İhracatta yeni pazarlar bulmalıyız

Fatih UZUN
Fatih UZUN Gümrük ve Dış Ticaret Dünyası fuzun@nazali.av.tr

2022 yılı Temmuz ayına ilişkin dış ticaret rakamları açıklandı. Temmuz ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,4 oranında artışla 18,6 milyar dolar olurken ithalat ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 40,8 artışla 29,1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu durum da bizi 10,5 milyar dolarlık bir dış ticaret açığı ve yüzde 64’lük bir ihracatın ithalatı karşılama oranı ile karşı karşıya bıraktı.

2022 yılının ilk yedi ayında ülke olarak 144 milyar 417 milyon dolarlık ihracat yapmışız. Bunun karşılığında ise gerçekleşen ithalat tutarı 206 milyar 399 milyon dolar. Yani yılın ilk yedi ayındaki dış ticaret açığı yaklaşık 62 milyar dolar civarında ki, bu rakamın oldukça yüksek olduğu kabul etmemiz gerekiyor.

Aslında ihracatta ivme hiç de fena değil. Ancak ithalat rakamları o derece yüksek ki yapılan ihracatın ithalatı karşılama olanağı kalmıyor. Elbette bu durumun burada uzun uzun anlatmaya zamanın ve yerin yetmeyeceği ölçüde çok farklı ve yapısal sebepleri bulunmakta. Döviz kurunun görece düşük kalması, ihracatımızın önemli ölçüde ithalata bağlı olması, işletmelerin pandeminin hemen sonrasında yine bir nebze normalleşen tedarik zinciri süreçlerine bağlı olarak artan hammadde ve ara malı talepleri bunlardan sadece bazıları.

Tüm bu sayılanların dışında son dönemde ülkemiz açısından dış ticaret istatistiklerini olumsuz etkileyen bir durum var ki o da Euro ve Dolar arasındaki paritenin düşmesi. Yani tüm dünyada Dolar’ın diğer para birimleri ve özellikle Euro’ya karşı değer kazanması. ABD Merkez Bankası’nın son aylarda girdiği faiz artırım sürecinin sonucu olarak Dolar tüm para birimlerine karşı değer kazanıyor.

Peki bunun bizim açımızdan önemi nereden kaynaklanıyor? Şöyle ki, ihracatımızın büyük kısmının Avrupa Birliği ülkelerine yapılıyor olması nedeniyle Euro ihracat geliri elde ederken, ithalatımızın ise büyük kısmını Dolar bazında yapıyor ve maliyetine katlanıyoruz. Haliyle Dolar’ın Euro’ya karşı değer kazanması ihracatımızı görece daha az değerli kılarken, ithalatımızı ise daha maliyetli hale geliyor. Geçtiğimiz haftalarda Euro/Dolar paritesinin 1’in altına düştüğüne şahit olmuştuk. Önceki yıllarda 1,2 veya 1,3 gibi olan bu oranın bu dönemde 1’e kadar düşmesi de dış ticaret istatistiklerimiz üzerine olumsuz yönde baskı yapan bir başka konjonktürel faktör olarak karşımıza çıkıyor.

Yine gerek ABD gerek ise Avrupa Birliğinden resesyon yani ekonomik durgunluk sesleri yükseliyor. Dolayısıyla hem ABD hem de AB tarafında ilerleyen aylarda bir talep daralması söz konusu olabilir ve bu da bizim ihracat rakamlarımıza olumsuz yansıyabilir. ABD de ihracat rakamlarımızın içinde son yıllarda gösterdiği artışla önemli bir yer tutmakta. Dış dünyadaki ekonomik gidişatın da ülkemizin lehine olmadığını görmek gerekiyor.

İşte bu noktada ihracatta yeni pazarlar bulup, ihracatçılarımızın bu pazarlara katma değerli ürünlerle girebilmesi oldukça önemli. Elbette bu süreçler bugünden yarına hızlıca yürütülüp sonuçlandırılabilecek şeyler değil. Ama ancak bu şekilde orta ve uzun vadede dış ticaret açığını azaltabileceğimizi de kabul etmemiz gerek.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar