İran

İran, M.Ö. 3000’li yılla­ra kadar uzanan saygın bir me­deniyetin kal­bi durumunda. Birçok hanedan­lığı, krallığa ev sahipliği yap­mış bir coğraf­yadan bahsedi­yoruz. Her medeniyetten bir şey almış bir coğrafya İran coğrafyası. İran’ın bugün bü­yük istihbarat açığı verdiği­ne bakmayın dönemin ilk is­tihbarat örgütü İran’da ku­rulmuş. Posta örgütü ilk defa bu coğrafyada hayat bulmuş.

İran yalnızlığı seçmiş bir devlet anlayışıyla yönetili­yor. Bu tercih kendisine ait. Bunun iki unsuru var. İlki, İslam Devrimi sonrası yö­netimin rejim ihracı politi­kasıyla İslam alemini Şiileş­tirerek kendine nüfuz alanı yaratma stratejisi. Bu misyo­ner ruh işlemedi.

Diğer unsur ise bölgede İs­rail karşıtlığını kullanarak nükleer güç olma stratejisi. Bu strateji İran halkına büyük devlet stratejisi olarak sunul­du ve bu strateji nedeniyle uluslararası dışlanmanın ya­rattığı etkiler, güçlü ve nük­leer bir İran’ın istenmemesi olarak anlatıldı.

Bugün geldiğimiz nokta bu stratejilerin İran halkında­ki karşılığının fazlasıyla za­yıfladığı yönünde. İran’da 2009’dan sonraki süreçte, bü­yük gösterilere sahne olan ve binlerce kişinin ölümüne ne­den olan protestolar yaşandı.

2009 yılında seçimlerde hile yapıldığı iddiaları son­rası orta sınıfın protestola­rı yalnızca büyük şehirlerin merkezinde görüldü.2017 ve 2019’daki büyük protestolar ise yine ekonomi kökenliy­di ve yoksul bölgelerle sınırlı kaldı. Bugün İran’da yaşanan gösterilerle karşılaştırılabi­lir en yakın protestolar 2022 yılında, Mahsa Amini’nin gö­zaltında ölümünün ardından yaşananlara benzer. 2022 yı­lından farkı ise daha büyük, daha geniş ve başladığından bu yana daha istikrarlı şekil­de büyümesi.

Ekonomik nedenler

İran ekonomisi, İran İslam Devrimi sonrası izlenen po­litikalar nedeniyle yaklaşık 50 yıldır baskı altında. Dev­rim Muhafızları Ordusu eko­nominin geniş bir bölümün­de hâkim konumda. Bu yapı, İslam Cumhuriyeti’nin ideo­lojik temellerini korumak ve gücünü ülke dışında da yan­sıtmak için ekonomiyi yö­netmeyi birinci hedef olarak belirlemiş.

1979 devrimi öncesinde 1 ABD doları yaklaşık 70 İran riyaline karşılık geliyordu. 2026’nın başı itibarıyla bu rakam 1,4 milyon riyalin üze­rine çıktı. Diğer bir ifadeyle riyal, son kırk yılda yaklaşık 20 bin kat değer kaybetmiş.

Devrim Muhafızlarının ko­rumasındaki yönetim krizin sorumluluğunun neredeyse tamamını ülkeye uygulanan kapsamlı uluslararası yaptı­rımlara yüklemeye çalışsa da protestocular aynı görüşte değil. Keza gösterilerin ilk te­tikleyicisi, Tahran’daki Ala­addin Pasajı esnafıydı. Esnaf “sattığımı yerine koyamıyo­rum” şikâyetiyle sokağa çık­tı. Bu da halka yansıyan gün­delik ekonominin kilitlendi­ğini gösteriyor.

Sosyal etkiler

Gösterilerin sosyal boyu­tunda özgürlüklerin kısıt­lanması, kamuda mollalara yakın kişilerin iş edinmesi, iktidarın yaşamın her alanı­na yönelik baskıları yatıyor. Bunlarla beraber İran ho­mojen bir yapıya sahip değil. Türkler, Farslar, Beluclar, Kürtler, Türkmenler ve az da olsa Yahudilerin gösteri­lerde bulunma nedenlerinde farklılaşmalar dikkat çekici.

Siyasi nedenler

İran’da molla yönetiminin siyasi gücü “dini lider”dir. Dini lider, silahlı kuvvetlerin Başkomutanıdır. Askerî is­tihbaratı ve güvenlik operas­yonlarını kontrol eder, savaş ve barış için tek yetkilidir. Yargının, devlet radyo ve te­levizyonunun, polis kuvvet­lerinin, silahlı kuvvetlerin baş yöneticileri ve 12 üye­li Anayasa Koruma Konse­yi’nin altı üyesi dinî lider ta­rafından atanır.

Dinî liderden sonraki en yüksek devlet otoritesi olan İran Cumhurbaşkanı dört yıllığına genel oy ile seçilir ve yetkileri dini liderin ver­diği kadardır. Dolayısıyla yö­netim iki başlı. Bunun yanın­da ılımlılar ve dinciler ara­sında sıkışmış bir yapı var. Ilımlılara müsaade yine dini lidere bağlı “Anayasa Koru­ma Konseyi” tarafından ve­riliyor. Dolayısıyla İran’da ılımlılığın oranı, konseyin ne kadar ılımlılığa müsaade edeceği kadar. Bu iki başlı­lık sistemi hantallaştırıyor ve sorunlar bu hantallığa ta­kılıyor.

Bunların yanında rejim ih­racı politikasının ve nükleer programın çökmesi İran hal­kına inandırıcılığı olan bir dış söylemin artık yapılama­yacağını da gösteriyor.

Gelinen sonuç

Devrimler tarihine bakıl­dığında halk hareketleri si­lahlı güçler tarafından des­teklenmez ise sonuç alına­madığını gösteriyor. İran ordusu dini liderin kontro­lünde ve hiçbir protestoda göstericilerle beraber olma­dı. Bu nedenle gösteriler gi­derek etkisini kaybedecek­tir.

ABD ve İsrail merkezli bir saldırının İran halkının bü­yük kesiminde karşılığı yok­tur. Ayrıca bir rejim değişik­liğinde bu ülkeler tarafından desteklenecek kişilerin (Rı­za Pehlevi gibi) İran’da bu­günden daha fazla sorunlar çıkaracağı ve ülkenin daha kanlı bir sürece evrilebilece­ği yüksek bir ihtimaldir.

ABD ve İsrail’in Hama­ney’i öldürme planı bölge­deki tüm Şii’lerde büyük et­ki yapacaktır. Keza Hamaney en büyük Ayetullah’tır. ABD ve İsrail’in bunu göze alama­yacaklarını düşünüyorum.

İran yönetiminin ABD ile nükleer konularda anlaşaca­ğını ve nükleer silahlanma­dan vazgeçerek tesislerini kontrole açacağını düşünü­yorum. Keza Rusya ve Çin’in yaşadığımız olaylara yaklaşı­mı İran için güven vermiyor. Ayrıca İran’ın bu küresel ab­lukadan başka türlü kurtul­ma şansı bulunmuyor. Kur­tulamazsanız ekonomiyi dü­zeltemezsiniz.

İran, yukarıda belirtti­ğim konularda adım atmaz ise önümüzdeki dönemde protestoların kısa aralıklar­la tekrarlanacak ve yoğun­laşarak devam edecektir. Bu durumun gerçekleşmesi protestoların yönetimi de­virecek bir homojenliğe ula­şabileceğini içerisinde ba­rındıracaktır ki bu rejimin düşmesi anlamı taşır.

Son bir hatırlatma… Böl­gede İran’ın güçlü bir Türki­ye’ye, Türkiye’nin de güçlü bir İran’a ihtiyacı var.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 12.792,81 0,00 %
Dolar 44,0821 0,03 %
Euro 50,8131 -0,76 %
Euro/Dolar 1,1514 -0,79 %
Altın (GR) 7.228,58 -1,00 %
Altın (ONS) 5.086,31 -1,30 %
Brent 112,75 24,17 %