IMF’ye göre 2022: Enflasyon, daha düşük büyüme, arz sorunları ve pandemi

Servet YILDIRIM
Servet YILDIRIM Ekonominin Halleri servet.yildirim@dunya.com

Dünya Ekonomik Görünümü IMF tarafından yılda iki defa yayınlanan önemli bir rapordur. IMF ekonomistlerinin kısa ve orta vadeli gelişmelere dair analizlerini yansıtır. Hem genel bir bakış vardır, hem de detaylı analizlere yer verilir. Üyelerini etkileyen konuları dikkate alır. Yanılma payları yüksek olsa da, hatta bazen önyargılı hazırlandıkları iddia edilse de IMF tahminleri pek çok kişi ve kuruluşun veri olarak kullandığı, karar verirken dikkate aldıkları dokümanlardır. Fon yöneticileri portföylerini yönetirken, yatırımcılar bir ülkeye yatırım kararı alırken IMF’nin tahminlerine de bakarlar.

Rapor son olarak ekimde yayınlanmıştı. Başlığı “Pandemide toparlanma: Sağlık kaygıları, arz kesintileri ve fiyat baskıları”ydı ve özetle “Küresel ekonomik toparlanma sürüyor ama momentumu zayıfladı… Ekonomik görünüm üzerindeki riskler arttı” deniliyordu. IMF büyüme tahminlerini de Temmuz’daki tahminlere göre biraz daha aşağı çekmişti. Raporda enflasyondaki artışa vurgu yapılarak, Fed gibi bazı merkez bankalarının para politikalarını sıkılaştırmaya hazırlandıklarına dikkat çekiliyordu. IMF bu hafta Ekim raporunu tazeledi. Daha da ihtiyatlı bir tablo çizdi. Önemli değerlendirmeleri vardı. Özetle dedi ki:

- Küresel ekonomi 2022’ye beklenenden daha zayıf girdi. Omicron yayılırken, ülkeler tekrar kısıtlamalar getirmeye başladı. Artan enerji fiyatları, arz sıkıntıları daha yüksek ve geniş tabana yayılmış enflasyona yol açtı.

- Küresel büyüme 2021’deki yüzde 5.9’dan bu yıl 4.4’e gerileyecek. Oysa son açıklanan raporda yarım puan daha yüksek tahmin edilmişti. ABD ve Çin ekonomilerine ilişkin tahminlerin aşağı çekilmesi bu revizyonda etkili oldu.

- Tedarik zincirlerindeki kesintiler ve yüksek enerji fiyatlarıyla, enflasyonun öngörülenden daha kalıcı olduğu görülüyor. Beklentilerin çok fazla bozulmayacağı varsayımı altında bu yıl arz-talep dengesizliğin azalması ve başlıca ekonomilerde alınan para politikası aksiyonları sonucu enflasyon kademeli gerileyebilir.

- Ancak dikkate alınması gereken riskler var. Yeni varyantlar pandemiyi uzatabilir; ekonomilerde daha fazla kesintilere yol açabilir. Tedarik zinciri kesintileri, enerji fiyat oynaklıkları ve ücret baskıları da riskler arasında.

- Gelişmiş ekonomiler faizleri yükseltirken finansal istikrara dönük risk yaratıyorlar. Gelişmekte olan ekonomilere yönelik sermaye hareketleri, kurlar ve mali dengelere ait riskler ortaya çıkabilir. Jeopolitik gerilimler ve iklim değişikliği etkisiyle doğal afetlerin ortaya çıkma olasılıkları da arttı.

-Neler yapılmalı?

Riskler bunlar. Peki, bu risklere karşı politika yapıcılar ne yapmalılar?

- Pandeminin üçüncü yılına girerken ölü sayısı 5.5 milyona ve ekonomik kayıplar ise 13.8 trilyon dolara ulaştı. Eğer küresel bir çaba gösterilemezse pandemi uzayacaktır.  Ülkeler arasında önlemlerde farklılıklar var. Aşıların gelişmekte olan ülkelere de ulaştırılması için acil aksiyon şart. Sadece aşı değil, test imkanlarının ve antiviral ilaçların da ulaşılabilir hale getirilmesi gerekiyor. Küresel teknoloji transferleri ve lisans anlaşmaları teşvik edilmeli.

Para politikası alanında atılacak adımlar ülkelerin enflasyon ve istihdam koşulları ile merkez bankalarının politika çerçevelerine bağlı olarak değişiklik gösterecektir. Euro bölgesi ve Japonya’da toparlanmanın daha güçlü hale gelmesi için desteklerin bir süre daha devam etmesi gerekebilir. Ama toparlanmanın güçlü olduğu ABD’de destekler bu yıl muhtemelen geri çekilecek. Piyasalarda oluşacak aşırı reaksiyonu önlemek için etkin bir para politikası iletişimi yapılmalı. Özellikle enflasyon beklentilerinin bozulduğu ve enflasyonun tırmandığı ekonomilerde, merkez bankaları düzenli bir çekilmenin iletişimini yapmalılar ve pandemi tekrar hız kazanırsa yeniden destek sağlanacağının sinyalini vermeliler. Enflasyonla mücadele için IMF’nin gelişmekte olan piyasa ekonomilerine tavsiyesi daha sıkı para politikası uygulanması.

- Para politikaları sıkılaşırken ekonomiler yüksek faiz ortamına uyum gösterecek adımları atmalılar. Yüksek dış finansman ihtiyacı olan ekonomiler finansal piyasalarda olası bir türbülansa hazırlıklı olmalılar.  Bu kapsamda borç vadelerinin uzatılması ve dövizdeki açıkların daraltılması tavsiye ediliyor. Makroekonomik uyum için esnek kambiyo uygulamaları yardımcı olabilir. Bazı durumlarda döviz müdahaleleri ve geçici sermaye tedbirlerine ihtiyaç duyulabilir. 

Faizlerin arttığı bir ortamda borç yükleri artacaktır. Bazı düşük gelirli ülkeler borç krizine girebilirler. G20’nin borç yapılandırması için harekete geçmesi gerekebilir. Birçok ülke için borç stresine girmemek için daha yüksek büyüme ve vergi gelirine ihtiyaç duyacak. Bu noktada yapısal reformların gerekliliği öne çıkıyor.

- IMF sunduğu kredi düzenlemelerini de hatırlatarak bunların şokların etkisini yumuşatmaya yardımcı olabileceğini söylüyor.

- İklim tarafında 2050 yılı net-sıfır hedefine ulaşılması için daha fazla çabaya gerek var. Karbon fiyatlaması ve fosil yakıt sübvansiyonlarının azaltılması ile yeşil altyapı yatırımları ve araştırma destekleri için finans imkânı yaratılabilir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar