İmparatorun dönüşü: Enflasyon
“Güç seninle olsun.” Star Wars
Buz pateninde puanlar ikiye ayrılır: teknik ve artistik. Edebiyat da belirli kalıplar içinde ilerler. Önce kahraman (protagonist) görünmeye başlar. Ardından karşısına çıkan karakter (antagonist) alan kazanmaya çalışır. Gerilim yükselir. Fakat bazı hikâyelerde sonuç en baştan bellidir.
Edebiyat akışını hayatın kendi tecrübesinden alır. O yüzden doktor, mühendis, ekonomist, savcı, asker fark etmeksizin tedrisatın ayrılmaz parçasıdır. Bir doktor için salgında tecrübe edindiğimiz üzere yeniden güç kazanan virüs. Bir mühendis için Thomas Edison’a elektriği 99 kere yeniden keşfettiren inatçı mekanizmalar. Bir ekonomist için de yapışkan fiyatlar.
Gizli tehlike: Tarladan değil, soğuk zincirden gelen baskı
Ocak ayından beri 4 Mayıs “Star Wars” günü açıklanacak Nisan ayı enflasyonunun yıl geneli açısından belirleyici özellik taşıyacağını değerlendiriyorduk. Gerçekten de TÜİK verileri, dez-enflasyonun düz bir çizgi değil, arz şoklarıyla sınanan katmanlı bir süreç olduğunu gösterdi.
İlk bakışta COICOP 1.1.7 yaş sebze grubundaki yıllık %63,3’lük artış sert görünüyor. Ancak bozulma genele yayılmış değil. Gıda enflasyonundaki baskı büyük ölçüde üç üründe yoğunlaşıyor: domates, salatalık ve biber. Özellikle sera ve yüksek sirkülasyon zincirine bağlı COICOP 1.1.7.2 başlığında yer alan bu ürünlerde fiyat hareketi %135 ile astronomik.
Protein kaynakları ise et hariç kontrol altında. Süt ve yumurtada yıllık artış %20,7 düzeyinde. Et fiyatları kırmızı ete bağlı %39, sıvı yağlar %34 artmış durumda. Daha önemlisi, yaş grupta söz konusu üç salata sebzesi dışlandığında tablo mevsim deseniyle uyumlu belirgin şekilde sakinliyor. Baklagillerde yıllık artış %29. Soğan, sarımsak, havuç, mantar ve zeytini içeren COICOP 1.1.7.4 alt grupta artış yalnızca %6,3. Yumru sebzelerde aylık bazda %3,6 gerileme var. Meyve grubunda (COICOP 1.1.6) yıllık artış ise %13 düzeyine kadar yavaşladı.
Seracılık ve soğuk zincire bağlı yüksek sirkülasyon ürünlerde Hürmüz’ün geçici etkisi görülüyor. Enflasyonist dinamiğin tarladan kaynaklanmadığı, lojistik bazlı gerçekleştiği anlaşılıyor. Hürmüz kaynaklı geçici etkinin bizim ayrıştırmamıza göre yaklaşık 6,3 puan ek baskı oluşturduğu anlaşılıyor. Etkiyi dışlayan senaryoda COICOP 1.1 gıda enflasyonu %34,9 yerine %28,6 düzeyinde şekillenebilirdi. Bu dinamik değiştiği anda işlenmemiş gıda fiyatlarında negatif değerler belirebilir!
Klonların saldırısı: FAO da aynı hikâyeyi anlatıyor
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) de Cuma günü Nisan ayı fiyat endeksini açıkladı. Küresel dinamikler yurt içi tabloyu doğruluyor. Et fiyatları kırmızı ete bağlı tarihi zirvede. Yağ fiyatlarında son bir yıllık artış güçlü seyrediyor. Süt piyasası ise toparlanan arz görünümüne bağlı daha dengeli; bazı alt kalemlerde fiyatlar düşüyor.
Israrla dikkat çektiğimiz üzere FAO, uluslararası ticarete konu standardize fiyatları ölçüyor. Yerel tüketime tabi yaş sebze meyve FAO’nun ilgi alanına girmiyor. Bu nedenle yurt içi ÜFE-TÜFE dinamiği ile FAO arasında oluşan makasta yerel yaş sebze, enerji ve lojistik katmanları belirleyici rol oynuyor. Nitekim FAO endeksi son üç ayda yalnızca sınırlı yükseldi ve yıllık artış %2 düzeyinde kaldı. Dahası artış ivmesi Nisan ayında belirgin şekilde yavaşladı.
Buna karşın ambalajlı ve işlenmiş gıda grubunda daha yapışkan bir görünüm var. İşlenmemiş gıda enflasyonu Şubat ayındaki %41 düzeyinden %37’ye gerilerken işlenmiş gıda enflasyonu %31,5’ten %33,7’ye yükseldi. Burada baskı tarımdan çok nafta, plastik, ambalaj ve metal (alüminyum) katmanından geliyor. Başka bir ifadeyle işlenmiş gıda kalemleri hizmet enflasyonunun sinsi karakteristiğini taşıyor: ağır ama yapışkan.
Son Jedi: Panik değil, desen okuması
Tarım sektöründe globalin lider bazı oyuncuları Mayıs sonu itibariye Hürmüz Boğazı’nın kademeli açılacağını ve Çin’in yaz sonuna doğru gübre kısıtlarını gevşeteceği temel senaryosu ile hareket ediyorlar. Gerçekten de sülfür yüklü gemiler boğazdan geçmeye başladılar. Bu denklemde döngüsel gıda ürünlerinde fiyatlar daha hızlı tepki verebilir.
Dez-enflasyon sürecinde Goldman Sachs, uluslararası Türkiye gözlemcileri arasında serin kanlılığı ile ayrışıyor. Goldman, faiz indirim sürecini diğer oyunculara nazaran daha tutarlı öngörmüştü. Enflasyondaki genel eğilime panik tepkiler vermiyor. Güncel beklentileri de %26 düzeyinde. Eğer yaz aylarında gıda fiyatları mevsimsel örüntüye kısmen sadık kalabilirse daha olumlu bir enflasyon dinamiği mümkün. Faiz indirim beklentisinin zemini burada. Aslında Goldman oldukça muhafazakâr bir enflasyon beklentisine sahip. Yalnızca piyasadaki karamsarlık Goldman’ın gerçekçiliğini iyimser gösteriyor.

Sonuç: Işın kılıcı rasgele sallanmaz
Piyasalar bazen enflasyonu bir veri gibi okur. Oysa enflasyon çoğu zaman bir karakterdir. Geri çekilir, sessizleşir, hatta bir süre görünmez hâle gelir. Fakat uygun koşullar oluştuğunda yeniden sahneye çıkar. Nisan verileri bize tarla kaynaklı kalıcı bir bozulmadan çok enerji, lojistik ve işlenmiş ürün katmanlarında yoğunlaşan kısmen geçici kısmen sinsi bir baskıyı işaret ediyor.
Çünkü enflasyon yalnızca merkez bankalarının, yatırım bankalarının ya da ekonomistlerin teknik bir tartışması değildir. Bazen bir emeklinin akşam pazarında fileyi yarım doldurmasıdır. Bazen bir öğrencinin kantinde bir ürünü rafa geri bırakmasıdır. Bazen de bir ailenin çocuklarına eti ay sonunda hesaplayarak yedirmesidir. Star Wars evreninde olduğu gibi ekonomik döngülerde de karanlık taraf hiçbir zaman tamamen kaybolmaz. Ancak unutmamak gerekir ki makroekonomik tablodaki ışın kılıcı düellosu sürerken sokağın gerçeği çoğu zaman ‘Güç seninle olsun’ temennisinden değil, akşam pazarının sonundaki o etiket savaşından şekillenir.