İnşaat ve tarım büyümesinde çarpıcı gelişmeler
Geçen hafta üzerinde durulmaya değer iki veri açıklandı. Kasım enflasyonu ve üçüncü çeyrek (temmuz-ağustos-eylül) ekonomik büyüme rakamları. Bu yazıda büyümeyi değerlendirmek istiyorum ama kısaca enflasyonda (TÜFE) ortaya çıkan ilginç gelişmeyi de paylaşayım. TÜFE uzun süredir ilk kez çok düşük geldi: Yüzde 0,83. Bu düşük seviye ortalamanın sürekli üzerinde artarak enflasyonu yüksek tutan gıda fiyatlarının yüzde 0,7 oranında azalması ile gerçekleşti. Ancak mevsim etkilerinden arındırılmış gıda enflasyonunun eksi yüzde 0,26, TÜFE’nin de yüzde 1,5 olduğunu belirteyim. Üçüncü çeyrekte Türkiye ekonomisi yıllık yüzde 3,7 oranında büyüdü. Bunda bir sürpriz yok. Önceki çeyrekte büyüme yüzde 4,9’du. Bu yıl için büyüme tahminleri de yüzde 3-4 arasında. Reel faizlerin pozitif olduğu kredi kısıtlamalarının da devrede olduğu koşullarda bu büyüme fena sayılmaz. Büyüme değerlendirmesi genelde harcamalar tarafından yapılır ama bugün büyümeyi sektörler tarafından özellikle de inşaat ve tarım sektörleri tarafından ele almak istiyorum çünkü bu iki sektörde büyüme daha doğrusu katma değerde değişim son derece çarpıcı. İnşaat ile başlayalım.
İnşaatta yeni zirve
İnşaat sektörü ki çok büyük kısmı konuttan oluşuyor 2023’ten itibaren toparlanmaya başlamış büyüme oranı da giderek yükselmişti. Bu yılın ilk çeyreğinde yıllık büyüme yüzde 8,5 ikinci çeyrekte yüzde 11,1 olarak gerçekleşmişti. Üçüncü çeyrekte ise büyüme hızını alamayıp yüzde 13,9’a yükseldi. Yıllık istihdam da bir yılda yüzde 6 artmış. Çok yüksek Yüzde 13,9’luk katma değer artışı ile tutarlı sayılır.
Konut kesiminde bu kadar hızlı büyüme doğal olarak geçmişte yaşanan büyük kriz yine tekerrür eder mi diye akla tatsız bir soru takılıyor. 2017 üçüncü çeyrekte inşaat endeksi 255,2 ile zirve yapmış ardından 2022 üçüncü çeyrekte 191,7’ye kadar gerilemişti. Yüzde 13,9’luk artışla birlikte endeks ikinci çeyrekte ulaştığı 228,1’den 259,8’e yükseldi. Bu yeni bir zirve ve büyük olasılıkla inşaat sektörü bir süre yüksek hızla büyümeye devam edecek. Yüzde 3,7’lik büyüme ye katkısı da 0,83 puan oldu. Ayrıca inşaat sanayiden çok çeşitli girdi kullanan bir sektör. Kısacası, önümüzdeki dönemde de büyümeye dikkate değer katkı yapmaya devam edecek. Öte yandan bu yüksek büyüme konutta 2017’de olduğu gibi krize neden olan bir arz fazlası yaratır mı diye sorulabilir. Günümüzde bu olası görünmüyor çünkü üretilen konutların önemli bir bölümünün 2023 depreminin yıkımını telafisinden ve depreme dayanıksız konutların yenilenmesinden oluştuğunu tahmin ediyorum. Yani çoğunlukla hazır bir talep için konut üretiliyor. Ayrıca inşaat sektörünün GSYH içindeki payı ancak yüzde 6’ya ulaşmış durumda. Bu normal bir pay. Oysa 2017 üçüncü çeyrekte inşaatın payı yüzde 8,7 ile rekor kırmış, yıllık büyüme de yüzde 19,5 ile dudak uçuklatacak bir düzeye sıçramıştı.
Tarımda şaşırtıcı küçülme
İnşaat doludizgin giderken tarımda küçük çapta bir felaket yaşanmış gibi duruyor. Üçüncü çeyrekte tarım yüzde 12,7 oranında küçülmüş. Bu çok sert bir küçülme. Türkiye’de tarım üretiminin önemli bir bölümü hala iklim koşullarından etkileniyor. Olumsuz hava koşulları bazı yıllarda üretimin toplam değerinde azalmaya neden olabiliyor. Geçmişte buna yakın bir küçülme olmuş mu diye TÜİK’in 1995’e kadar geriye giden üçüncü çeyreklerde tarımda yıllık büyüme oranlarına baktım. 30 yılda 7 kez küçülme olmuş. En yüksek küçülme oranları 2001’de yüzde 8,6 2007’de yüzde 7,2. 2001’de büyük ekonomik kriz tarımı da olumsuz etkilemiş olabilir. 2007’de ne olduğunu bilmiyorum. Sonuçta geçmişte yüzde 12,7’ye yaklaşan bir küçülme yok. Küçülme üçüncü çeyrekle de sınırlı değil. Bu yıl tarım ilk çeyrekte yüzde 0,7 ikinci çeyrekte yüzde 5,5 küçülmüş.
Tarım üretiminin mevsimsel olarak en yüksek düzeyine ulaştığı temmuz-ağustos-eylül döneminde daha önce görülmemiş bir küçülme yaşanması iklim koşulları ile ne kadar açıklanabilir bilmiyorum. Kendi adıma konuşayım medyada tarımın geniş bir kısmını etkileyen büyük bir kuraklıktan söz edildiğini duymadım. Reel hacmi belirlemek için kullanılan fiyat deflatörü sorunlu değilse geriye tek bir açıklama kalıyor: Tarımda bazı ürünlerde ekim yapılan tarla ve meyve bahçeleri sayısı azalıyor çünkü çiftçi bu ürünlerde fiyatların kurtarmadığı kanaatinde. Bu arada COVID sonrası 2022- 2025 döneminde tarımda yüzde 3,2 ile uzak ara en yüksek istihdam kaybının bu yılın üçüncü çeyreğinde görüldüğünü de not etmiş olayım.