"İnanan için açıklama gerekmez, inanmayana ne kadar açıklasan yetmez…"

Emre ALKİN
Emre ALKİN PAYLAŞMASAK OLMAZDI emre.alkin@dunya.com

Böyle demiş Thomas D'acquinas. Sadece din adamı değil, aynı zamanda filozof da olduğu için çıplak gözle görüleni bile reddedenler için söylemiş bu sözü. Faiz meselesi de bu hale geldi desem yanlış olmaz. Gerçeği bilip reddedenlere yardımcı olamam ama bakıp da tam anlamayan varsa, amadeyiz.

Sürekli olarak "üretmekten" bahseden ama fabrikasyon faaliyetinin tek başına bir işe yaramadığını tam olarak anlamayan kesimin faiz ile ilgili eksik bilgilerini tamamlamaları için faydalı bir akıl yürütme yapacağım. Ancak isminden belli, bu akıl yürütmesi akıl tutulmasına uğramış olanlar için faydalı olmaz. 

"Üretim de üretim" diyenler için hatırlatayım, Üretim Faktörleri şöyle sıralanıyor: Emek, toprak ya da doğal kaynaklar, sermaye, girişimci. Tabii ki bunlara ödenen paralar var. 

- Emeğin karşılığında ücret ödeniyor. Hemen soruyorum, emekçileri bir yıldan diğer yıla mağdur etmemek için ücretler neye göre artırılıyor. Faize göre mi? Elbette hayır. Enflasyona göre.

- Toprak ve doğal kaynaklara da başta rant olmak üzere ödeme yapılıyor. Peki,bunlar neye göre belirleniyor ya da uzlaşılıyor? Faize göre mi? Tabii ki enflasyona göre. 

- Sermayenin fiyatını ise doğrudan söyleyeyim: Faiz. Peki, fon arz edenler ellerindeki parayı, akılcı şekilde fon talep edenlere hangi maliyetlerle verebilirler?  Elbette en az enflasyon kadar. Hatta üzerine risk primi koyabilirler. 

- Girişimcinin eline geçen ise tabii kar oluyor. Peki girişimcinin karını en çok etkileyen faktör yukarıdaki bilgilendirme ışığında yükselen fiyatlar mı yoksa yükselen faiz mi? Cevap belli.

"Safsataya inanan her şeye inanır..."

Ücretler, kiralar, hammadde ve diğer girdiler, enerji, dolaylı ve doğrudan vergiler ortada dururken faizden bahsetmenin sadece iki sebebi olabilir. Birincisi safsata üreterek enflasyonla mücadeleden kaçmak, ikincisi ise Türkiye'nin müflis olduğunu düşünmek. 

Bunların her ikisi de yanlış yaklaşımlardır. Basiretsizlik sebebiyle cirosundan ya da gelirinden fazla borçlanmış kurum ve insanların sayılamayacak kadar çok olduğunu biliyorum. Ancak bu durum "Türkiye iflas etti" anlamına gelmez. 

Ancak kamunun doymak bilmez harcama iştahı sebebiyle sürekli vergilerin yükseltilmesi, fiyat mekanizmasının başı boş bırakılması, piyasaları bozarak menfaat elde edenlerin ayıklanmaması ve birçok çarpıklığa göz yumulması, faizlerden kat ve kat daha fazla zarar veriyor ekonomiye ve insanlara. 

Dolayısıyla "faiz enflasyon yaratır" diyerek körlemesine bir yanlışa destek vermek en hafif ifadeyle hükümetin üzerine düşen görevi yapmaktan kaçınmasına kılıf hazırlamaktan başka bir anlama gelmez. Elbette buna kananlar ve inananlar oluyor. Yapacak bir şey yok. 

Faiz sıfıra düşse bile işlerin düzelmeyeceğini kısaca anlatmış oldum. 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
"Daha yolumuz uzun..." 12 Mayıs 2021