir lige geçmenin vakti geldi

Şeref OĞUZ
Şeref OĞUZ ÖNERİ - YORUM seref.oguz@dunya.com

Ekonomi 400 gün kapalı kaldıktan sonra 3 önemli gelişmeye tanık olduk. Birincisi, sanayinin gösterdiği performans, ikincisi büyümede çift hane ve üçüncüsü de ihracatın geldiği düzey… Ağustos’ta %51’lik rekor artış ve 18,9 milyar $’llık ciro… İlk 8 ayda 140,2 milyar $, yıllık 207 milyar $.

Neresinden bakarsanız bakın, göz ardı edilemeyecek bir performans… Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, son rakamları şöyle okuyor; “İhracatta yeni bir lige yükseldiğimizin, yeni bir döneme girdiğimizin tasdikidir. Hedefimiz, en fazla 5 yıl içerisinde 300 milyar dolara erişmek.”

Mümkün mü? Elbette… Hatta bu hedef dahi aşılabilir. Hele ki ihracatın ithalatı karşılama oranı %82,5’e varmışsa, kazandıran ihracattan dahi söz edebiliriz. “Kazandıran ihracat?” Bu da nereden çıktı? Anlatmak istediğim, ihracatın hamalı değil, efendisi olmaktır ve bunu başarabiliriz…

KATMA DEĞER LİGİ

Şimdi ihracatın hamalı mıyız? Sayıları 100 bini aşkın ihracatçımızı, ekonominin akıncıları diye adlandırıyor ve saygıyla, minnetle yâd ediyorum ama ne yazık ki şu anda ihracatımız, ciro rekorları üzerinden yol alıyor. Oysa bize gereken, kilogram fiyatındaki rekorlardır.

Sorun şudur; Türkiye ihracatta vitesi nereden büyütecek? Eğer Çin’den ülkemize kayan değer ve tedarik zincirlerinin sayesinde ne üretiyorsak almaya hazır Avrupa’nın Türkiye’den ithalat iştahına bel bağlarsak, bu durum sürdürülebilir olmaz.

Coğrafi yakınlık, lojistik avantajları, stok dahi tutmaya gerek duyulmayacak mesafede olmamız, navlun ve konteyner krizinin oluşturduğu fırsatlar üzerinden ihracatın geleceğini çizersek, yarı yolda kalırız. Kaldı ki ufukta Yeşil Mutabakatın getireceği potansiyel engeller dururken…

O halde? Kilo fiyatını artırmaya odaklanmak zamanıdır. İhracatta başka boyuta geçilecek ise bu “katma değer ligi” olmalı.

İHRACATIN HAMALI DEĞİL EFENDİSİ

İhracatta her 100 kapasitemizin ancak %2.31’i ileri teknoloji… Gerisi? Yüzde 23.41’i orta-ileri teknoloji, %31.57’si orta- düşük teknoloji ve %42.71’i düşük teknoloji… Bu kapasite dağılımıyla ihracatın hamalı olunur, efendisi olunamaz.

İKİ SORU İKİ CEVAP

İthalatın ihracatı karşılama oranı %60-77 bandında dalgalanırken %82,5’e yükseldi. Bu sürdürülebilir mi?

Sanayici daha nitelikli üretimin farkına vardı. Dünya pazarlarında düşük teknoloji ihracatı yeni gelişmekte olan ülkelere bırakılıyor. Türkiye eğer bunu kafaya koyarsa başarır. Sayılar 212’ye varan üniversitelerden diploma üretmek yerine bilim, beceri üretmeye geçebilirsek, AR-GE kültürünü “AR’akla GE’tir” kurnazlığından inovasyona çevirebilirsek, kesinlikle başarabilir hatta cari fazla dahi verebiliriz.

Türkiye ihracatı için 300 milyar dolarlık ihracat hedefi gerçekçi mi? 5 yıl içerisinde bu rakamlara nasıl ulaşırız? Bundan 10 yıl önce de yıllık 500 milyar $ hedefi koymuştuk. Gereğini yapmadık, dünya da zaten öngörülen tarzda gelişmedi. Ancak 300 milyar $’lık hedef, gerçekçidir. Fakat bu ciroya varsak dahi katma değerli ihracatı başaramazsak, cari açığımızı sağlıklı noktaya taşıyamayız. Misal dünyada en fazla ithal edilen 200 maldan 47’sini üretme kabiliyetimiz varsa, TİM bu alanda liderlik yapabilir.

not

İHRACAT REKORU NE ZAMAN ANLAMLI OLUR?

İhracatta rekor üstüne kırıyoruz. Bu, şirketlerimizin daha fazla satış yapması demek… Nicelik olarak gerçekleştirdiğimiz her satışın niteliğini de sorguladığımızda rekorlarımız anlam kazanır.

Yaptığımız her satışın büyük bölümü ithalata gitmez ise… On yıl önce 1,59 $ olan ihracatın ortalama kilogram fiyatının günümüzde geldiği 1,13 $’lık rakamı en az 2’ye katlar isek, o zaman ihracat rekorlarımızla övünebiliriz.

TİM’in başlattığı inovasyon hamlesi, sanayinin Ar-Ge gayreti ve kamunun betona değil akla vereceği destek sayesinde bunu pekâlâ başarabiliriz. Yeter ki niyetimiz bu olsun, gayretimiz daim olsun.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar