20 °C
Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

İş yapış şeklinin geleceği

LEVENT TÜRK - Leanopex Yönetim Danışmanlığı Kurucusu

“Kültür stratejiyi kahvaltı niyetine yer”
Peter Drucker

Kriz durumları mevcut eğilimleri ya değiştirir ya da hızlandırırmış. Yaşadığımız süreçte, müşterilerin ihtiyaç duydukları ürün ve hizmetlere hızlı ulaşma arzuları pek değişmeyecek gibi görünüyor. Yeniliklerin bilgisine kolayca ulaşmak ve fiyat avantajına sahip ürünleri almaya karar verdiklerinde, o ürünleri hızla elde etmek istiyorlar.

Bu yönde güçlenen müşteri beklentileri, değer zincirindeki tüm üreticilerin davranışlarını şekillendiriyor: Müşteri beklentilerindeki değişimleri hızla anlayan, maliyetleri düşürmek için kesintisiz değer akışları oluşturan ve sorunlara proaktif yaklaşan şirketler öne çıkıyor. Tüm bu davranışların ortak özelliği hızlı olmaktır.

Nasıl hızlanılır?

Uygun bir teknolojiyi edinmek, rekabet avantajı elde etmek için gerek şart olmakla birlikte, yeterli değildir. Uygun olan teknolojinin belirlenmesi ve bu teknolojiyi kullanacak olan değer zincirindeki tüm birimlerin onu hızla öğrenerek, etkin kullanması gibi faktörler sonuçların hangi hızla geleceğini belirliyor. Problemlerin çabuk görülmesi, bölümler arası uzmanlaşma ve işbirliği yoluyla büyümeden çözülmesi gibi iş yapış özellikleri, etkinlik ve hızı etkiliyor. Rekabet avantajını sağlayan teknolojilerin, yenileri çıktığı anda etkisiz kalacağını biliyoruz. Bu yüzden sürdürülebilirlik, değişimi kucaklayan ve hızlı adapte olabilen bir iş yapış şekline sahip olmakla sağlanabilir. Bu iş yapış şeklinin iki ana özelliği; sorumluluk alma ve işbirliğidir. Sorumluluk alma, çalışanın görev tanımlarında belirtilen sorumluluklara hapsolmadan, gördüğü aksaklıklara müdahale etme arzusudur. İşbirliği de, günümüzün karmaşık problemlerinin, yardımlaşma ve dayanışma olmadan çözülemeyeceği bilinci ile ilgilidir.

Gelişmiş sorumluluk alma ve işbirliği davranışını görev tanımlarıyla sağlamak zordur çünkü bu davranışlar duygularla ilgilidir. Her iki davranış da, özveri yapılmadan gerçekleşemez. Özveri, değerli bir eylemden, daha değerli bir eylem için vazgeçmek demektir. Bir değeri korumak için yapılan her özveri, o değeri güçlendirir ve bir sonra yapılacak özverinin boyutunu büyütür.

Yeni çıkan ‘Operasyonel Mükemmellik ve Saygı’ kitabımda değindiğim gibi, her çalışan kendisini değerli hissetmek ve bu amaçla değer yaratarak benliğine katmak ister. Yeteneklerinin farkına varmak ve onları geliştirerek potansiyelini hayata geçirmek, her insana bu imkânı sağlar.

Üç aydır yaşadığımız pandemi sürecinde öğrendiklerimizin, şunu fark etmemizi kolaylaştırdığını düşünüyorum: Farklı yörüngelerde hareket eden müşteri ve çalışan beklentilerinin birbirlerine ilk defa bu kadar yaklaştığına şahit oluyoruz. Başarının şartı müşterilerin beklentilerini karşılamak ise ve bunun en iyi yolu da çalışanların potansiyellerini hayata geçirmek ise, bu iki kavramı birleştirme fırsatı şimdi önümüzde duruyor.

Çalışanlar organizasyonlara değil, anlamlı buldukları amaçlara bağlanır. Ortak amacın her çalışan açısından özveriye değer bir anlam içermesi ve davranışlara kılavuzluk yapacak değerler etrafında bütünleşilmesi, hızlı iş yapış tarzını getirecektir.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap