İstihdamda büyük çapta azalma ve gündeme getirdiği sorular
Türkiye işgücü piyasası 2026 yılına çarpıcı bir giriş yaptı. Şaşırtıcı ya da beklenmedik bir giriş yaptı da diyebiliriz. Ne demek istediğimi açıklayayım. Mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre yılın ilk üç ayında geçen yılın son üç ayına kıyasla istihdamda 301 binlik büyük çapta bir azalma yaşandı.
2025’in ilk 3 çeyreğinde de istihdamda azalma vardı ama bu azalma 9 ayda 85 binle sınırlı kalmıştı. Öte yandan ilk üç ayda istihdamda büyük çapta azalma yaşanırken işsiz sayısı da 52 bin azaldı, işsizlik oranı da yüzde 8,3’ten 8,2’ye indi. Normalde istihdamda bu kadar büyük kayıp varken işsizliğin artması beklenirdi. Önce bu paradoksu açıklığa kavuşturalım. Ardından istihdam kaybını mercek altına alarak gündeme getirdiği endişe verici soruları ele alalım.
İşgücü piyasasında daralma hızlandı
İşsizlik oranı işsiz sayısının istihdam ve işsiz sayısının toplamı olarak tanımlanan işgücüne bölünerek hesaplanır. İstihdam azaldığında işsiz sayısı da azalıyorsa yani işgücü piyasasından çıkışlar sonucu iş arayan sayısı azalıyorsa, bu oran matematik olarak azalabilir. İlk üç ayda olan da budur. Bu gelişme, sevinmek bir yana ciddi endişe duyulması gereken bir durumdur.
Çalışabilir nüfusun (15+) ne kadarı istihdamda ise, emek verimliliği veri iken, o kadar çok mal ve hizmet üretilir. Gelişmiş ülkelerde istihdam oranı işsizlik düzeyine bağlı olarak yüzde 70 civarındadır. Bizde ise özellikle kadın katılım oranının düşüklüğü nedeniyle yüzde 40’lardaydı ama artış vardı. Ancak son birkaç dönemdir istihdam oranında düşüş gözlemleniyor. Zirve yaptığı 2024’ün ilk yarısında yüzde 49,5’e kadar yükselen istihdam oranı 1,5 yılda 0,7 puanlık kayıpla 2025’in son çeyreğinde yüzde 48,8’e inmişti. Takip eden üç ayda ise 0,5 puanlık kayıpla yüzde 48,3’e geriledi. Bu sert düşüşte dikkat çeken bir husus da sadece kadınlarda değil erkeklerde de istihdam oranında düşüşlerin yanı sıra işgücü piyasasından çıkışların görülmeye başlanmasıdır. Türkiye işgücü piyasasında bir süredir gözlemlenen daralma yılın ilk üç ayında hızlanmıştır.
Bu olumsuzluğun nedenleri mutlaka araştırılmalıdır. Bir neden erken emeklilik olabilir. Bir diğer neden iş bulma ümidi olmayanların sayısındaki artış olabilir. Nitekim çalışmayı arzulayan ama iş aramayanlardan oluşan potansiyel işgücü üç ayda 230 bin artışla 5 milyon 134 binden 5 milyon 364 bine yükselmiştir. Bu yüksek artış potansiyel işgücünü de hesaba katan geniş işsizlik oranını yüzde 19,9’dan 20,4’e yükseltmiştir.
İstihdam neden azalıyor?
Toplam istihdamda azalma bir süredir gözlemleniyordu ama yazının başında belirtildiği gibi sınırlıydı ve sektörler ayrımında istihdam gelişmeleri çok farklıydı. Tarımda istihdamın zaten sürekli azalmakta olduğunu biliyoruz. Dikkat çeken sanayide de istihdamın azalmaya başlamasıydı ama bu gelişme şaşırtıcı sayılmazdı. Sanayi kesiminde büyüme durgunlaşmıştı. Hazır giyim, tekstil gibi emek yoğun faaliyet kollarında daralma ve ciddi istihdam kayıpları yaşanıyordu. Bu konuyla ilgili önceki yazılarımda vurguladığım gibi bu gelişmeler sanayide ortalama verimliliği artıracak bir yapısal dönüşümün sonucu olarak da görülebilir. Buna karşılık bu yılın ilk üç ayında ortaya çıkan 300 binlik istihdam kaybı tüm sektörleri kapsıyor.
Tarım dışında istihdam kaybı 255 bin. Bu kez sanayide kayıp oldukça düşük olup 20 bin ile sınırlı. Buna karşılık istihdamı sürükleyen hizmetlerde kayıp 188 bin; erkeklerde 63 kadınlarda 125 bin. Üç aylık kayıp oranı yaklaşık yüzde 1’dir. Bu şaşırtıcı bir gelişmedir. Geçici ya da ölçüm hatası olabilir. Nitekim kayıtlı ücretli çalışanların takip edildiği işgücü girdi endeksinde ticaret-hizmetler kesiminde çalışan sayısında yüzde 0,8’lik bir artış görülmekte. Ya da her iki gözlem de aşağı yukarı doğrudur ama hizmet kesiminde istihdam kayıpları küçük esnaf kesiminde (kendi hesabına çalışanlar) kepenk indirmenin yaygınlaştığını gösteriyordur. İstihdamın hızla arttığı bir diğer kesim olan inşaatta da 48 binlik istihdam kaybı mevcut. Göreli olarak en büyük kayıp yüzde 2,2 ile bu sektördedir. Acaba konut inşaatları doyum noktasına ulaşmış olabilir mi?
Son bir soru hizmetler ve inşaat yüzde 3,5 civarında seyreden ekonomik büyümenin motorlarıydı. Bu çapta istihdam kayıpları, eğer bir ölçüm hatası yoksa, motorun en iyimser tahminle teklemeye başladığını gösteriyor olabilir.