İş dünyası, ‘kur fırtınasında’ nasıl bir sınav verdi?

Sadi Özdemir
Sadi Özdemir EKONOMİDE SAĞDUYU sadi.ozdemir@dunya.com

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle’nin, Türk Lirası çok hızlı değer kaybederken medyaya yansıyan sözleri şöyleydi: “Bir puanlık faiz indirimi karşısında Türk Lirası’nın bu kadar değer kaybetmesini de anlamakta zorluk yaşıyoruz.” Muhalif medya bu sözleri ‘müstehzi ifadelerle’ haberleştirdi. “Dolar yükseldikçe ihracatın artacağını bilen TİM Başkanı, faiz düşünce doların yükseleceğini bilemedi” ya da “Bir güler misin ağlar mısın haberi” gibi başlıklarla Başkan Gülle, ‘doların yükselmesine anlam verememesine anlam veremeyenlerin’ hedefi oldu. Tabii ki kendisine karşı bu alaycı yaklaşımın temelinde Gülle’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın bir iş insanı oluşunun etkisi büyüktü.                 

Sonuçta, kim ne derse desin, 18 liraya kadar yükselen doların ‘TL mevduatına kur garantisi verilmesiyle 12 liranın altına çekilmesi’ Başkan Gülle’yi haklı çıkarmış gibi görünüyor. Aynı günlerde, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan ise sanayiciler adına kaygılı ifadelerle konuştu. Bazı çevreler “Sonunda sanayici de isyan etti. İSO Başkanı AK Parti ve Erdoğan’a karşı sert çıktı, mücadele başlattı” diyerek çok sevindi. Ancak Bahçıvan’ın konuşmasını iyi dinleyenler asıl amacının sadece muhalefet yapmak olmadığını, 2002’den beri (AK Parti iktidarında) sağlanan ekonomik kazanımların kaybedilmesi ve finansal istikrardan yoksun (Faiz, enflasyon ve kur artışlarının yıllık yüzde 100’lere yakın seyrettiği) 1990’lara dönülmesi kaygısıyla böyle bir konuşma yaptığını anlayabiliyordu. İSO Başkanı Bahçıvan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Kur garantili TL mevduatı’ uygulamasını açıklamasından sonra müzmin muhalifleri hayal kırıklığına uğratan pozitif bir açıklama da yaparak amacının ‘finansal istikrarın sanayi için önemini her daim ortaya koymak’ olduğunu netleştirdi. Bence, her iki başkanın da piyasaların hipertansiyon yaşadığı günlerde söyledikleri doğruydu. Biri, Türkiye ekonomisine güveninden dolayı kurlardaki aşırı bozulmanın anlamsızlığını ifade ederken, diğeri ‘kazanımların ve istikrarın’ devamı için cesaretle fikrini söyledi.              

Mevduata kur garantisi enflasyonu çok mu artırır

Bu arada ‘faiz enflasyon’ tartışmasında ‘enflasyonu faiz azdırmaz, faizi enflasyonun altına indirirsen atak yapacak kurlar (dolar) azdırır’ diye sesini çok yükseltenler, şimdi de ‘TL mevduatına kur garantisi enflasyona yol açar’ diyor. Bence sakinleşmiş kurun enflasyona etkisi minimum seviyeye iner. Bizim enflasyonu ‘en çok yükseltenler listesi’ yapsak herkes listenin başına ‘kurlardaki aşırı yükselişi’ koyar. Çünkü bu, her atakta kanıtlanmış acı bir gerçektir. Dolayısıyla ‘mevduata kur garantisinin enflasyona etkisi teorisi’ her açıdan zayıf ve zorlama kalıyor. En azından listenin sonunda yer bulabilir. Şu sıralar enflasyonda kur ya da faiz dışında asıl büyük etken ise ‘küresel yüksek enflasyonun bizimkine güçlü katkısı’ olsa gerek. O konuda yapılabilecekler ise maalesef sınırlı.

Balıkçılar kralı gençleri ‘dümene’ alıştırıyor

Türkiye’nin en çok deniz ürünü (balık ağırlıklı) ihracatçısı unvanını yıllardır kimseye kaptırmayan Sagun Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tuncay Sagun, çocukları Oğulcan ile Nazlıcan’ın yetki ve sorumluluklarını hem şirketlerinde hem de sektör örgütlerinde artırıyor. Tuncay Sagun, dedesi Hüseyin Sagun’un 1950’li yıllarda Samsun’da eski takalarla başladığı balıkçılıkta, babası Kemal Sagun’dan üçüncü kuşak olarak devraldığı şirketi, onlarca gemisiyle açık denizlerde avlanan, yurt dışında yatırımları olan, 1000’e yakın istihdama sahip dev bir sanayi ve ihracat grubuna dönüştürmeyi başardı. Sagun Group, Avrupa, Orta Doğu ülkeleri ve Japonya’dan ABD’ye kadar 35 ülkeye balık, mantar, deniz salyangozu, karides, yengeç ve kurbağa gibi ürünler ihraç ediyor. Uzun yıllar başkanlık yaptığı İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB) Başkan Yardımcılığı görevini de halen sürdüren Tuncay Sagun şöyle konuşuyor: “Gençlerin hem ticaret hayatında hem iş dünyası örgütlerinde öne çıkması lazım. Ben de iş hayatında ve sektör için önemli kurumlarda oğlumu ve kızımı destekliyorum. Oğulcan, İSHİB’de yönetim kurulu üyesi oldu, İTO ve DEİK’te de görevleri var. Nazlıcan da Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nde yönetim kurulu üyesi. Ben buralardaki görevlerimden artık çekiliyorum. Şirketlerimizde de onların yetki ve sorumluluklarını artırıyorum. Çocuklarıma verdiğim en önemli öğüt ise ‘mütevazı’ olmaları. Çünkü mütevazı insan daha başarılı olur. Ancak, boş başak dik durur, dolu başağın ise başı eğik olur. Onlara, ‘siz dolu başak olmaya bakın’ diyorum. Ben onlara bir kapı açıyorum, içeri girdikten sonra ilerlemek kendi gayretlerine ve yeteneklerine bağlı.”

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar