16 °C
Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

İşsizlikte en yüksek oranı henüz görmedik

Bazı siyasetçiler aralık ayında yüzde 12.7'ye ulaşan işsizlik oranının tepe noktaya işaret ettiği görüşünü dile getiriyorlar. Bu görüşün temelinde istihdama ilişkin destekleyici önlemlerin hemen meyvesini vereceği ve bu sayede işsizliğin azalacağı görüşü mü yatıyor, yoksa mevsimsel etkenlerle işsizlikte azalma başlayacağı öngörüsüyle mi hareket ediliyor, bilemeyiz. Ama bildiğimiz şu:

"İşsizlikte aralık ayında oluşan yüzde 12.7 ile henüz zirveyi görmüş değiliz. Daha yüksek oranlar bizi bekliyor ve bu oranlara hazırlıklı olmalıyız."

Hiç değişmeyen bir eğilim var

Son dokuz yılı kapsayacak şekilde aralık aylarındaki işsizlik oranını, izleyen yılın ilk aylarındaki oranlarla karşılaştırdık. 2008-2016 döneminde hiçbir yıl ilk aylardaki işsizlik oranı, bir önceki yılın aralık ayındaki orandan düşük gerçekleşmemiş. Hep daha yüksek oranlar görülmüş. Birkaç örnekle bu tabloyu açalım:

2007 yılının aralık ayındaki işsizlik oranı yüzde 9.9 olmuş. 2008'in ilk üç ayında yüzde 9.9'dan yüksek oranlar görülmüş.

2008'den 2009'a geçişte küresel krizin de etkisiyle ilk dört ay boyunca 2008'in aralık ayından yüksek oranlar gerçekleşmiş. Aralık 2008 düzeyine 2009'un ancak mayıs ayında inilebilmiş.

Bu eğilim istisnasız tüm yıllarda sürüyor. Kimi yıl ilk iki ay, kimi yıl ilk üç ay, biraz önce de belirttiğimiz gibi 2009'da ise ilk dört ay, bir önceki yılın aralık ayından daha yüksek işsizlik oranlarına sahne olmuş.

Eğilim bu yıl nasıl tersine dönecek?

Son dokuz yıldır sürmekte olan bu eğilimin bu yıl tersine döneceği, detayını bilmediğimiz bir bilgiden yola çıkılarak mı savunulmaktadır, yoksa bir temenni midir ya da kamuoyunun moralini yüksek tutmasını sağlamaya dönük çabaların bir yansıması mıdır? Bilemeyiz tabii ki...

Ama ısrarla "işsizlikte en kötünün geride kaldığı" görüşü dile getirilmeye devam ediliyor. Dolayısıyla mevsimsel etkenlerle ocak ve şubat ayları, hatta kimi yıllar mart ayları bile bir önceki yılın aralık ayından daha yüksek işsizlik oranlarına sahne oluyorken bu yıl tersi yaşanacağına göre çok köklü bir değişiklik söz konusu demektir.

Acaba bu değişiklik ne olabilir? İstihdamı teşvik etmek adına atılan adımlarla mı işsizliğin geriletilmesi sağlanacaktır, yoksa adeta "açık artırmaya" dönüşen istihdam yaratma vaatlerinden mi çok şey beklenmektedir? Ayrıca, bu vaatlerin tümü yerine getirilmiş olsa bile bunun toplam istihdama katkısı ne olacaktır?

Ya da diğer yanda kamuya memur alımıyla mı işsizlikte azalma sağlanacağı umulmaktadır?

Dört milyona yakın işsiz var

Kamuya birkaç bin memur almakla ya da on bin, yirmi bin öğretmen atamakla veya büyük şirket ve holdinglerin vaat ettikleri istihdam katkısını gerçekleştirmeleriyle işsizliği olsa olsa bir nebze hafifletebiliriz. Öyle işsizlik oranını kayda değer ölçüde aşağı çekmemiz mümkün olmaz.

İşsizlik mevsimsel etkilerle tabii ki bir süre sonra yönünü aşağı çevirecektir. Bunun da atılan adımlarla bir ilgisi yoktur zaten.

Hem unutmayalım Türkiye'deki işsizlik sorunu geçici önlemlerle ve bir takım katkılarla hafifletilebilecek gibi değildir.

TÜİK verilerine göre aralık ayı itibariyle Türkiye'deki işsiz sayısı tam 3 milyon 872 bin düzeyinde. İşgücü de yıldan yıla 900 bin dolayında artıyor. Yani Türkiye her yıl yaklaşık 900 bin kişiye iş yarattığı takdirde işsiz sayısını sabit tutabilecek.

İşsizlik oranı aralık itibariyle yüzde 12.7, muhtemelen bu yılın ilk iki ayında daha da artacak. Üstelik işgücüne katılma oranımız yüzde 50'nin biraz üstünde. Çalışmak isteyenlerin, yani işgücüne katılanların sayısı artsa, işsizlik oranımız çok daha yukarı gidecek.

İşgücüne katılma oranı aralık itibariyle toplamda yüzde 51.6, erkeklerde yüzde 71.5, kadınlarda ise yalnızca yüzde 32.2 düzeyinde.

Ve yaşı 15-24 arasında olan her 100 gencin 24'ü de işsiz geziyor

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız. Daha önce üye olmadıysanız lütfen üye olunuz.
Giriş Yap Üye Ol!

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.