İş dünyasının önemli keşfi

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Aydın ÖNCEL

Ekonomist

Ekonomimiz büyüyor… Hem de ne büyüme, öyle böyle değil! Evet, Türkiye ekonomisi 2021 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 21,7 oranında büyüdü… Peki, neye göre, nasıl bir büyüme bu?

2020 yılının ikinci çeyreğinde, başta salgın nedeniyle önemli oranda daralan ekonomi, kredi genişlemesi, normalleşme ve baz etkisiyle 2021 yılının aynı döneminde ciddi bir büyüme gösterdi. Bu çeyrekte oranın yüksek olmasının nedeninin, bir önceki yılın aynı döneminde normalin altında büyüme gerçekleşmesinden başka bir şey olmadığı anlaşılıyor. O halde büyümeyle ilgili konuşmamız gereken oranlar değil, üretimin temel öğesi olan emeğe ne şekilde ve ne kadar yansıdığı olmalıdır…

Büyüme ve kalkınma

Birçok görüşe göre “büyüme” ve “kalkınma” aynı şeylerdir. Ancak kalkınmayı, büyüme oranlarıyla açıklamaya kalkmak çok yanıltıcı bir yaklaşım biçimidir. Kalkınma; ekonomik büyümenin dışında sosyal ve kültürel değerleri, emeğin verimliliğini ve ona biçilen değeri de kapsayan bir kavramdır. Dolayısıyla büyüme gibi sadece ekonomiyi ifade etmekle kalmaz, aynı zamanda insanı, emeği, sosyal ve kültürel yaşamı da tanımlar…

İş dünyasının yaklaşımı

Son yıllarda, özellikle salgın döneminde ekonomi yönetimine önemli hatırlatmalarda bulunan Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) rakamlar açıklanmadan hemen önce, bu defa da Başkan Simone Kaslowski aracılığıyla, büyümenin “sürdürülebilir” ve “kapsayıcı” olması gerektiğini vurguladı.

Kaslowski, “Kısa vadeli yüksek büyümelerin değil, kalıcı büyümenin önemine dikkat çekiyoruz. Bunlar olmayınca, yatırımlar ve üretim dalgalanıyor, kalıcı istihdam yaratamıyorsunuz. Bu durum enflasyonla birleşince de vatandaş kendi cebinde o büyümeyi hissedemiyor” diyerek emeğin değerini bir kez daha tanıtlayarak, aslında büyüme yerine kalkınmayı önemsediklerini ifade etmişti...

Gerçekten de, açıklanan verilere rağmen kişi başı gelirin yükseldiğini, işsizliğin azaldığını, fiyatların ucuzladığını ya da yükselişlerin durduğunu hala savunamıyorsak, rakamların yanıltıcı olduğunu, bir şeylerin yolunda gitmediğini ve büyümenin anlamlı olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz…

İş insanları kendini sorgulamalı

Ekonomide, iç ve dış politikadaki gelişmelerden rahatsızlığını dile getiren iş insanlarının, gecikmiş olduğunu düşündüğüm tepkileri, serzenişleri bunlarla da sınırlı kalmıyor!.. Son yıllarda çalıştıracak eleman bulma konusunda da bir hayli dertliler! Oysa İK raporlarına göre, yayınlanan iş ilanlarına aranan niteliklere uygun onlarca, yüzlerce ve hatta binlerce başvuru yapılmaktadır. Kaldı ki, genç işsizliğinin bu kadar yüksek olduğu bir ekonomide, ihtiyaç duyulan iş gücünden fazla başvuru olması da şaşırtıcı değildir…

Bu durum bize yetersiz ücret, sosyal hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasından kaynaklı kalıcı istihdam yaratılamamasının farklı nedenlerinin de olabileceğini düşündürüyor. Deneyimlerimiz, kurumsal altyapıyı oluşturamamış birçok işyeri ve eğitimsiz, niteliksiz iş insanlarının varlığını işaret ediyor…

Hiç kendimizi kandırmayalım! Günümüzde çalışabilir genç nüfusun çoğunluğunu, üniversite mezunu, teknolojiyi çok iyi kullanabilen, en az bir ya da iki yabancı dil bilen, kişisel gelişimine önem veren, sosyal ve birçok farklı alanda hobileri olan nitelikli kişiler oluşturuyor. Bu kişilerin önemli bir kısmı kurumsal kültürü olmayan şirketlerde, kendilerinden daha eğitimsiz iş yeri sahipleriyle çalışmak zorunda kalıyor…

Yetersiz ücret, sosyal hak ve özgürlükler dışında iş tatmini sağlayamadıkları için ya mutsuz olarak işlerine devam ederek verimsiz oluyorlar ya da kısa bir süre sonra işi bırakıyorlar…

 Verdikleri ilanlarda çok önemli nitelikleri kolayca talep edebilen kurumsallaşmamış şirketler ve kişisel gelişimini sağlamamış iş insanları, istihdam ettikleri personele şirketlerine, iş konularına uygun eğitimi, altyapıyı maddi, manevi desteği sunmaktan ya yoksunlar ya da bunları sağlamaktan geri durmaktadır...

Bu tip kişi ve şirketlerin de artık kendi niteliklerini geliştirmeleri, emeğin önemini keşfederek, elde ettikleri değerleri daha fazla paylaşmayı öğrenmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde çalıştıracak personel bulsalar bile uyguladıkları yanlış politikalar nedeniyle bir süre sonra ürettikleri ürünleri satabilecek pazar ve tüketiciyi bulmakta oldukça zorlanacaklardır! Gerek Türkiye ekonomisinde ve gerekse şirketlerdeki büyüme ancak emekçi kesimi de kapsadığında anlam kazanarak kalkınma sağlanacak ve sürdürülebilir olacaktır!

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar