İsrail’in “Türkiye yeni İran” propagandası hız kazandı

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Ortadoğu’yu yeniden dizayn edeceğiz” söy­lemiyle yola çıkıp Gazze’de bir soykırı­ma, Lübnan’da katliama ve işgale, İran’da da savaşa ve okul katliamına imza atan İsrail’in Türkiye’ye yönelik kışkırtmaları son dönem­de hız kazandı. Hem resmi kaynaklardan hem de medya tarafından yapılan paylaşımlarda, Türkiye’ye yönelik provokatif söylem ve sal­dırılarda büyük bir artış olduğunu görüyoruz.

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik asıl­sız provokatif sosyal medya paylaşımlarının ardından Türk Dışişleri Bakanlığı hemen bir açıklama yayınladı. Açıklamada, “İşlediği suç­lar nedeniyle yaşadığımız çağın Hitler’i olarak nitelenen (İsrail Başbakanı Binyamin) Netan­yahu’nun kim olduğu ve sicili bellidir. Adı ge­çen hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçu ve insanlığa karşı suç­lardan ötürü tutuklama kararı çıkarılmıştır. Netanyahu yönetimi altındaki İsrail, soykırım iddialarıyla Uluslararası Adalet Divanı’nda yargılanmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Ancak İsrail’de her kanattan gerek sosyal medya gerekse de konvansiyonel medya üze­rinden Türkiye’ye yönelik inanılmaz bir ka­ralama kampanyası ve saldırganlık yürümeye devam ediyor.

Bu saldırgan retoriğin bel kemiğini, Eski İs­rail Başbakanı Naftali Bennett’ın başlattığı “Türkiye yeni İran” söylemi oluşturuyor.

İsrail gazetesinin yalanı

Son olarak dün (13 Nisan) tarihinde Jeru­salem Post gazetesinde yayınlanan Tobias Siegal imzalı bir analizde, yine “Türkiye ye­ni İran” başlığı kullanılarak Türkiye yine he­def gösterildi. Analizde, “Kudüs Güvenlik ve Dışişleri Merkezi’nde araştırmacı olan Ben Menachem, Türkiye’nin İsrail için giderek artan bir stratejik tehdit haline geldiği konu­sunda uyarıyor. Menachem, Türkiye Cum­hurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın izledi­ği politikaların kamuoyuna yönelik söylem­lerin çok ötesine geçtiğini savunuyor. Ona göre, “Türkiye yeni İran’dır” denildi.

Analizde ayrıca “Ankara’nın, İran rejiminin zayıflayacağı veya hatta çökeceği varsayımı­na dayanarak, Ortadoğu’da yeni bir Sünni blok kurmak için sessizce çalıştığını iddia ediyor. Böyle bir gelişmenin, Şii ekseninin çöküşü­nün ardından bölgesel bir boşluk yaratacağını söylüyor. Türkiye’nin, bölgesel güç dengesini yeniden şekillendirmeyi amaçlayan bir hamle olarak, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile birlikte bu boşluğu doldurmayı hedeflediğini ekliyor” sözlerine yer verildi.

Jerusalem Post, provokatif analizinde de­zenformasyon ve yalan habere de yer vermek­ten çekinmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2024 yılında Rize’de yaptığı bir konuşmayı, iki gün önce, yani 12 Nisan pazar günü yapıl­mış gibi göstererek, “Pazar günü, Erdoğan İs­rail’i Filistin ve Lübnan’a karşı zulüm yapmak­la suçladı ve Karabağ ve Libya’daki geçmiş mü­dahalelerine benzer şekilde, Yahudi devletine karşı olası bir askeri harekatla tehdit etti” şek­linde bir yalan habere imza attı.

İsrail Miras Bakanı Amichay Eliyahu da dün X platformunda yaptığı mide bulandırıcı görsellerle dolu bir paylaşımda, Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef göstererek “Yarın hükümet toplantısında Dışişleri Baka­nı’ndan ve Başbakan’dan büyükelçiliği ve kon­solosluğu derhal kapatmalarını talep edece­ğim” dedi.

İsrail Deniz İstihbaratı eski başkanı General Amit Yagur ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderlik ettiği ve kendisinin ‘ideolo­jik eksen’ olarak tanımladığı yapıya karşı koy­ma zamanının geldiğini iddia etti. Yagur, İsra­il basınında yayınlanan bir analizde, “Türki­ye’nin hamlelerinin artık siyasi açıklamalarla sınırlı olmadığını, bölgedeki hem İsrail hem de ABD çıkarlarını hedef alan doğrudan bir askeri tehdide dönüştüğünü” öne sürdü.

İsrail’in Türkiye düşmanlığı giderek tehli­keli bir hal almaya başladı. Belli ki Türkiye’nin Suriye başta olmak üzere bölgede aktif ve sö­züne itibar edilen bir aktör olması İsrail’deki soykırım kabinesini çok rahatsız ediyor.

Netanyahu yönetiminin, ABD yönetimi ve ABD Başkanı Donald Trump üzerindeki et­kisi göz önüne alındığında, ABD başta olmak üzere uluslararası kamuoyunun nezdinde Türkiye’yi “şeytanlaştırmak” amacıyla elle­rinden geleni yapacakları açıkça görünüyor. Türkiye’nin çok dikkatli olması ve İsrail’in “kara propaganda”sına pabuç bırakmamak için çok uyanık davranması gerekiyor. Tür­kiye’nin NATO üyesi olduğu ve ABD’den son­ra NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olduğu da sık sık anımsatılmalı.

Yazara Ait Diğer Yazılar