İş gelirinde üniversiteli ile eğitimsiz farkı kapanıyor
Son yıllarda sayıları hızla artan üniversiteler ve verdikleri mezun sayısındaki artışa karşılık, beyaz yakalı iş pozisyonlarının aynı hızla artmaması, iş gelirinde yüksek öğrenimliler aleyhine bir sürece yol açtı. Üniversite mezunlarının mutlak gelir avantajı hala sürmekle birlikte göreli (oransal) üstünlüğü son on yılda ciddi biçimde aşındı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) eğitim durumuna göre iş geliri verileri, son on yılda dikkat çekici bir değişime işaret ediyor. Üniversite mezunlarının ortalama iş geliri hâlâ diplomasız çalışanların üzerinde seyretse de iki grup arasında üniversite bitirmişler lehine var olan gelir makası aleyhte daralıyor.
Aylık ortalama iş geliri 35,5 bin TL
TÜİK verilerine göre 2015 yılında tüm çalışanlar ortalamasında 21.514 TL olan fert başına yıllık iş geliri yüzde 1,773,7 (17,8) katlık nominal artışla 2025’te 403.112 TL’ye çıktı. Buna göre ortalama aylık iş geliri 1.793 liradan 35.593 liraya yükseldi.
On yıllık dönemde yıllık ortalama iş geliri bir okul bitirmemiş (diploması olmayan) kesimde yüzde 1.700,6 artışla 183.900 liraya, lise altı (ilkokul, ortaokul, ilköğretim) eğitimli çalışanlarda yüzde 1.696,1 artışla 290.323 liraya ve lise ve dengi okul mezunlarında yüzde 1.623,5 artışla 376.932 liraya yükseldi. 2025 itibarıyla üniversite mezunlarında kişi başına yıllık ortalama iş geliri 566.839 liraya ulaşırken, on yıllık artış yüzde 1,528,8’le diğer kesimlere göre çok daha düşük kaldı. 2015 yılında üniversite mezunları bir okul bitirmemişlere kıyasla 3,4 kat daha yüksek iş geliri elde ederken, bu denge izleyen yıllarda aleyhte gelişti.
Bu trend pandemi döneminde daha de belirginleşti. Ortalama iş gelirinde üniversiteli/diplomasız dengesi 2022’de 2,8 kata düştü, izleyen yılda bu düzeyi korudu. Ancak son iki yılda yaşanan yükselişle bu denge 2024’te 2,9 ve 2025’te 3,1 kata çıkmakla birlikte on yıl önceki düzeyin altında kalmaya devam etti.
2015-2025 döneminde üniversite mezunlarının ortalama iş gelirinin diğer eğitim düzeylerindekilerden lise altı eğitimlilere oranı 2,2 kattan 2 katın altına, lise ve dengi okul mezunlarına oranı da 1,6 kattan 1,5 kata düştü. Ancak özellikle 2025’te bu denge üniversite mezunları lehine bir ölçüde toparlandı.
Üniversite mezunları ile diğer kesimlerin iş gelir dengesinde 2021-2023 kırılmasında görece yüksek asgari ücret artışlarının etkisi bulunuyor.
Veriler, düşük eğitimli grupların gelirlerinin özellikle bazı yıllarda asgari ücretteki yüksek oranlı nominal artışlarla hızla yükseldiğini, buna karşılık üniversite mezunlarının gelir artışının daha sınırlı kaldığını gösteriyor. Bu durum, gelir farkının mutlak olarak korunmasına rağmen oransal üstünlüğün aşınması anlamına geliyor. Ekonomistler bu tabloyu, üniversite mezunu arzındaki hızlı artışa karşın yüksek katma değerli işlerin aynı ölçüde çoğalmamasıyla açıklıyor.
Eğitim seviyesi yükselirken, diplomanın ücret üzerindeki ayırt edici etkisi zayıflıyor. Sonuçta üniversite eğitimi, geçmişte olduğu gibi gelirde sıçrama sağlayan bir araç olmaktan uzaklaşıyor. Uzmanlara göre ortaya çıkan tablo, Türkiye’de orta sınıfın eğitim yoluyla yeniden üretilemediğine ve ortalama gelir artışının geniş toplum kesimleri için gerçek bir refah artışına karşılık gelmediğine işaret ediyor.
Üniversite mezunu arttı, diplomasız azaldı
TÜİK’in açıkladığı verilerde tüm eğitim gruplarını kapsayan toplam iş geliri verisindeki artışın 17,8 katla her bir eğitim grubu bazındaki artıştan daha yüksek olması, ilk bakışta sezgiyi bozan bir durum. Ancak bu durum ağırlık (kompozisyon) etkisinden kaynaklanıyor. TÜİK’in “toplam” verisi, eğitim gruplarının basit ortalaması anlamına gelmiyor. Her eğitim grubunun geliri kendi grubundaki kişi sayısıyla ağırlıklandırılıyor. Nüfus kompozisyonu, son on yılda dramatik biçimde değişmiş bulunuyor.
Yükseköğretim mezunlarının payı ciddi biçimde artarken, bir okul bitirmeyenlerin payının hızla düştüğü, lise ve lise altı gruplarının iç ağırlıklarının değiştiği görülüyor. TÜİK verilerinde toplam ortalama gelir artışının, tüm eğitim gruplarındaki artışların üzerinde görünmesi bir çelişki değil; düşük gelirli grupların nüfus içindeki payının azalması ve daha yüksek eğitimli grupların ağırlık kazanmasıyla oluşan bir kompozisyon etkisi.

