İklim uyumu ertelenmemeli

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Türkiye yaz mevsimine artık yalnızca sıcak hava endişesiyle değil, yangın endişesiyle de giriyor. Birkaç yıl öncesine kadar orman yangınları çoğunlukla mevsim afetleri başlığı altında konuşulurdu. Bugün ise artan sıcaklıklar nedeniyle kuraklık, rüzgâr, insan kaynaklı ihmal, tarım alanları, kırsal yerleşimler, turizm ekonomisi ve yangın aynı risk haritasında buluşuyor. Bu durum kamu bütçesini, yerel ekonomiyi, tarımsal üretimi, su havzalarını ve kalkınma kapasitesini de zorluyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın paylaştığı güncel veriler, Türkiye’nin yangınla mücadele kapasitesini büyüttüğünü gösteriyor. Bakanlık açıklamasına göre kara filosu 5 bin 600 araca ulaştı. Hava gücü tarafında 28 uçak, 119 helikopter ve 14 İHA görev yapacak. Kapasite artışını görmek güzel. Bu ölçek, yangın riskinin artık olağanüstü dönem ihtimali değil, her yaz yeniden yönetilmesi gereken kalıcı bir kamu meselesi haline geldiğini gösteriyor. 

Yangın artan kamu yükü demek

Fakat ne yazık ki; önemli olan filoyu büyütmek değil riski azaltmak. 2026 yazına girerken eldeki son yıllık iklim verisi riski azaltmanın önemini gösteriyor. Bakanlık açıklamasına göre 2025, son 176 yılın en sıcak ikinci yılı olarak kayda geçmiş. Sıcaklık ortalamalarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, yangın riskini yalnızca yaz sıcaklığına bağlamayı da yetersiz bırakıyor. Yağış sonrası artan ot ve çalı yoğunluğu, yaz aylarında kuruyarak yanıcı madde etkisini büyütebiliyor. Yani bir mevsimde bereket olarak görülen yağış, başka bir mevsimde yangın riskini besleyen yakıta dönüşebiliyor. 

Kaç araç, kaç uçak, kaç helikopter olduğundan önce; yangının ülkeye ne kadar ekonomik yük bindirdiğini konuşmak gerekiyor. Söndürme kapasitesi elbette kritik. Fakat yangınla mücadelenin asıl maliyeti yalnızca yangın anında ortaya çıkmıyor. Önleme yatırımları, personel, araç filosu, bakım, yakıt, lojistik, yeniden ağaçlandırma, zarar gören tarım alanları, tahliye edilen yerleşimler, turizm kaybı, sigorta maliyetleri ve bozulan ekosistem hizmetleri aynı faturanın parçaları.

Önlem ekonomisi risk yönetimidir

Orman yangını artık yalnızca çevre haberi olarak okunmamalı. Bir yangın, aynı anda tarımı, hayvancılığı, turizmi, kırsal yaşamı ve yerel istihdamı etkileyebilir. Bir bölgenin ormanı yandığında yalnızca ağaç kaybı yaşanmaz; toprak tutma kapasitesi zayıflar, erozyon riski artar, su rejimi bozulur, biyolojik çeşitlilik daralır, yerel ekonominin dayanıklılığı azalır. Kalkınma dediğimiz şey tam da bu kırılganlıklar üzerinden sınanır.

Türkiye’nin orman yangını gerçeği, iklim uyumunu artık ayrı bir çevre politikası gibi değil, doğrudan kamu yönetimi ve ekonomi başlığı olarak ele almayı gerektiriyor. Yangın çıkmadan önce yapılan her yatırım, yangında ödenecek daha büyük bir faturayı azaltır. Erken uyarı sistemleri, riskli bölgelerde bakım çalışmaları, kırsal alanlarda bilinçlendirme, enerji nakil hatlarının denetimi, tarım alanı-orman geçişlerinde koruma şeritleri ve yerel yönetimlerle koordinasyon aslında teknik birer ayrıntı değil ekonomik önlem.

Yangın politikası değil iklim politikası gerekli

Peki yangınlarla daha güçlü mücadele etmek yeterli mi? Mesele yalnızca daha fazla uçak, helikopter ya da araç mı? Riskli bölgelerde yerleşim baskısı, orman-tarım geçiş alanları, enerji nakil hatları, kırsal bakım eksikliği ve arazi kullanım tercihleri de yangın maliyetini büyüten başlıklar ne kadar konuşuluyor? Bu yüzden yangınla mücadele riskin oluşmadan önce nasıl azaltıldığıyla da okunmalı.

Çünkü iklim krizi artık gelecekte yaşanacak bir ihtimal değil. Her yaz bütçeye, toprağa, üretime, tarıma, hayvancılığa, sosyolojiye ve insan hayatına dokunan somut bir maliyet. Yangın mevsimi dediğimiz şey de giderek takvimsel bir dönem olmaktan çıkıyor; iklim uyumunu erteleyen ülkeler için kalıcı bir ekonomik baskıya dönüşüyor. 

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.321,19 1,53 %
Dolar 46,9720 0,11 %
Euro 53,6139 -0,04 %
Euro/Dolar 1,1415 -0,13 %
Altın (GR) 6.197,31 -0,49 %
Altın (ONS) 4.119,12 -0,12 %
Brent 75,9790 0,03 %