'İhtisaslaşmış vergi ceza mahkemeleri' kurulmasına yönelik öneri

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Dr. Y. Burak ASLANPINAR - Avukat/Uzman Arabulucu/Ph.D. (Maliye-Vergi Hukuku)

1.    Giriş

Son günlerde gündeme gelen ve kamuoyunda “Vergi Reform Paketi” olarak bilinen kanun teklifiyle Vergi Usul Kanunu’nun “Kaçakçılık Suçları ve Cezaları” başlıklı 359. maddesinde de bazı değişiklikler yapılması öngörülmüştür[1]. Söz konusu teklif ile; vergi kaçakçılığı suçlarına ilişkin ceza yargılaması bakımından en çok tepki alan hususlardan olan “her takvim yılına ayrı ceza uygulaması” hakkında değişiklik yapılması beklenmekte iken böyle bir değişiklik getirilmemesi, ayrıntılı olarak ayrı bir çalışmayla eleştirilmelidir[2]. Bu çalışmada ise vergi kaçakçılığı suçlarına ilişkin cezalandırma sisteminin daha orantılı hale getirilebilmesi ve uzmanlaşmış mahkemelerde adil yargılama yapılabilmesi için daha kapsamlı öneriler sunulacaktır[3].

2.    “Ekonomik Suça Ekonomik Ceza İlkesi” çerçevesinde vergi kaçakçılığı suçlarının değerlendirilmesi

Ekonomik suçlar, ekonomik hayatta geçerli olması zorunlu güven unsurunun suistimalinden doğan suçlardır[4]. Ceza hukuku bağlamında ekonomik suçları “toplumun korunan ekonomik menfaatlerine zarar veren veya bunları tehlikeye sokan ve bu sebeple yasaklanmış bulunun eylemler” olarak ifade etmek mümkün olup vergi suçları ve dolayısıyla vergi kaçakçılığı suçları da ekonomik suçlardandır[5].

Ekonomik cezalar ise “faili, ekonomik olarak yani finansal ya da maddi olarak zarara uğratan yaptırımlardır”[6].

Tanımlamalardan anlaşıldığı üzere, ekonomi ve hukuk disiplinlerinin kavram ve kurumları birbirlerinin içine girmektedir. Günümüzde sıkça karşılaşılan bu durumun tipik örneklerinden biri olan ve “ekonomik suç” ile “ekonomik ceza”yı bir araya getiren ilke “Ekonomik Suça Ekonomik Ceza”dır[7]. Bu ilke gereğince; ekonomik suçlar ancak ekonomik cezaların uygulanmasıyla önlenebilecektir. Bir başka deyişle, ekonomik suçlara ilişkin cezalar ancak ekonomik olduklarında caydırıcı olabileceklerdir[8].

“Ekonomik Suça Ekonomik Ceza İlkesi”ni savunan bir görüşe göre; verginin mükelleften alınıp hazineye aktarılması yani “vergi geliri elde etme” amacı üzerine kurulu vergi sisteminin bir gereği olarak, vergi hukukunda “dekriminalizasyon” yapılmalıdır[9]. Burada amaç, hukuka aykırı davranış nedeniyle vergi sisteminde ortaya çıkan zararı tazmin etmek ve failin hukuka aykırı davranışıyla elde ettiği yararları ortadan kaldırmaktır. Böylece, ceza hukukundaki cezalandırma ve caydırıcılık yerine özel hukuktaki gibi tazmin ve caydırıcılığa odaklanılmaktadır. Söz konusu yaklaşımın yasamanın ve yargının iş yükünü de azaltabileceği öne sürülmektedir[10].

Belirtmek gerekir ki; ekonomik suçlara yalnızca hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi kabul edilemeyeceği gibi hürriyeti bağlayıcı cezalardan tamamen vazgeçilmesi de yerinde olmayacaktır. Yerinde olan yaklaşım, ekonomik suçun ağırlığına göre orantılı bir ceza sistemi oluşturularak en hafif ekonomik cezadan en ağır hürriyeti bağlayıcı cezaya kadar karma nitelikli ve kademeli bir ceza sistemidir[11]. Zira ekonomik suçların ekonomik, hukuki ve psikososyal olmak üzere pek çok faktörü olduğunun, tek şekilde (ekonomik ceza ya da hürriyeti bağlayıcı ceza) cezalandırmanın çözüm olamayacağının dikkate alınması gerekmektedir[12].

3.    Vergi kaçakçılığı suçlarına yönelik kademeli ceza sistemi önerisi

Vergi kaçakçılığı suçlarına uygulanması önerilen kademeli ceza sisteminde, ekonomik suçun hafif olduğu durumlarda, öncelikle iktisadi ve mali tedbirler ile mücadele edilmeli, düzgün işleyen denetim mekanizmaları öngörülmelidir[13]. Aksi bir yaklaşımla, ekonomik suç oluşturan her türlü eyleme hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülmesi halinde, ticari faaliyet yapılamayacak hale gelecek ya da yapılmasından çekinilecektir[14]. Öte yandan, topluma çok büyük zarar veren, bazı görüşlere göre suçun mağdurunun tüm vatandaşlar olduğu[15] vergi suçlarının ve özelinde vergi kaçakçılığı suçlarının, her durumda “ekonomik suça ekonomik ceza verilmeli” diye para cezası ile karşılanması, orantısızlık meydana getirecektir[16].

Sözü edilen sakıncaları büyük oranda ortadan kaldırarak vergi cezalarında orantılılığı sağlamak içinse ölçülebilen vergi ziyaına (kaybına) göre cezalar derecelendirilmelidir[17]. Ekonomik suçlarda, ortaya çıkan zararın ölçülebilmesinin diğer suçlara göre daha kolay olması bu uygulamayı yapabilme imkânını genişletmektedir.

Öncelikle vergi suçları bakımından zarar olarak değerlendirilebilecek “vergi kaybının” belli bir seviyenin altında olması ve bu zararın karşılanması şartıyla yalnızca ekonomik ceza uygulanmalıdır. Bu sınırın geçilmesi halinde hafiften başlamak üzere vergi kaybının fazlalığıyla doğru orantılı şekilde ağırlaşacak hürriyeti bağlayıcı cezalar uygulanmalıdır[18].

Buradaki “vergi kaybı”  konusunda, yalnızca bir mükellef nezdinde değil, o fiille toplamda oluşan vergi kaybı esas alınmalıdır. Örneğin sahte fatura düzenleme ve kullanma fiillerinin varlığı halinde, mükellefiyeti nezdinde vergi kaybı oluşan oluşturan kişi sahte faturayı kullanan olarak görünse de sonuçta oluşan vergi kaybına sebebiyet veren asıl ve ilk fiil sahte faturanın düzenlenmesidir. Bu bakımdan, hem sahte faturayı düzenleyen hem de kullanan, vergi kaybına neden olmaktan dolayı yaptırıma tabi tutulmalıdır.

Önerilen kademeli ceza sistemine, varsayımsal vergi kaybı miktarı ve hapis cezası sınırları ile somut olarak şu şekilde bir örnek verilebilir:

- 100 birime kadar olan vergi kaybına neden olan vergi kaçakçılığı suçlarına ilişkin yalnızca para cezası uygulanması (uygulanacak para cezasının vergi kaybının belli bir yüzdesi ya da katı gibi nispi olarak belirlenmesi ile orantılılık ayrıca sağlanabilir),

- 100-500 birim arasındaki vergi kaybına neden olan vergi kaçakçılığı suçlarına ilişkin 3 ilâ 5 yıl arasında hapis cezası uygulanması,

- 500 birimi aşan vergi kaybına neden olan vergi kaçakçılığı suçlarına ilişkin ise 5 ilâ 8 yıl hapis cezası uygulanması.

4.    İhtisaslaşmış vergi ceza mahkemeleri kurulması önerisi

Vergi kaybını esas alan söz konusu kademeli ceza sisteminin objektif kriterlerle ve uzmanlaşmış hakimler tarafından uygulanabilmesi için vergi kaçakçılığı suçlarına ve genelinde vergi suçlarına ilişkin ihtisas mahkemeleri (vergi ceza mahkemeleri) kurulmalıdır[19]. Bu mahkemelerin; trafik mahkemeleri, icra ceza mahkemeleri ya da fikri ve sinai haklar ceza mahkemeleri gibi modellere benzer şekilde oluşturulması veya tamamen farklı bir şekilde kurulması mümkündür. Bu noktada önemli olan ve önerilen; ağırlıklı olarak vergi tekniğine yabancı ve çok farklı uyuşmazlıklara bakan genel görevli asliye ceza mahkemesi hakimleri yerine, ceza yargılaması öncesinde idari işlemlerden oluşan vergisel süreçler ve uygulamalar hakkında bilgi sahibi, uzmanlaşmış hakimlerin görev aldığı ihtisas mahkemelerinin kurulmasıdır.

5.    Önerilen sistemin başarıya ulaşması için diğer gereklilikler ve sonuç

Önerilen sistem ya da benzeri sistemlerin başarıya ulaşması için öncelikli gereklilikler ise şu şekilde sıralanabilir:

- Denetimler, çağın imkânlarından da yararlanılarak, azami doğrulukla, asgari emek ve fire ile yapılmalıdır.

- Suçun faili, ceza ve idare hukukunun ilkelerine uygun, doğru bir şekilde ve kısa sürede tespit edilmelidir.

- Fail suç işlediği takdirde kademeli ceza sisteminde bu suçun karşılığındaki cezayı alacağı konusunda belirli ve kararlı durumu bilmelidir.

- Günümüzde ekonomik suçların uluslararası ölçekte de sıkça görüldüğü dikkate alınarak uluslararası ölçekte önlemler alınmalı ve alınan önlemlere dahil olunmalıdır[20].

- Vergi kaçakçılığı suçları ve karşılığındaki cezalar; af, yapılandırma, infaz hafifletilmesi gibi konularda sonradan ortaya çıkacak düzenlemelerden etkilenmemeli, bu düzenlemelerin kapsamı dışında tutulmalıdır[21].

Bu itibarla, yalnızca ekonomik ceza verilmesini gerektiren bir durum söz konusuysa, fail; yapılandırma, af, zamanaşımı gibi nedenlerle bu cezanın ortadan kalkabilme ihtimalini kuvvetli görmemelidir. Hürriyeti bağlayıcı cezalar konusunda da özellikle infaza ilişkin yapılan yasal düzenlemelerle hüküm giyen kişinin cezaevine girmesi gereken sürenin sonradan azalabilmesi ve hatta belli bir yıla kadar hükmedilen cezanın hiç cezaevine girmeden infaz edilebilmesi ihtimali bulunmamalıdır.

Dipnot:

[1] Tolu, A. (2021). “Vergi Reform Paketinin Ayrıntıları Belli Oldu!”, Dünya Gazetesi, 01.03.2021. İnternet: https://www.dunya.com/kose-yazisi/vergi-reform-paketinin-ayrintilari-belli-oldu/612604 adresinden 01.03.2021’de alınmıştır.
[2] Vergi kaçakçılığı suçlarına ilişkin ceza yargılamasında, Yargıtay’ın yerleşmiş kararları ile benimsenmiş her takvim yılına ayrı ceza uygulamasına ve ilgili emsal alınan Yargıtay Kararına (Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Yrg. CGK, T:05.03.2002, E:2002/11-28, K:2002/179) yönelik ayrıntılı analiz ve eleştiri için bkz. Aslanpınar, Y. B. (2020). Türk Ceza Kanunu’nun Ceza Sorumluluğunun Esaslarına İlişkin Genel Hükümleri Çerçevesinde Vergi Kaçakçılığı Suçlarının Analizi ve Değerlendirilmesi, Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Maliye Bölümü), Ankara.
[3] İşbu çalışmanın konusu önerilerin ayrıntılı olarak tartışılıp sunulduğu eser için bkz. Aslanpınar, a.g.e.
[4] Dönmezer, S. (1985). “Ekonomik Suçlar”, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 7, 21.
[5] Dönmezer, a.g.m., 1985, 25.   Dönmezer’e göre; “Rekabette ekonomik suç işleyen, işlemeyene nazaran geride kalacaktır. Özellikle vergi ödemeyen bir işadamı karşısında, vergi ödeyen işadamının rekabette başarılı olabilmesi esaslı bir biçimde güçleşmektedir. Rekabet alanında kendisini tehdit eden böyle bir durum karşısında kalan kişi zorunlu olarak aynı nitelikteki suçları işlemek temayülü altına girebilir. Herkesin vergi kaçırdığı bir ortamda, namuslu olarak vergi ödemek çok güçleşir. Zira vergi ödemeyenlere karşı rekabette başarılı olmak mümkün olamaz” Dönmezer, a.g.m., 1985, 20.
[6] Dursun, G. (2019) “Ekonomik Suça Ekonomik Ceza İlkesi ve Bu Kapsamda 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı Suçları İçin Öngörülen Cezaların Değerlendirilmesi”, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 14 (175-176), 867.
[7] Saygılıoğlu, N. (2018). “Ekonomi ve Hukuk Bağlamında Vergilerin Konumu ve Gümrük Vergilerinin Durumu”, Maliye Araştırmaları – 2, Bursa: Ekin Yayınevi, 102.
[8] Dursun, G. a.g.m., 869.
[9] Başaran Yavaşlar, B., F. (2016). Vergi Yaptırım Hukukuna Farklı Bir Yaklaşım: Dekriminalizasyon, İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 15 (1-2), 317-324.

“Kelime anlamı itibariyle dekriminalizasyon, suç olmaktan çıkarma anlamına gelmektedir. Suç olmaktan çıkarılan eylem, tamamen yaptırım hukukunun dışında bırakılabileceği gibi hukuka aykırı bir hareket olarak bırakılıp kamusal yaptırım konusu olmaya devam edebilir.” (Başaran Yavaşlar, a.g.m., 318.)
[10] Başaran Yavaşlar, a.g.m., 2016, 322-323.
[11] Köksal, B. (2010). Ekonomik Suç Tartışmaları Işığında Türk Hukukunda Vergi Suçları, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 67.
[12] Dönmezer, a.g.m., 1985, 30.
[13] İnceoğlu A., A. (2020). “Ekonomik Suçlar”, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 19 (1), 140.
[14] İnceoğlu A., A., a.g.m., 2020, 139.
[15] Dönmezer, a.g.m., 1985, 29.
[16] Köksal, a.g.e., 2010, 78.
[17] Vergi kaybına yol açmamakla birlikte “tehlike suçu” şeklindeki vergi suçlarının “vergi düzenini ihlal suçu” başlığı altındaki ayrı bir hükümle düzenlenerek, bu suçlara daha hafif hapis cezası verilmesinin uygun olacağı yönündeki öneri ve bu öneriyi içeren kanun tasarısı hükmü için bkz. Öztürk, B., Başaran Yavaşlar, F., (2020). Vergi Kabahat ve Suçları Tasarısı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 145-150.
[18] “Vergi suç işleyenlerin kamu ihalelerine girmelerini yasaklanması, devletle sözleşme yapma yasağına tabi tutulmaları, meslekten men edilmeleri, banka hesaplarının dondurulması, gümrük muafiyetlerinin kaldırılması, devlet yardımlarından yararlandırılmalarının önlenmesi, vergi imtiyazlarının kaldırılması ayrıca bu kararların basında açıklanması gibi müeyyidelerle cezalandırılmaları da değerlendirilmelidir. Bu öneri, hapis cezası ile para cezası arasındaki keskin farklılığı da önleyecek niteliğe sahiptir. Böylelikle zarar ölçümüne göre verilecek yaptırımların alternatifi de artmakta böylelikle ölçülülüğün sağlanması kolaylaşmaktadır. Bu tür yaptırımlar uzun süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan daha caydırıcı olabilir.” (Köksal, a.g.e., 2010, 78).
[19] “VUK kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davaların Adalet Bakanlığı tarafından ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresinde kurulacak ihtisas (vergi ceza) mahkemelerinde görülmesi” doğrultusundaki kanun tasarısı hükmü ve gerekçesi için bkz. Öztürk, Başaran Yavaşlar, a.g.e., 2020, 164-168.
[20] İnceoğlu A., A., a.g.m., 141.
[21] Aynı doğrultudaki görüş için bkz. Batur, N. (2019). “Vergi Suç ve Cezalarının Etkinliği”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 142, 192.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Vergide reform şart! 19 Nisan 2021