İkinci el otomasyon
METİN TABALU
Yönetim Danışmanı
Bu yazının başlığını “Teknoloji mi eksik, süreç mi olgun değil?” de yapsam aynı kapıya çıkacaktı. Ancak ikinci el otomasyon kavramını türeterek biraz daha tasarruf ve işlevsellik ruhu katmayı düşündüm. Şirketler otomasyon yatırımları karşılığında ya çalışmayan sistemler ya da sürekli manuel müdahale isteyen yapılar elde ediyor. Sorun çoğu zaman teknolojide değil; otomasyonun üzerine kurulduğu süreçlerde. Çözüm ise yeni yatırımlardan önce, mevcut otomasyonu yeniden düşünmekte yatıyor: İkinci el otomasyon yaklaşımı.
Otomasyon son yıllarda iş dünyasında adeta bir kurtarıcı gibi sunuluyor. Robotlar, yazılı iş bot’ları (RPA), yapay zekâ destekli karar sistemleri ve yeni dijital platformlar daha hızlı operasyon, daha az hata ve daha düşük maliyet vaadiyle pazarlanıyor. Şirketler de bu vaade kayıtsız kalmıyor; her yıl milyarlarca dolarlık bütçeler otomasyon projelerine ayrılıyor. Ancak otomasyon projelerinin önemli bir bölümü ya hiç devreye alınamıyor ya da çalışır gibi görünüp sürekli manuel müdahale gerektiriyor. Pilot aşamasında kalan, sessizce kapatılan ya da kimsenin sahiplenmediği otomasyon sistemleri kurumsal hayatın normali hâline gelebiliyor ve çalışanların teknolojiye olan güvenini aşındırıyor.
Sorun teknolojide değil, zeminde
Küresel veriler otomasyonun sık tökezlediğini gösteriyor. Yapay zekâ ve otomasyon projelerinin büyük çoğunluğu (MIT araştırmalarına göre yüzde 90’lar oranında), hedeflenen iş etkisini yaratamıyor. Bazıları hiç devreye alınamıyor, bazıları ise çalışsa bile sürekli manuel düzeltme gerektiriyor. Bu tablo yalnızca dijital otomasyon için değil, fiziksel üretim hatları ve robotik yatırımlar için de geçerli. Entegrasyon sorunları, veri kalitesindeki zayıflıklar ve çalışan direnci çoğu zaman sorun olarak gösterilse de bunlar asıl problemin farklı çıktıları. Asıl mesele, otomasyonun üzerine kurulduğu süreçlerin yeterince olgun olmaması.
Toyota Üretim Sistemi’nin liderliğinde yalın dönüşümün yıllar önce net biçimde ortaya koyduğu ilke bugün hâlâ geçerliliğini koruyor: Önce süreç, sonra standart, en son otomasyon. Yalın düşünceye göre otomasyon bir hedef değil, süreç kalitesinin bir öğesidir. Akış netleşmeden, girdiler düzenlenmeden ve israf ortadan kaldırılmadan yapılan otomasyon yatırımları çoğu zaman hayal kırıklığıyla sonuçlanır. Süreç bozuksa, otomasyon o bozukluğu daha hızlı tekrar etmekle neticelenir.
Dünya ölçeğinde başarılı örnekler bu yaklaşımı doğruluyor. Zara’nın operasyonel gücü çoğu zaman teknolojiyle açıklanır; oysa asıl farkı yaratan süreç disiplinidir. Şirket otomasyona geçmeden önce mağazadan merkeze yönelik bilgi akışını sadeleştirmiştir. Hangi satış verisinin, hangi müşteri geri bildiriminin ve hangi stok göstergesinin karar üretmek için gerekli olduğu netleştirilmiştir. Bilgi girişleri serbest anlatımdan çıkarılıp karşılaştırılabilir alanlara dönüştürülmüş, tasarım, üretim ve dağıtım adımları tekrarlayan akışlarla düzenlenmiştir. Otomasyon şu netliğe dayanır; belirsizliği gidermek yerine tanımlı bir karar döngüsünü hızlandırma.
Benzeri, Amazon lojistik merkezlerinde de görülür. Dışarıdan bakıldığında robotlar ön plandadır ancak Amazon’un gerçek gücü, bu sade ve ölçeklenebilir teknolojilerin üzerinde çalıştığı standart iş düzenidir. Ürün toplama, paketleme ve stok tamamlama adımları otomasyondan önce ayrıntılı biçimde tanımlanmış; her adımın süresi, kabul edilebilir sapma aralığı ve akışı durdurma koşulları belirlenmiştir. Hangi hatanın istisna sayılacağı, hangisinin sürecin parçası olduğu baştan bellidir, çünkü süreç net olmazsa, otomasyon hız değil düzensizlik üretir.
Hizmet sektöründe Hollanda merkezli banka ING’nin dönüşümü de otomasyonun süreçle birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor. Banka, otomasyonu çözüm olarak konumlandırmadan önce iş akışlarını parçalara ayırmış, gereksiz onay adımlarını ve karar üretmeyen raporlamaları sistematik biçimde ayıklamıştır. “İstisna” olarak kabul edilen işlerin aslında günlük iş yükünün büyük bölümünü oluşturduğu görülmüş ve bu işler standart hâle getirilmiştir. Veri girişleri sadeleştirilmiş, kurallar açık biçimde tanımlanmış ve bu temizlikten sonra otomasyon anlam kazanmıştır.
Nedir bu ikinci el otomasyon?
İkinci el otomasyon, daha önce kurulmuş ancak kısmen çalışan, atıl kalmış ya da güven kaybetmiş otomasyon sistemlerini çöpe atmak yerine yeniden ele alma yaklaşımıdır. Bu yaklaşım süreçlerin yeniden çizilmesini, gereksiz otomasyonların kapatılmasını, kalanların sadeleştirilmesini ve otomasyonun iş birimleri tarafından sahiplenilmesini kapsar.
Bir üretim hattında robot paletleme sisteminin sürekli hata vermesi, operatörlerin hattı manuel moda almasına ve zamanla robot sistemine olan güvenin kaybolmasına yol açıyorsa sorun çoğu zaman robotta değil, onu besleyen süreçtedir. Klasik refleks yeni robot yatırımıdır. Oysa süreç akışı analiz edildiğinde sorun çoğu zaman sensör besleme zamanlaması, ürün akışındaki düzensizlik ya da robotun bu değişkenliğe göre ayarlanmamış çalışma davranışıdır. Bu unsurlar düzeltildiğinde duruşlar azalır, hat çıktıları artar.
Ülkemizdeki uygulamalar için bir not
Türkiye’de otomasyon yatırımlarının önemli bir kısmı “hızlı kazanım” beklentisiyle başlatılıyor. Süreçler netleşmeden, veri kalitesi sağlanmadan ve sahiplik tanımlanmadan yapılan otomasyon girişimleri kısa sürede tıkanıyor. Bu da otomasyonun pahalı, karmaşık ve güvenilmez olduğu algısını besliyor. Oysa sorun otomasyonu taşıyacak zeminin hazırlanmayışında.
Otomasyon çoğu zaman yanlış yerde, yanlış beklentiyle kullanılmıştır. İkinci el otomasyon bu nedenle sadece teknik değil, ekonomik bir zorunluluktur. Daha sürdürülebilir, daha sahiplenilebilir ve daha gerçekçi bir yaklaşımdır. Önce akışlar düzelirse, ihtiyaç olursa otomasyon zaten kendini hatırlatır.