İnsanı tek açıdan değerlendirmek zordur

Dr. Uğur TANDOĞAN
Dr. Uğur TANDOĞAN NOT DEFTERİ tandogan2007@gmail.com

Robert diye biri

“İnsanın hayatında bazı olaylar vardır ki, kişiliğini ve inançlarını etkiler. Benim hayatımda böyle üç olay vardır” diyor Robert biyografisinde. Bunlardan birisi “Büyük Buhran” imiş. Liseden mezun olduğu 1933 yılında erkekler arasında işsizlik oranı %25 imiş. Öylesine ki, babasının bir arkadaşı ailesine bakamadığı için intihar etmiş. Bir arkadaşı, zengin bir ailenin kızı imiş; komünist partisine katılmış. Ülkede şiddetli grevler yaygınmış. Batı kıyısında 1934-1936 yıllarında grevler sırasında deniz kenarındaki binaların çatılarına limanda kavga çıkmasını önlemek için makineli tüfekler yerleştirilmiş. Grev kırıcısı bir denizcinin dizlerinin kırılmasına tanık olmuş genç gözleri. Yaz tatilinde okulun gelecek dönemine para kazanmak için bir yük gemisinde aylığı 25 dolara iş bulmuş. Gemideki koşullar bir felaketmiş. Tayfaların kaldığı yerde su akmıyormuş. Yatakhane tahta kurusu kaynıyormuş. Robert, “Bir sabah uyandığımda bacağımda 19 tane ısırık saydım” diyor. Yemekler de berbatmış. Yolculuk sırasında 5,5 kilo zayıflamış. Bu yaşadıkları ona işçilerin örgütlenmesinin önemini öğretmiş.

Robert, yaşamını etkileyen ikinci olay olarak üniversiteye, University of California, Berkeley’e, girmesini belirtiyor. Berkeley, bir devlet üniversitesi. Okulun finansal desteği, çoğunluğu çiftçi olan muhafazakar kesimin temsilcilerinin kararına bağlı imiş. Ama okulun yöneticileri (President Robert Gordon Sproul, ve Provost Monroe Deutsch) sağlam kişilikli kişilermiş. Okuldaki liberal ve entelektüel özgürlük atmosferini korumuşlar. Robert, “Dört yıl boyunca Berkeley’de adalet, özgürlük, haklar ve yükümlükler dengesi kavramlarıyla haşır neşir oldum” diyor.

Robert’ın yaşamını güzel etkileyen üçüncü olay olarak da okulun ilk haftasında tanıştığı akıllı, çekici ve hayat dolu bir kızdan; Margaret’ten söz ediyor. Onunla evlenmiş. Onun etkisini şöyle tanımlıyor. “Margaret yaşamıma güç, denge ve neşe kattı. Ben, onsuz tükenmiştim”

Ülkede yaşanmış olan Büyük Buhran’ın etkisi ile Robert üniversitede ekonomi okumuş. Onun yanında matematik ve felsefede de yan dal öğrenimi yapmış. Sonra Harvard’tan MBA derecesi almış. Bir danışmanlık şirketinde işe girmiş ve bir yıl çalışmış. Profesörünün çağrısına uymuş ve Harvard Business School’da asistan profesör olarak işe başlamış; muhasebe dersleri vermiş. Karısı ile geldiği Cambridge’te tek odalı bir evde oturmuş. “Bulaşıklarımızı banyo küvetinde yıkardık” diyor.

Robert, İkinci Dünya Savaşı’nda A.B.D. Hava Kuvvetleri’ne yüzbaşı olarak katılmış. İstatistiksel Kontrol Bölümü’nde (Office of Statistical Control) bombardıman uçaklarının verimliliği ve etkinliğinin analizi konusunda çalışmış. Buradaki katkılarından dolayı A.B.D ordusu şeref nişanı (Legion of Merit) almış ve ordudan yarbay rütbesi terhis olmuş

Hava Kuvvetleri’nde İstatistiksel Kontrol Bölümü’ndeki komutanı, savaş sonunda ordudan ayrılmış ve Robert’a iş teklif etmiş. Savaşta bu bölümde birlikte çalışmış 10 kişiden oluşmuş şirket, ilk işini Ford’tan almış. Otomobil dünyasının devi Ford o dönem zararda imiş. Ordudan gelmiş bu gençler o sırada zararda olan Ford Şirketi’nde işe hızlı başlamışlar. Mevcut karmaşık idareyi planlama, organize etme ve kontrol fonksiyonu sistemleri ile rayına oturtmak üzere işe girişmişler. Ford çalışanları sürekli sorular soran bu gençlere “Test Çocukları”(Quiz Kids) ismini takmışlar. Bu Test Çocukları, kendilerini“Becerikli Çocuklar” (Whiz Kids) diye adlandırmışlar. Bu becerikli çocuklar Ford’ta çok iyi işler çıkarmışlar.

Robert, Ford’ta kadroya dahil olmuş; “Planlama ve Finans Yöneticisi” olarak işe başlamış. Birçok yönetici kademelerine hızla tırmanmış. Sonunda 1960 yılında Ford Ailesi’nden olmayan ilk başkan (President) olarak firmanın başına geçmiş. Çalıştığı süre boyunca Ford firmasına veriye ve bilimsel analizlere dayalı “Bilimsel Yönetim” (Scientific Management) anlayışını getirmiş ve uygulamış.

Robert’ın yalnız Ford’a değil, insanlığa en büyük armağanı ise arabaların emniyet kemeridir. Kemeri önce uçaklarda görmüş ve kendi kendine sormuş “Neden otomobillerde kullanmıyoruz?” Bir istatistik vurgunu olan Robert, 1950’li yıllardaki otomobil kazalarının verilerini incelemiş. Yaşanan ölüm ve hayati yaralanmalarının nedeninin kaza anında arabadan fırlama, direksiyon, ön cam ve ön panele çarpmakta olduğunu görmüş. Emniyet kemerlerinin geliştirilmesini ve otomobillere konulması emrini vermiş. Ancak birçok yönden gelen dirençle karşılaşmış. Kemer takmanın “Ben kötü bir sürücüyüm” demenin daniskası olduğunu söyleyenler çıkmış. Amerikan Hükümeti emniyet kemerini “Ford’un extra para kazanmak için yarattığı bir fazlalık” olarak görmüş. Hatta bazı uzmanlar “Emniyet kemerinin yaratacağı zararın, faydasından fazla olduğu” savını savunmuş. Ama Robert, bütün bunlara göğüs gererek emniyet kemeri projesini uygulamaya koymuş.

Yorum

Yukarıda sözünü ettiğim Robert, Robert McNamara’dır. Başkan John F. Kennedy’nin kendisine bakanlık teklifi üzerine, Ford’un CEO’su olarak yıllık geliri 3 milyon dolar civarında iken , 25.000 dolarlık maaş ile Savunma Bakanı olmuştur. Kennedy sonrası Lyndon Johnson döneminde de bakanlığı devam etmiştir. Robert McNamara, silahlı kuvvetlerde modernizasyonu teşvik etmiş. Gereksiz veya kullanışsız silah sistemlerine bütçe ayırmayı reddederek tasarruf sağlamış. Dünya Bankası Başkanı olarak 1968-1981 yılları arasında hizmet etmiştir.

McNamara 2009 yılında öldüğünde New York Times şöyle bir başlık atmıştı: “Anlamsız bir savaşın mimarı 93 yaşında öldü” (Architect of a Futile War, Dies at 93). Vietnam Savaşı’nı tırmandıranlardan birisi olarak bilindiği için “savaş suçlusu” olarak da suçlandığı olur. Ben tarihçi değilim, böyle bir hüküm vermem için yeterli bilgim yok. Ama Robert McNamara’da benim ilgimi çeken taraf “Bilimsel Yönetim” ilkelerinin ilk uygulayıcılarından olmasıdır. Bir de emniyet kemeri meselesi. İnsanı tek açıdan değerlendirmek doğru değildir.

Bir Amerikalı yazar Robert McNamara için şöyle demiş “Robert McNamara aldığı canlardan çok can kurtardı”. Bu kurtardığı canlar arasında bizim canımız da var. Bundan üç yıl önce bir mart sabahı eşimle bir kaza geçirdik. Gaz pedalındaki bir sorundan dolayı otomobilimizle evimizin garajından bahçeye, 7-8 metreden uçtuk. Emniyet kemeri canımızı kurtardı.

Robert McNamara’yı seversiniz, sevmezsiniz; bilemem. Ama arabaya bindiğinizde emniyet kemerinizi takmadan gaza basmayınız.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
İş zanaatkârlığı 07 Haziran 2022
Ülkelerin mutluluğu 10 Mayıs 2022