10 °C
Faruk ŞÜYÜN
Faruk ŞÜYÜN ODAK kitap@dunya.com

İnsanlar unutulup gitmemeli

Bir konuyu araştırırken Orhan Şaik Gökyay’ın eserlerine göz atıyordum ki, 1994 yılında kaybettiğimizi gördüm. 26 yıl geçmiş. Çalışmam için kitaplarına başvurmam gerekmese ben de hatırlamayacağım. Yaşım ancak elverdiği için geç tanıdığım, erken kaybettiğim o kadar edebiyatçı, sanatçı dostum var ki… Neyse ki onların çoğu onca eser bıraktı, kimi zaman onlara dönüp bakmamız gerekiyor.

Bu köşede aramızdan ayrılanları da anmaya çalışıyorum. Aynı tarihlerde kaybettiğimiz bir diğer isim de Burhan Arpad… Bu hafta, ikisinden de sevgiyle söz etmek istiyorum…
Eserlerinin ötesinde bir dost olarak da benim için önemliydi Orhan Şaik Hoca.
Evet, benden çok yaşlıydı, ama Çorlulu Medresesi’ne birlikte giderdik. 81 yaşında tekrar eğitim hayatına dönmüş, Marmara Üniversitesi'nde ders veriyordu. Cağaloğlu yokuşunu çıkarken Narlıbahçe Sokak’taki DÜNYA Gazetesi binasında bulunun Gösteri Dergisi’ne uğrar, beni de alırdı. Birlikte tırmanırdık Beyazıt’a doğru.

Çorlulu içindeki kahvehanede saatlerce sohbet ederken zamanın nasıl geçtiğini fark etmezdim. Kar kış demeyip üzerinde bir ceketle sokağa çıkan, her zaman dinç ve hayat dolu gördüğüm bu yaşlı dost “Nasılsınız?” diye sorduğumda hep aynı yanıtı verirdi:

“İyiyim, daima iyiyim!”

Hiç hasta olmaz mıydı? Elbette olurdu, ama bir ilkesi vardı: Her zaman iyiyim, diyecek; iyi olacaktı… Belki de bugün en soğuk havada bile bir yelekle sokaklara çıkma cesaretini ondan almıştım, kim bilir?

Sohbetlerimizden öğrendiklerim, edebiyattan nargile âdâbına belleğimin silinmekten korunması için üzerindeki çıntığı kırılmış bölümüne (o zamanlar kayıt yaptığımız kasetlere yanlışlıkla silinmemesi için öyle yapardık) kaydedildi. Özümsendi, düşüncelerimin, değerlendirmelerimin birer parçası oldu.

Orhan Şaik Gökyay, bu yaşlı dost, unutulmayacak sohbetlerin arkadaşı; sözlüklerde bir maddenin ötesine çoktan geçmiş bu isim, yüreğimin köşesinde yerleştiği yere, 92 yaşında onu bir daha göremeyecek olmanın hüznünü de ekleyecekti. Cemal Süreya’nın dediği gibi yaşlar önemli değildi “her ölüm, erken ölüm”dü.

Çevirmen, gazeteci- yazar, İstanbul tutkunu Burhan Arpad’ı, Türkiye Yazarlar Sendikası için “Ustalara Saygı” gecelerini gerçekleştirirken tanımıştım. (Ustalara Saygı daha sonraki yıllarda 13 sezon boyunca Beşiktaş Belediyesi için 160 ismi ve yakınlarını ağırlayarak devam edecekti. Önümüzdeki günlerde, “Doruktakiler” başlığıyla benzer formatta bir çalışma başlayacağım).
Yazılarından, çevirilerinden bildiğim Burhan Arpad, bende titiz bir insan izlenimi yaratmıştı. Bir Alman disiplini içerisinde gibiydi. Çok dikkatliydi ve bazı şeylerin mükemmel olmayacağına dair kuşkuları vardı, bunu da saklamıyordu. On beş günlük bir hazırlık dönemimiz oldu. Bu süre içinde sık sık telefonla ya da yüzyüze görüştük ve neyse ki Burhan Arpad’a Saygı gecesinden alnımın akıyla, onu üzmeden çıkmayı başardım.

Yıllar, yıllar geçti…

Bayramoğlu’ndaki Basın İlan Kurumu’nun tatil köyünde yeniden karşılaştık. Hastaydı… Sabah ve akşamüzerleri yürüyüşler yapıyordu eşinin kolunda… Bu arada, selamlaşıyor, birkaç satır da olsa konuşma olanağı buluyordum.

Sonra onun da ölüm haberi geldi. 84 yaşındaydı. O yıllarda ben, yolun yarısındaydım ve her ölüm karşısında olduğu gibi düşündüm, düşündüm… Yaşanabilecek şeylerin ve zamanın kısalığının önemini bir kez daha duyumsadım… Önce yıllar kıymetliydi, sonra aylar oldu, sonra da haftalar ve günler de önemsenmeye başlandı; saatler bile çok önemli. Dakikaları, saniyeleri çok değerli yaşlı ustaları şimdi çok daha iyi anlıyorum.

Meraklısına not:

Orhan Şaik Gökyay’ın eserlerinden bazıları

Birkaç Şiir (Türkçe-İngilizce, 1976), Bu Vatan Kimin (1994); Dede Korkut (1938, Dedem Korkut’un Kitabı adıyla, 1973), Devlet Konservatuvarı Tarihçesi (1941), Kâtip Çelebi-Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri (1957), Kâtip Çelebi’den Seçmeler(1964), Kâtip Çelebi Hayatı, Kişiliği ve Eserlerinden Seçmeler (1982), Kâtip Çelebi (1986), Molla Lütfi (1987), Seçme Makaleler (3 cilt, Eski Yeni ve Ötesi, 1995; Kim Etti Sana Kârı Teklif, 1997; Güçlük Nerede?,2002); Destursuz Bağa Girenler (1982), Güçlük Nerede? (3 cilt, 2001); Bugünkü Dille Dede Korkut Masalları (1939), Kabusname (Mercimek Ahmet’ten, 1944), Bugünkü Dille Dede Korkut (1963) ve daha niceleri…

Burhan Arpad’ın eserlerinden bazıları

Gezi Günlüğü, 1966; Alnımdaki Bıçak Yarası, 1968; Hesaplaşma, 1976; Direklerarası; Yok Edilen İstanbul, 1983; Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque; Dönüş Yolu, Erich Maria Remarque; Yıldızın Parladığı anlar, Stefan Zweig; Dünün Dünyası, Stefan Zweig; Buddenbrock Ailesi, Thomas Mann; Transit, Anna Seghers; Tütün, Dimitr Dimov; İnsanlık Komedisi, William Saroyan; Kanayan İspanya, Antoine de Saint Exupéry; Ekmek Ve Şarap, İgnazio Silone; Köyün Çocuğu, E. Eschenbach; Damdaki Kemancı'dan Öyküler, Scholem Alejchem ve daha niceleri…

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap