İstanbul’da 50 bin sosyal konut için başvurular 500 bini aşabilir

Sadi Özdemir
Sadi Özdemir EKONOMİDE SAĞDUYU sadi.ozdemir@dunya.com

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 2023-2028 dönemi için 5 yılda 500 bin sosyal konut, 250 bin konut amaçlı arsa, 50 bin iş yeri üretimi hedefleyen ‘İlk Evim, İlk İş Yerim’ projesinin detaylarını 13 Eylül’de açıkladı. Proje için 5 yılda toplam 900 milyar liralık yatırım yapılacağı ve bunun 2 trilyon liralık ekonomik hareketlilik sağlayacağı belirtildi. 14 Eylül’de daha ilk gün başvuruların çığ gibi büyüdüğünü gördük. İlk birkaç saatte konut için başvuranların sayısı, projenin ilk iki yılı için planlanan 250 bin sosyal konut rakamını aşmıştı. Belki bu yazı yayınlandığında 5 yıl için vaat edilen 500 bin konut rakamından bile fazla başvuruya ulaşılmış olacak. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Gaziantep, Antalya gibi illerimiz için planlanan sosyal konut rakamlarının 5-10 misli başvuruya ulaşıldığını görebiliriz. İstanbul’da Tuzla ve Silivri dâhil üretilecek 50 bin sosyal konut için başvurular benim tahminime göre 500 bini rahatlıkla aşabilir. Çünkü İstanbul’da ‘konut ve kira sorunu’ diğer illerimizden çok daha derin ve büyük. TOKİ uzun süredir İstanbul’da sosyal konut üretmiyor olsa da geçmişte bazı projeleri olmuştu. Bu projelerin her biri satışa çıkıldığında 4 ila 10 katı talep geldi ve noter huzurunda çekilişlerle hak sahipliği seçimi yapılabildi. Eğer Haziran 2023’te yapılacak genel seçimleri de Erdoğan ve Ak Parti kazanırsa bu cazip fiyat ve ödeme koşullarına sahip projeler için de İstanbul’da 10 misli talep görebilir, noter huzurunda günlerce sürecek çekilişleri izleriz. Konuştuğum sektör duayenleri, İstanbul’da konut açığının çok büyüdüğünü ve 3 yıl içinde en az 400 bin yeni konut üretiminin şart olduğunu söylüyor.

Özel sektör neden yeterli konut üretemiyor?

Peki, bu kadar ihtiyaç varken özel sektör neden yeteri kadar konut üretmiyor? Öncelikle adlarını çok duyduğumuz marka konut projeleri geliştiren firmaların toplam Türkiye konut pazarındaki payları yüzde 10 bile değil. Bu firmaların, İstanbul’da orta ve dar gelirli vatandaş için konut üretmeleri arsa ve inşaat maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle en azından 4 yıldır mümkün olamıyor. Şu anda her yeni projede ortalama metrekare maliyetleri o kadar yüksek ki bu firmaların ürettiği konutları ancak A ve B Gelir Grubuna ulaşmış vatandaşlar alabiliyor. B gelir grubunun alt sınırı ile C ve D gelir grubundaki vatandaşların konut ihtiyacı ‘maksimum’ düzeyde olsa da onlar bu projelerden konut alamıyor. Çünkü gelirleri bu konutlar alabilecekleri fiyatlardan çok aşağılarda kalıyor. Ülkemizde, son yıllarda konut kredisi faizleri, vadeleri ve kredi miktarları da mortgage standartlarından çok uzaklaştı. Yıllık 1,5 milyon adetlik pazarın yarısının (750 bin) ‘yeni konut’ olması gerekirken yılda 400-450 bin adet yeni konut üretimi yapılabiliyor. Böyle bir üretim ve pazar düzeninde ‘ucuz konut işi’ ya da orta sınıf için konut üretimi iki aktöre kalmış durumda. Bunlardan biri ‘sosyal devlet’ diğeri ise genellikle ‘sat yap’ tarzını hâlâ sürdüren ve toplam konut üretimi içinde payları yüksek olan mahalle aralarındaki küçük müteahhitlerdir. Peki devlet, sosyal konut olarak ne üretiyor? Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un 13 Eylül’de verdiği bilgiye göre 2003-2022 döneminde (20 yılda) TOKİ 1 milyon 170 bin sosyal konut üretti. Buna göre devlet, yılda 58 bin 500 adet, orta ve dar gelirli vatandaşın alabileceği fiyat ve vadeyi sunan konut üretmiş. Şimdiki ‘5 yılda 500 bin sosyal konut ile 250 bin konut amaçlı arsa üretim hedeflerini’ birlikte dikkate alırsak sosyal konutta yıllık üretim iki katına çıkacak. Aynı dönemde inşaat sektörünün bağımsız konut üretiminin önündeki genel sorunların da çözülmesi gerekiyor ki Türkiye konut pazarı 2004-2017 yılları arasındaki arz ve talep dengesine, vatandaş lehine rekabet ve kredi koşullarına dönebilsin.

Muhalefet daha kapsamlı bir sosyal konut projesi açıklayamaz mıydı?

İktidarın sosyal konut projesine muhalefetten ne söylenmiş merak ettim. CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, “Biz dar gelirlileri konut sahibi yapmak için çok daha anlamlı projelerle çok daha etkin bir hizmeti veririz. Bu proje yine büyük ölçüde yandaşı zengin etme projesi olarak tasarlanmış. Biz bu projeyi iktidara gelir gelmez milletimizi ev sahibi yapma projesine çevireceğiz” dedi. İYİ Parti Meclis Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu ise sosyal konut projesinin olumlu proje olduğunu, çok daha önceden bu adımların atılması gerektiğini ifade ederek, “Biz iktidara geldiğimizde bu projeleri artırarak devam ettireceğiz. Bu tür projeleri daha da genişleterek uygulamak sosyal politikaların gereğidir” diye konuştu. Muhalefetin daha küçük partilerinden ve taban siyasetçilerinden “Dağ fare doğurdu, bu rakamlarla vatandaş ödeyemez, bu sadece seçim vaadi” diyenler de vardı. İnşaat sektörünü bilinen klişelerle lanetleyenler, ‘beton ekonomisi edebiyatı’ yaparlar da oldu. Muhalefet, projeyi küçümsedi ve ‘biz daha iyisini yaparız’ demekle yetindi. Projeyi ‘seçim vaadi olmakla’ suçlamak ise en tuhaf tepkiydi. Seçime 9 ay kalmışken demokrasilerde en doğal olan şey, ‘detaylı seçim vaatlerini anlatmak’ değil midir? Muhalefet, konut ve kira problemi için çok kapsamlı bir proje geliştirmiş ve iktidarla aynı gün ya da sonraki gün açıklamış olsaydı daha şık olmaz mıydı?

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar