İthal tüketimde tarihi fren

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Tüketim malı ithalatı nisanda, yüzde 6,8’le son 48 ayın yıllık bazda en sert düşüşünü kaydetti. Savaş öncesi gerilimin arttığı, fiili çatışmanın yaşandığı ve ateşkese rağmen belirsizliğin sürdüğü ilk dört ayda tüketim malı ithalatı yüzde 5,1 azaldı.

Parasal sıkılaştırma ön­lemleri ile soğutulmaya çalışılan ithal tüketim, ABD/İsrail-İran savaşı kay­naklı belirsizlik ve enerji şo­kuyla sert fren yaptı. Savaş ön­cesi gerilimle ocakta itibaren düşmeye devam eden tüketim malı ithalatı, ateşkese rağmen gerilimin ve savaşın olumsuz etkilerinin devam ettiği nisan­da yüzde 6,8’le son 48 ayın en sert düşüşünü kaydetti.

İran-İsrail Savaşı ve bölge­sel gerilim sonrası özellikle, enerji fiyatı oynaklığı, Hür­müz Boğazı riski, navlun/si­gorta maliyetleri, kur ve re­zerv endişesi ve jeopolitik risk priminin belirgin biçim­de artması bu düşüşte etkili oldu. Uzmanlara göre jeopoli­tik şok dönemlerinde tüketim ithalatı ilk vazgeçilen kalem oluyor. Sanayiciler üretimi­ni sürdürebilmek için gerek­li hammadde/ara malını ithal etmeye devam ederken, elekt­ronik, tekstil, perakende, da­yanıklı tüketim, lüks ürün si­parişlerini azaltabiliyor. İran savaşıyla birlikte petrol şoku riski, kur sıçraması korku­su, finansmana erişim soru­nu, talep daralması endişesi gibi faktörlerin bir arada or­taya çıktığına işaret eden uz­manlar, ithalatçıların “elimi küçülteyim, bekleyeyim” mo­duna geçtiği, bunun da tüke­tim mallarındaki sert düşüşte etkili olduğu görüşünde.

İthal tüketimdeki düşüşte tüketici psikolojisinin de et­kisi bulunuyor. Bölgede büyük savaş algısının tüketicileri dö­viz tutmaya, altına ve harca­malarını ertelemeye yöneltti­ği belirtiliyor. İthal tüketim­deki frende, İran savaşının tek etmen olmadığı ancak, mev­cut sıkı para politikasının üze­rine eklenen güçlü bir hızlan­dırıcı etki yarattığı belirtiliyor.

İthal tüketimde tarihi fren - Resim : 1

İlk dört ayda yüzde 5,1 düşüş var

Geçen yılın temmuz sonu­na kadar yıllık bazda çift ha­neli artışlar kaydeden, son çeyrekte hız kesmekle birlik­te aralıkta da artan tüketim malı ithalatı bu yılın ilk dört ayında ise kesintisiz düşüş sürecine girdi. Söz konusu it­halat savaş çanlarının çaldı­ğı süreçte ocak ayında yıllık bazda yüzde 5,4 düşüşle 3 mil­yar 763,1 milyon, şubatta yüz­de 2,2 düşüşle 4 milyar 146,1 milyon, fiilen savaşın yaşan­dığı mart ayında yüzde 5,3 dü­şüşle 4 milyar 990,9 milyon ve nisanda 6,8 düşüşle 4 milyar 990,9 milyon dolar oldu. Tü­ketim malı ithalatında yüzde 7,5’lik düşüş yaşanan Nisan 2022’den bu yana olan 48 ay­lık dönemin en sert düşüşü bu yıl nisanda gerçekleşti.

Böylece ilk dört ay itibarıyla tüketim malı ithalatı geçen yı­lın aynı dönemine göre yüzde 5,1 düşüşle 17 milyar 838 mil­yon dolara geriledi. Ocak-ni­san döneminde geçen yılın eş dönemine göre yaklaşık 1 mil­yar dolar daha az tüketim malı ithal edildi. Bu gelişme, Tür­kiye’de sıkı para politikasıy­la bastırılmış iç talep, küresel jeopolitik belirsizlik ve ticaret riskleriyle birleşince tüketim ithalatında sert bir kırılmanın yaşandığını gösteriyor.

Buna karşılık aynı dönem­de üretim girdisi olarak ger­çekleştirilen hammadde/ara malı ithalatı yüzde 5,2 artış­la 89 milyar 702,3 milyon do­lara, üretim yatırımlarında kullanılacak makine ve ekip­manları kapsayan sermaye (yatırım) mallarının ithalatı da yüzde 8,2 artışla 17 milyar 637,4 milyon dolara ulaştı. İlk dört aylık dönemler itibarıyla toplam ithalatta ara malları­nın payı yüzde 70,7’den yüzde 71,3’e, sermaye mallarının pa­yı da yüzde 13,5’ten yüzde 14’e çıkarken, tüketim malı ithala­tının payı yüzde 15,6’dan yüz­de 14,2’ye geriledi.

Önceki aylardaki yüksek artış grafiğinin etkisi ile ni­san sonu itibarıyla son bir yıl­daki tüketim malı ithalatı ise hala önceki bir yıllık dönem­dekinin yüzde 3,7 üzerinde. Ancak yıllıklandırılmış veri­lere göre ithalat tüketim artı­şı, yatırım mallarındaki yüz­de 11,3, ara malındaki yüzde 4,3’lük ve toplamdaki yüzde 5,4’lük ithalat artışlarının al­tına inmiş bulunuyor.

İthal tüketimde tarihi fren - Resim : 2

İthalatta maliyet artık sadece “kur” değil

İsrail-İran savaşı, ithalata yeni maliyet unsurları ekledi. Önceki dönemlerde şirketler için temel risk dolar/TL paritesi iken, artık buna navlun maliyeti, teslim süresi, sigorta primi, tedarik güvenliği, jeopolitik risk primi gibi birçok unsur eklendi. Özellikle Asya’dan gelen tüketim mallarında teslim süreleri ve taşıma maliyetleri oynak hale geldi. Bu da firmaları daha az sipariş vermeye iten bir faktör.

Savaş ve küresel kriz ortamı sadece maliyet yaratmakla kalmıyor, geleceğe ilişkin algıyı da bozuyor. Belirsizlik döneminde şirketlerin stok küçülttüğü, küresel gerilim arttığında genelde agresif ithalat yapmadıkları, yüksek stok da tutmayarak “bekle-gör” moduna geçtiklerini belirten uzmanlar, Türkiye’de zaten finansman pahalı olduğu için şirketler iki kez düşünmeye başladığını vurguluyor.

Firmaların bu tavrının yanı sıra tüketicilerin de “işimi kaybeder miyim?”, “daha kötü günler gelir mi?”, “paramı korumalı mıyım?” düşüncesine odaklanarak ithal ve ertelenebilir tüketimden kaçındığı biliniyor. Bu tür dönemlerde firma davranışları ve tüketici psikolojisinin bileşik etkisi ithalatı hızla aşağı çekebiliyor.

Bu tarz düşüşleri ekonomide “sessiz resesyon” sinyali olarak değerlendirenler de bulunuyor. Buna göre ilk önce ithal tüketim, sonra dayanıklı tüketim, ardından iç ticaret hacmi zayıflamaya başlıyor. Ancak ilk dört ay itibarıyla ara malı ve yatırım mallarındaki artış ivmesi, ekonomide canlılığa işaret ediyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.251,29 1,22 %
Dolar 47,0537 0,04 %
Euro 53,9172 -0,01 %
Euro/Dolar 1,1433 -0,28 %
Altın (GR) 6.059,11 -1,45 %
Altın (ONS) 3.983,59 -1,90 %
Brent 83,5730 -1,35 %