15 °C
Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

İşsizlik konusunda söz TÜİK’te

İşgücü istatistiklerinin 2019 yılındaki seyriyle ilgili çok şey yazıldı, söylendi. Bu konuda önce birkaç saptamada bulunmakta yarar var.

Birincisi; bu konuda ortaya konulan veriler ve dile getirilen görüşler iddia değil, yalın gerçekler.

İkincisi; bu verileri yalnızca biz yazmış değiliz, herkese açık bu veriler çeşitli platformlarda yer buldu.

İşgücü istatistiklerinde geçen yıl en çok dikkat çeken ve nasıl olduğu sorgulanan hiç kuşku yok ki çalışma çağına gelmiş nüfustaki artışla işgücü artışı arasındaki makasın açılmasıydı.

Doğal olarak tüm gözler bu verileri oluşturan TÜİK’e dönüyordu. TÜİK bu konuda DÜNYA’ya bir açıklama yaptı. Ama iletişim kanallarının iyi kullanılmaması yüzünden bu açıklamaya köşemizde ancak şimdi yer verebiliyoruz.

TÜİK’e göre dört temel etken var

TÜİK’ten yapılan açıklamada işgücündeki kısıtlı artışın ve buna bağlı olarak işgücüne katılımın diğer yıllara göre az olmasının sebepleri şu şekilde özetleniyor:

■ İstihdamda meydana gelen azalmanın büyük bir bölümü tarım sektöründe oluşurken, bu sektörde istihdam dışında kalanların dikkate değer bir bölümü ise işgücüne dahil olmayanlarda yer almıştır. Benzer durum inşaat sektörü için de geçerlidir.

■ Özellikle 35 yaş ve daha yukarı yaştaki erkeklerde daha önceki yılda istihdamda olan emeklilerin, ekonomik konjonktür yüzünden işgücü piyasası dışına çıkmalarından dolayı işgücüne dahil olmayan kişi sayısı artmıştır. Ayrıca son yıllarda bazı kurumlarda emekliliğe teşvik tazminatı düzenlemesinin uygulanması ile emekliliğe teşvik ödemesinin yapılması, istihdamda olan bu kişilerin işgücüne dahil olmayanlara kaymasına neden olmuştur.

■ Mevcut durumda işgücüne dahil olmayan ev kadınlarının bir yıl önceki işgücü durumları incelendiğinde bu kişilerin daha çok geçici veya kırılgan işlerde çalıştığı görülmektedir. Ekonomik sebeplerle istihdam dışında kalanlar veya iş aramaktan vazgeçen ev kadınları işgücü piyasası dışında yer almıştır. İşgücüne dahil olmayan kişi sayısındaki artışın önemli bir bölümü de bu kişilerden kaynaklanmaktadır.

■ Bedelli askerlik uygulamasından faydalananlar 21 gün temel askerlik eğitimi almaktadır. 6 veya 12 aylık askerlik uygulamasından farklı olarak bedelli askerlik yapan ve anket döneminde örneğe seçilen fertler kurumsal nüfus kapsamında değerlendirilmemektedir. (Yani bu kişiler asker sayılmıyor) Diğer dönemlerde istihdamda olan ya da iş arayan bu kişiler askerliğini gerçekleştirdiği dönemde işgücü dışında yer almaktadır.

Ekonomik darboğaz koşullarına aykırı

TÜİK’in görüşü böyle. Bu görüşü irdelemeden önce yıllık sayılardaki farklara bir göz atalım. Yeni seri işgücü istatistikleri 2014 yılından bu yana oluşturuluyor. Biz de bu yüzden 2014-2019 döneminin yıllık verilerini aldık.

Buna göre geçen yıl işgücüne dahil olmayan nüfus, 2018’e kıyasla 547 bin kişi arttı. Yeni seri verilerini kullandığımız son beş yılda böyle bir artış yok.

Ekonomik krizin adeta tavan yaptığı bir yılda işgücüne dahil olmayanların sayısının artması aslında tuhaf bir durum. Ailede bir kişi işini kaybettiğinde doğan gelir boşluğunu gidermek amacıyla daha önce işgücünde olmayanların çalışmak istemesi normalken tersinin yaşandığından söz ediyoruz.

Geçen yıl işgücüne dahil olmayan nüfusta 547 bin kişilik artış olduğunu belirttik. Sayıyı bu düzeye taşıyan en büyük etken emekli sayısındaki 422 bin kişilik artış. İkinci sırada 307 binle ev hanımlarının sayısındaki artış geliyor.

Çalışamaz durumda olduğunu beyan edenlerin sayısında ise geçen yıl 142 binlik bir azalma olmuş.

Çalışmama nedeni olarak "ev işleriyle meşgul olma” ve “çalışamaz durumda bulunma” gerekçelerinin yıldan yıla birbirine geçişkenlik gösterdiği belirtiliyor. Yani bir anket döneminde ev işlerini gerekçe gösterenlerin, bir başka anket döneminde bu sefer çalışamamayı öne sürdükleri ifade ediliyor.

Ev işleriyle meşgul olduğu için işgücü piyasasına girmediklerini belirtenleri biraz da bu geçişkenlikle değerlendirmekte yarar var.

Ama yine de bu geçişkenlik dikkate alınsa bile 2018’de çalışırken geçen yıl ev hanımlığını tercih edenlerin sayısındaki bu artış ekonominin gerçekleriyle pek örtüşmüyor.

TÜİK’in açıklamasındaki ilk madde için söylenecek pek bir şey yok. Piyasada bu durumu gözlemek zaten mümkün.

İkinci maddede ifade edilen emekli erkekler konusuna gelince... Belli ki çalışanların işini kaybetmesi sırasında ilk kapıya konulanlar emekli olarak çalışan erkekler. Ama buradaki 35 yaş üstü emekli erkekler ifadesini anlamak zor. Sanki bu yaş civarında bir emekli kitlesinden söz ediliyor gibi, ki bu da pek anlamlı değil.

Bedelli askerlik gerekçesi ise toplam sayı içinde fazla yer tutacak bir büyüklüğe sahip olamaz. Ayrıca bu konu metodolojik yönden biraz sıkıntılı. Normalde askerler kurumsal nüfus içinde sayılır ve doğal olarak işgücü ve istihdamda yer almazlar. Oysa TÜİK bedelli askerleri kurumsal olmayan nüfus tanımına sokuyor, ama diğer yandan bu kişileri işgücü dışında gösteriyor. Bu uygulama yüzünden kurumsal olmayan nüfus yüksek, işgücü ise düşük görünüyor. İşte TÜİK bunun da nüfus artışı-işgücü artışı makasının açılmasında etken olduğunu belirtiyor.

Ancak, her ay kaç bedelli askerin silah altında olduğu bilinmemekle birlikte bu sayının toplam içinde çok fazla yer tutmadığı ortada.

İş aramaktan umudunu kesenler

Bir şehir efsanesi de insanların iş bulmaktan umutlarını kestikleri için iş aramadıkları ve bu durumdakilerin sayısının çok arttığı. Sayılar hiç de öyle demiyor.

Geçen yıl çalışmaya hazır ama iş bulma umudunu yitirdiği için işgücüne dahil olmayan nüfustaki artış yalnızca 81 bin kişi. Yani bu durumdakiler işgücüne dahil olmayan nüfustaki 547 bin kişilik artışta yalnızca yüzde 15’lik bir yer tutuyor.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap