İSO 500 sürdürülebilirlikte emekleme safhasında

DİDEM ERYAR ÜNLÜ
DİDEM ERYAR ÜNLÜ YAKIN PLAN didem.eryar@dunya.com

SEGM Yönetim Kurulu Başkanı Çağlar Çabuk, “İSO 500 Şirketleri Sürdürülebilirlik Uyum Araştırması’nın sonuçları, sanayi devlerinin kurumsallaşma ve sürdürülebilirlik anlamında bir yola girdiklerini ancak henüz emekleme safhasında olduklarını gösteriyor” diyor.

Sürdürülebilir Eğitim Gelişim ve Mükemmellik Derneği tarafından gerçekleştirilen İSO 500 Şirketleri Sürdürülebilirlik Uyum Araştırması, İSO 500 2020 listesinde yer alan şirketlerden Ağustos 2021 tarihi itibariyle internet siteleri olan 472 şirketin verilerine dayanıyor. SEGM Yönetim Kurulu Başkanı Çağlar Çabuk, “Gerçekleştirdiğimiz araştırma, şirketlerin sürdürülebilirlik uyumu konusunda bize şimdilik genel bir fotoğraf sunuyor. Sürdürülebilirlik konusunda daha gerçekçi ve daha sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için, bu araştırmaya gelecek yıllarda da devam ederek şirketlerin sürdürülebilirlik konusunda izledikleri politikaları daha net görebilmemiz gerekiyor” derken, veri yokluğunun da önemli bir unsur olduğuna dikkat çekiyor.

“Sürdürülebilirliği en yalın haliyle ‘her şeyin, herkes için, her zaman yeterli olması hali’ olarak tanımlıyorum. Sürdürülebilir bir şirketin, “devamlılık, şeffafl ık, etkin kaynak kullanımı, tutarlılık, katılımcı, sorumlu ve paylaşımcı yönetim” unsurlarını göz önünde bulundurması gerekir” yorumunu yapan Çabuk, “Araştırma sonuçları, sanayi devlerinin kurumsallaşma ve sürdürülebilirlik anlamında bir yola girdiklerini ancak henüz emekleme safh asında olduklarını gösteriyor” diyor.

Sanayinin Sürdürülebilirlik Karnesi

İSO 500 Şirketleri Sürdürülebilirlik Uyum Araştırması’nın sonuçlarından öne çıkan başlıklar şöyle:

İSO 500 2020 listesinde yer alan şirketlerin yüzde 33’ü 50 yıl ve üstü; yüzde 74,6’sı 25 yıl ve üstü zamandır faaliyetlerini sürdürüyor. Bu tablo, İSO 500 şirketlerinin büyük bir çoğunluğunun Türkiye koşullarında çeyrek asrı geçen bir geçmişe sahip olduklarını gösteriyor. Bin yılı deviren şirketlerin olduğu bir dünyada Türk şirketleri henüz yolun başında görünse de, Türkiye’nin kendine özgü sermaye birikim koşullarına göre değerlendirdiğimizde İSO 500 şirketlerinin dörtte üçünün istikrarlı bir yönetişim politikasıyla yoluna sağlıklı bir şekilde devam ettiği izleniyor.

Bir şirketin faaliyete başlarken, amacı, hedefini netleştirmesi ve buna uygun bir gelecek tasarımı oluşturması gerekiyor. Araştırma; şirketlerin yüzde 72,7’sinin misyon ve vizyonunu kamuoyu ile paylaştığını, yüzde 18’inin bir misyon ve vizyonun olmadığını, yüzde 9,3’ünün ise misyon ve vizyonunda bir eksiklik ya da karışıklık olduğunu gösteriyor. Bu durum, sürdürülebilirlik açısından işin en temelinde anlayış sorunu yaşandığını gösteriyor.

Yurtdışına açılım şirketlerin vizyonlarının bulundukları şehir ve ülkeyle sınırlı olmadığını küresel ölçekte bir vizyona sahip olduklarını gösterdiği için günümüz rekabet koşullarında sürdürülebilirlik açısından da anlam ifade ediyor. Başka bir ifadeyle “yurtdışına açılmak”, belli bir gelişmeyi ortaya koyması bakımından bir çeşit “sürdürülebilirlik” belirtisi. Bu açıdan İSO 500 şirketlerine baktığımızda; şirketlerin yüzde 47,2’sinin yurtdışında temsilciliğe veya şubeye sahip olduklarını görüyoruz. Araştırma İSO 500 şirketlerinin yüzde 40’ının bin ve üzeri çalışan sayısına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Yaşanan COVID-19 salgınına rağmen İSO 500 şirketlerinin çalışan sayısının küçük oranlarda da olsa arttığı izleniyor.

Sermaye yapısı aile şirketi olmaktan kurumsallaşmaya giden önemli bir gösterge. Araştırma sonuçları: İSO 500 şirketlerinin yüzde 19,9’unun internet sitelerinde sermaye yapısına ilişkin bir veri paylaşmadığını ortaya koyuyor. Bu tablo İSO 500 şirketlerinde halka açıklı oranlarının yüzde 12,9 ile çok düşük kaldığı görülüyor.

Sürdürülebilirliğin olmazsa olmazlarından birinin kurumsal yönetim olduğu göz önünde bulundurulduğunda şirketlerin yönetim kurulu sayısı (bağımsız üye dâhil) önemli bir gösterge haline geliyor. Bu açıdan İSO 500 şirketleri incelendiğinde yüzde 26,9 gibi yüksek oranda şirketin yönetim kuruluna dair bir veriyi paylaşmadığı görülüyor.

Yönetim kurulu verisi paylaşan 345 şirketin ise yüzde 44,5’inin yönetim kurullarında kadının adı yok. İSO 500’de yer alan şirketlerin sadece 114’ünde kadın yönetim kurulu üyesi bulunuyor. Söz konusu şirketlerin Türkiye’nin sanayi devleri olduğunu dikkate aldığımızda şirketlerde önemli bir “Toplumsal Cinsiyet eşitsizliği” sorunu yaşandığı görülüyor.

Sürdürülebilirliğin bir görünürlük elde etme anlayışı dışında şirketlerin DNA’larına yerleşmesi çok önemli. Bunun için en temel göstergelerden biri şirketlerde ilgili konularda yönetim kuruluna bağlı komitelerin varlığı. Araştırma İSO 500 şirketlerinin; yüzde 21’inde kurumsallaşma ve sürdürülebilirlik anlamımda çeşitli komitelerin oluşturulduğunu gösteriyor. Şirketlerin yüzde 79’unda ise henüz bir komite oluşturulmamış ya da bu bilgi kamuoyu ile paylaşılmıyor. Resmin bütünü bize sanayini devlerinin kurumsallaşma ve sürdürülebilirlik anlamında bir yola girdiklerini ancak henüz emekleme safh asında olduklarını gösteriyor.

İSO 500 şirketlerinin yüzde 44,9’unun açık bir sürdürülebilirlik politikası olduğu görülüyor. Bu önemli bir gelişime işaret etse de somut verilerle desteklenmiyor. Nitekim şirketlerin yüzde 26,1’i sürdürülebilirlik raporu yayınlıyor. Yüzde 19,5’inde bir sürdürülebilirlik komite/ekip söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu da şirketlerin bir politika belirlediklerini ancak somut adımlar atarken bunun içerden bir dönüşümle sağlanması yerine dışardan siparişle uyumlanmaya çalıştıklarını gösteriyor.

İSO 500 şirketlerinin yüzde 69,3’ünün açık bir çevre politikası oluşturdukları görüyoruz. Ancak bu politikaların yaşama geçirilip geçirilmediği konusu, ancak araştırmanın bundan sonraki tekrarlarında adım adım belirlenebilecek önemli bir soru işareti.

İSO 500 şirketlerinin yüzde 48,9’unun bir Ar-Ge Uygulama Merkezi bulunuyor. İnovasyon çalışmaları yürütenlerin oranı ise yüzde 40. Yine de bu merkezlerin ve çalışmalarının ne oranda meyve verdiği ve yapılan yatırımın sonuç sağladığını net olarak bilemiyoruz. Bazı kuruluşların, bu konuda verilen devlet desteklerinden yararlanmak amacıyla “mış” gibi yapıp yapmadıklarını, yine bu araştırmanın tekrarları sonucunda görebileceğiz.”

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar