İlk çeyrekte ekonomik büyüme (2021)

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Zafer ÖZCİVAN -Ekonomist

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2021 yılı ilk çeyrek büyüme oranı %7 olarak açıklandı. Tüm dünyanın salgının da etkisiyle ekonomilerin dar boğaza girdiği bu dönemde ülke olarak gerçekten büyük bir başarı yakalamış durumdayız. Bir ülkenin ekonomik büyümesi; işsizliğin azaldığı, üretimin çoğaldığı, ihracatın arttığı, perakende sektörünün hız kazandığı, ülkede yatırımların arttığı şeklinde yorumlanabilir.

Piyasanın beklentisi 6.7 olmasına rağmen büyüme rakamının %7 çıkması ekonominin gelişimi, önümüzdeki süreç için öngörü anlamında güven için son derece önemlidir. Öncelikle yatırımcılar ve yurt dışı kaynaklı üretim veya yatırım kararlarının verilmesinde büyüme rakamları, ekonomide güven endeksini arttırmakta, yabancı yatırımcının ülkeye gelişini hızlandırmakta, yurt içi kaynakların da yönlendirilmesine sebep olmaktadır.

TÜİK’in açıkladığı verilere göre 2021 yılı ilk çeyreğinde sanayi %7, hizmet sektörü %5,9 büyüdü. Bir ülke için en önemli büyüme göstergesi sanayideki artışla ölçülmelidir. Çünkü sanayi veya üretim bir ekonominin bel kemiğidir. Ülkede işsizliğin azalması, ihracatın yükselme eğilimine girmesi, ülke olarak uluslararası pazarlarda rekabet şansımızın artması tamamen üretimle doğru orantılıdır. Üretim yapılan bir ülkede ihracat artacak, ülkeye döviz girdisi sağlanacak, devletin vergi gelirleri çoğalacak, istihdam yaratılacak ve ekonomik olarak bağımsızlığa doğru adım atılacaktır. Bu yüzdendir ki ihracat, büyümenin lokomotifi konumundadır. İhracatımız 2018 yılından bu yana en yüksek artışı göstermiştir.

Ancak ithalat rakamları da önem arz etmektedir. İhracatın ithalatı karşılama oranı veya cari açık arasındaki fark da her geçen zaman diliminde azalma durumuna gelmiştir. İthalat, üretim kalemlerinin yarı mamul veya ara mal dediğimiz birtakım girdileri de kapsamaktadır. Bu bağlamda ithalatı sıfırlamamız kısa vadede mümkün değildir ama minimuma düşürmek hedeftir.

Bu bağlamda ithalat kalemlerini sadece son ürün olarak düşünmememiz gerektiğini hatırlatmakta fayda var. Örneğin bir bilgisayarın belleği, hard diski gibi parçaları dışarıdan gelmiş olabilir ve bu kalemler de ithal girdileri hesabına dahildir. Ekonomimiz olumlu seyrine devam ettiği sürece dışarıya olan bağımlılığımız da azalacaktır ve kendi kendimize yeten daha da ötesi ihracatımızın ithalattan fazla olduğu ülke ekonomisi konumuna geleceğiz.

Diğer yandan Gayri Safi Yurt içi hasıla geçen yılın aynı dönemine göre %7 artış göstermiştir. GSYH göstergelerine göre 2021 yılının ilk çeyreğinde 2020 yılının ilk çeyreğine göre bilgi ve iletişim faaliyetleri%18,1, diğer hizmet faaliyetleri %14,4, sanayi %11,7, tarım %7,5, hizmetler %5,9, mesleki, idari ve destek faaliyetleri %5,3, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri %3,7, finans ve sigorta faaliyetleri %2,9, inşaat %2,8, ve gayrimenkul faaliyetleri de %2,4 artmış durumdadır. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH, bu yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %7,3 yükselmiştir.

Yukarıda yazdığı sonuçlara göre Türkiye, Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Koronavirüs salgını nedeniyle tüm dünya ülkelerinde görülen ekonomik daralmaya rağmen ülkemiz %7 büyüme kaydetmiştir.

İlk çeyrekte sağladığımız %7 büyüme sonucunda ikinci çeyreğe ilişkin öngörüler de çift haneli büyümenin yakalanacağı yönündedir.

Ekonomik büyüme rakamları, uluslararası pazarlarda ülkemize olan güven açısından da son derece önemlidir. Ülkeye döviz girdisi sağlama yollarından en önemlisi, yabancı yatırımcıların teşvik edilmesi ve onların ekonomimize duydukları güvenin artmasıdır. Uluslararası risk primi şu aralar biraz yüksek seyretse de yakın gelecekte düzelecektir. Çünkü aynen bir bankanın kredi vereceği müşterisine güven açısından birtakım değerleri incelediği gibi, uluslararası piyasalarda da herhangi bir yatırımcı, başka bir ülkeye yatırım kararı vermeden önce uluslararası finans kurumlarının değerlendirmeleri sonucu ortaya çıkan o ülkenin kredi değerlendirme notu nu baz alarak karar verir. Örneğin risk primi 1,63 ise en kötü ihtimalle yatırımcı %63 oranında kayıp yaşayacaktır.

Ekonomik gelişmelere bağlı olarak milli gelirimizin de artacağı kesindir. Bilindiği üzere fert başına milli gelir, toplam milli gelirin toplam nüfusa bölünmesi ile elde edilecektir. Fert başına milli gelirin artması ise vatandaşların şahsi gelirlerinin yükselmesine ve dolayısıyla vatandaşların alım gücünün artmasına yol açacaktır. İktisat kuralları gereği kişinin milli geliri arttıkça harcamaları da artar. Bu bağlamda yurtiçi piyasalar da ekonomik olarak canlanacak ve vergi gelirleri de artacaktır.

2021 yılının birinci çeyreğinde hane halkı harcamaları da geçen yılın aynı dönemine göre %7,4 artmıştır. Ekonomi yönetimlerinin temel görevleri arasında halkın gelir düzeyini arttırmak ve yurt içi piyasalara hareket kazandırmak işlevi de bulunmaktadır.

2021 yılı birinci çeyreğinde GSYH 1,4 trilyon TL’yi bulmuştur. Bu rakam 2019’dan bu yana elde edilen en yüksek meblağdır.

Ülke olarak tüm dünya ülkeleri gibi korona virüs salgınından oldukça negatif yönde etkilenmemize rağmen ekonomide kat ettiğimiz mesafe kayda değer derecede olumludur. Sadece salgın değil, anarşi ile Doğu ve Güneydoğu’da verilen mücadele, dış ilişkilerde yaşanan gerginlikler, aşı için ayrılan bütçe gibi birçok olumsuz etkeni bir arada yaşamakta olduğumuz şu dönemde hepimiz ekonomik olarak fedakârlık yapmak durumundayız. Sağlık bakanlığımızın açıklamalarına göre nüfusumuzun yaklaşık %15 i aşılanmış bulunuyor. Millet olarak aşı tedarikinde bugüne kadar yaşadığımız sorunlar da önümüzdeki dönemde yerini olumlu gelişmelere bırakacağa benziyor. Çünkü sonbahara kadar 240 milyon doz aşı ülkemizde olacak ve bu da nüfusumuzun neredeyse üç katına yetecek seciyede bulunuyor.

Korona mücadelesi bittikten sonra da ekonomide olumlu gelişmeler katlanarak devam edecektir

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Neden yeşil lojistik? 05 Ağustos 2021