İklim değişikliğinin su, tarım ve gıdaya etkileri

Ali Ekber YILDIRIM
Ali Ekber YILDIRIM TARIM DÜNYASINDAN aey@dunya.com

Türkiye, iklim değişikliğinden en fazla etkilenmesi beklenen Akdeniz Havzası'nda yer alıyor. Kuraklığın daha sık yaşanması ve yayılması, aşırı sıcaklar ve daha birçok felakete neden olan iklim değişikliğine karşı mücadelede daha etkin çalışmalar yapılması gerekiyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü iklim değişikliği ve tarım konusunda İzmir, Şanlıurfa ve Ankara'da geniş kapsamlı 3 çalıştay düzenledikten sonra "İklim Değişikliği ve Tarım Değerlendirme Raporu"nu yayınladı. Ayrıca, 27 maddeden oluşan "İklim Değişikliği ve Tarım Sonuç Bildirisi" yayınlandı.

Rapor ayrıntılı ve önemli bilgiler içeriyor. Sonuç bildirisi aynı ciddiyetle hazırlanmadığı, aceleyle kaleme alınmış vaatler dizisinden oluşuyor. Bu nedenle raporu dikkate almak daha doğru olacaktır.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Toprak Reformu Genel Müdürü Kerim Üstün'ün sunuş yazılarının da yer aldı toplam 114 sayfadan oluşan raporda özetle şu bilgilere yer veriliyor: "Dünyada iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi beklenen bölgelerden Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye’de kuraklığın geniş bölgelerde hissedileceği ve aşırı sıcak günlerin sayısının artacağı öngörülmektedir. Bu nedenle bu sorunun ulusal anlamda ciddiyetle ele alınması gerekmektedir.

Dünyada enerji tüketimi, insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının açık ara en büyük kaynağı olup dünya çapında sera gazı emisyonlarının %73’ünden sorumludur. Enerji sektörünün haricinden emisyon üreten başlıca diğer alanlar, tarımsal faaliyetler (%12), arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormansızlaşma gibi ormancılık faaliyetleri(%6,5), kimyasallar, çimento ve farklı endüstriyel süreçler (%5,6) ve düzenli depolama alanları ile atık suların da yer aldığı atıklardan (%3,2) oluşmaktadır.

İklim değişikliğinin tarımda yarattığı risk çok yüksek

Genel olarak bütün tarım ürünlerinin büyümesi için toprak, su, güneş ışığı ve sıcaklığa ihtiyaç vardır. İklim, sayılan bileşenlerin hepsine etki eden dinamik bir bileşendir. Bu nedenle tarım sektörü için yarattığı risk, içerdiği bilinmezlikler yüzünden çok yüksek seviyededir. İklim, tarımsal üretimi doğrudan etkileyen etmenlerin başında gelmektedir.

İklim değişikliğinin tarımsal üretimdeki olumsuz etkilerini önlemek ve tarımsal üretimi iklim değişikliğine adapte etmek için Birleşmiş Milletler’in (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından 13’üncüsü iklim eylemidir. Bu eylem ile iklimle ilgili tehlikelere ve doğal afetlere karşı dayanıklılığın ve uyum kapasitesinin bütün ülkelerde güçlendirilmesi, iklim değişikliğiyle ilgili önlemlerin ulusal politikalara, stratejilere ve planlara entegre edilmesi, iklim değişikliği azaltım, iklim değişikliğine uyum, etkinin azaltılması ve erken uyarı konularında eğitimin, farkındalık yaratmanın ve insani ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesi temel hedefler olarak belirlenmiştir.

Tarım sektöründe ise bu hedefler; açlığın sona ermesi, gıda güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilir tarımın teşvik edilmesi, bitki desenlerinin dayanıklılığı ve üretim sistemlerinin iklim risklerine ve doğal afetlere uyumlu hale getirilmesi, tarım sistemlerinin iklim değişikliğine uyumlu hale getirilmesi, sürdürülebilir gıda üretim sistemlerinin sağlanması, üretimin artırılması ve ekosistemlerin korunması eylemleri olarak öne çıkmaktadır.

En çok su kaynakları olumsuz etkileniyor

İklim değişikliğinin en önemli etkisinin su döngüsü üzerinde olacağı tüm bilimsel raporlarda ispatlanmıştır. Araştırmalar 2025 yılından itibaren 3 milyardan fazla insanın su kıtlığı yaşayacağını ortaya koymaktadır. Ekonomik sulanabilir arazi varlığımız 8.5 milyon hektar ve sulamaya açılan arazi miktarımızda (2020) 6,7 milyon hektardır. Su stresi yaşayan ülkemizin su kaynakları ise yerüstü suyu 98 milyar metreküp, yeraltı suyu 14 milyar metreküp olup toplam kullanılabilir su (net) miktarı ise 112 milyar metreküp olarak tespit edilmiştir. Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı yıllık 1.347 metreküptür. Bu durum su zengini bir ülke olmadığımız ve hatta su stresi altında olan ülke konumunda olduğumuzu göstermektedir. Ülke genelinde sulamaya açılan alanlarda sulama oranı %65 ve sulama randımanı ise %45’dir. Ayrıca; 71 kilogram et için 15 ton su ve 1 fincan kahve için 170 litre suya ihtiyaç olduğu göz önünde bulundurulduğunda su kaynaklarının sürdürülebilir yönetilmesi gerektiğini daha da önemli kılmaktadır.

Tarım sektörü üzerindeki etkileri

- Sıcaklık artışı: Sıcaklık, yağış ve atmosferik CO2 (karbondioksit) konsantrasyonundaki değişikliklerin birleşik etkileri ürün verimini etkilemektedir ve bu etki bölgelere göre farklılık göstermektedir. Avrupa Çevre Ajansı 2019 Raporu, Akdeniz Havzası’nın büyük bölümünde ürün veriminde azalma ve hayvancılık için artan bir risk öngörülmektedir. İklim projeksiyonları, Avrupa’nın büyük bölümünün küresel ortalamadan daha yüksek düzeyde ısınma yaşayacağını göstermektedir.

- Kuraklık: İklim değişikliğinin ortaya çıkardığı sorunlardan bir diğeri kuraklıktır. Kuraklık ürünü hem miktar hem de kalite açısından olumsuz etkilemektedir. Kuraklık sonucunda, bitki su ihtiyacı karşılanamamakta, yabancı ot ve haşere artışı ile birlikte ürün veriminde ve kalitesinde azalmalar yaşanmaktadır.

- Toprak verimliliği ve erozyon: Erozyon toprağın, özellikle de verimli üst toprağın su ve rüzgar gibi doğal süreçler yanı sıra insan aktivitesiyle hızlı bir şekilde taşınmasıdır. Sıcaklık artışları ve toprağın işlenmesi, topraktaki bozulma hızını artırmaktadır. Bu durumda erozyon tehlikesi artmakta ve toprak verimliliği azalmaktadır. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’nin toprak verimliliği son 10 yılda yüzde 23 azalmıştır.

- Su kaynaklarında azalma: Su temel yaşam kaynağıdır. İklim değişikliğinin önemli sonuçlarından biri su kaynakları ve su döngüsü üzerinde yarattığı olumsuz etkilerdir. İklim değişikliği nedeniyle;

- Su döngüsünde değişimler (artan atmosferik su buharı, yağış rejiminde değişiklik, kuraklık ve seller gibi aşırı sonuçlar, kutup ve dağ buzullarının geniş ölçüde erimesi, toprak neminde değişiklikler),

- Yüksek hava sıcaklıklarının su miktarını ve kalitesini etkilemesi,

- Deniz seviyesi yüksekliğinin, nehir ağzı ve kıyı yeraltı sularının tuzlanmasına yol açması, bu nedenle kıyı alanlarında insanların ve ekosistemlerin tatlı suya erişiminin azalması söz konusudur.

- Aşırı yağış: İklim değişikliği ile birlikte yağış şiddeti ve dağılımında değişimler gözlenmektedir. Birkaç ay içerisinde düşmesi gereken yağış birkaç saat içerisinde yağarak ciddi zararlara neden olmaktadır. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü Batı ve Güney bölgelerindeki yağışlarda belirgin bir düşüş beklenirken, ılımlı bir orta enlem ikliminin hüküm sürdüğü Karadeniz Bölgesi’nde yağışların artması beklenmektedir. Artan sıcaklık ve azalan yağış nedeniyle, kuraklık olaylarının şiddet, sıklık ve süresinde artış beklenmektedir.

- Doğal bitki örtüsü değişimi: Artan iklim değişikliği doğal bitki örtüsünde de değişiklilere neden olmaktadır. Bu durumun ülkemizde de, özellikle bozkır alanlarının genişlemesine ve mera alanlarının azalmasına neden olabileceği değerlendirilmektedir.

- Hastalık ve zararlılar: İklim değişikliği ile birlikte sıcaklık artışları veya yağış rejimindeki değişiklikler ile bitki hastalık ve zararlıları için uygun ortamlar oluşabilmektedir. Ani olarak gelişebilen bu hastalık ve zararlı istilası nedeniyle ürün miktarı ve kalitesi düşmektedir.

Gıda sektörüne etkileri

21. yüzyılın stratejik sektörleri arasında gösterilen tarım ve gıda sektörü, 2050’de 10 milyara ulaşacağı hesaplanan dünya nüfusunun beslenmesinde yetersiz kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Araştırmalar, 2050 yılında dünya nüfusunu beslemek için, tarım ve gıda üretiminin, bugünkü düzeyinden en az yüzde 50 oranında fazla olması gerektiğini belirtmektedir. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) değerlendirme raporları, iklim değişikliğinin etkisiyle dünyada su kıtlığının ve kuraklığın artacağını, tarımsal verimliliğin düşeceğini, gıda fiyatlarında dünya genelinde yüzde 85’e varan artışların gerçekleşebileceğini öngörmektedir.

Yağış rejiminin değişmesi nedeniyle bazı tarım alanlarının kuraklaştığı, tarımsal ürünlerin olgunlaşma sürelerinin değiştiği, bazı tarım alanlarının sel suları altında kalarak kullanılamaz hale geldiği ya da deniz suyunun yükselmesi ile tuzlandığı ve verimin düştüğü bilinmektedir. Yükselen sıcaklıklar da gıdalarda bakteri üretimini artıracaktır. Özetle iklim değişikliği gıda güvenliğini de tehdit etmektedir."

Özetle, raporda da yer verildiği gibi iklim değişikliğinin etkisiyle ekim alanı ve üretim deseninin değişmesi, verim ve üretim miktarında düşüş kaçınılmaz görünüyor. Gelecek 30 yılda tarımsal verimlilikte yaklaşık yüzde 25 oranında bir düşüş olacağı farklı otoriteler tarafından belirtiliyor.

YARIN: Türkiye'nin 7 bölgesi iklim değişikliğinden nasıl etkilenecek ve hangi önlemler alınıyor?

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar