İklim krizinin şakası yok

Erhan ASLANOĞLU
Erhan ASLANOĞLU Ekonomi ve Piyasalar erhanaslanoglu@superonline.com

Pazartesi günü Birleşmiş Milletler (BM) Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) “Kırmızı Kodla” iklim raporunu yayınladı. BM raporu iklim krizinin getirdiği tehditle mücadelede kaybedecek bir saniyemizin bile olmadığını gösteriyor. Son bir ayda, ülkemizde, Yunanistan’da, ABD’de, Kanada da yaşanan yangınlar, Avrupa ve Çin’de ortaya çıkan seller, Haziran ayı sonunda Kanada’da sıcak hava dalgasının getirdiği kayıplar bu işin ciddiyetini ve korkunç boyutlarını bize bir kere daha hatırlatmış oldu. 195 ülkenin desteklediği,  200’den fazla bilim insanının katkılarıyla ortaya çıkan BM raporu çok kapsamlı ve çarpıcı sonuçlar içeriyor.

Birincisi, iklim değişikliğinin tereddütsüz bir şekilde insan etkisiyle ortaya çıktığı görüşüdür. Fosil yakıtlara dayalı üretim biçimimiz ve tüketim davranışlarımız bu sonucu ortaya çıkarıyor. Hazırlanan farklı senaryoların her birisi, her şartta bu yüzyılın ortasına kadar küresel ısınmanın devam edeceğini gösteriyor. 2015 Paris İklim Anlaşması’nda, büyük felaketlerle karşılaşmamak için küresel ısınmanın 2100 yılına kadar 2 dereceyi tercihen 1,5 dereceyi aşmaması yönünde çaba içine girilmesi şeklinde alınan kararlara rağmen, gelinen noktanın çok daha olumsuz olduğu anlaşılıyor. Sanayi devriminden bugüne kadar ısınmada 1,2 derece artış zaten gerçekleşmiş durumda. Önlem alınmaz ise 2030 yılında 1,5 derece ısınmaya ulaşılma ihtimali yüksek görünüyor.  21. yüzyılda 2 derecenin altında kalabilmek için net karbon salınımını 2050 yılına kadar sıfırlamamız gerekiyor. Bu hedefler tutturulamaz ise dünyadaki yaşam koşullarının çok daha zorlaşacağı, milyarlarca insanın hayatının tehlikeye gireceği BM tarafından “Kırmızı Kodla” duyuruluyor.

Olaya negatif taraftan bakarsak, özellikle gelecek kuşaklar açısından çok sıkıntılı bir tablo ile karşı karşıyayız. Pozitif taraftan bakarsak bu tabloyu değiştirmek için hala çok geç değil. Son yıllarda dünyada bu konuda bilinçlenme her düzeyde artmaya başladı. Uluslararası düzeyde çok daha fazla konuşulan ve yeşil mutabakat gibi somut ilerlemelerin ortaya çıkmaya başladığı bir süreçteyiz. Ama çok yetersiz görünüyor. Üretim biçimlerinin ve tüketim davranışlarının değişmesi için çok daha fazlasına ihtiyaç var. Bireysel olarak sınırsız isteklerimizi sınırlamayı öğrenmek, enerji tasarrufunu arttırmak, yenilenebilir enerjiye yönelmek ve bu yöndeki politikalara talebimizi arttırmak zorundayız.

Ülke olarak Paris İklim Anlaşması’nı bir an önce imzalamamız, üretim sisteminde karbon salınımını azaltıcı yöne dönüştürecek planlamaları yapmamız, politikaları oluşturmamız teşvikleri vermemiz gerekiyor. İklim krizi afet boyutunda doğa olaylarını arttırıyor. Buna yeterince hazırlıklı olunmadığında ortaya çıkan maliyet artıyor. İklim krizinin yarattığı tehdit, küresel ekonomi politikalarını, uluslararası ticaretin kurallarını, ürün standartlarını, talep yapısını da hızla değiştirmeye aday görünüyor. Büyük ekonomik maliyetlerle karşılaşmamak için bu değişimi iyi okumamız ve hazırlıklı olmamız gerekiyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Stagflasyon geliyor mu? 29 Eylül 2021
Fed, COVID ve piyasalar 01 Eylül 2021